14 Şubat 2021 Pazar

Yaralı Kalplere Sevgilerimle


      Sevgi..
      İnsan ruhuna bahşedilen en güzel ve en güçlü hediye. Kalp tahtında yaşayan ve zaman zaman tüm gövdeye yayılan, bazen köz bazen de kelebek olan sevgi..
Çöle su, yaraya merhem gibi. Bu özel gecede önceliği yaralı kalplere vermek istiyorum şimdi. Gövdede uğuldayan bir köz taşıyan ve yaktıkça yakan bir sıcakla yaşamaya çalışan kalplere..

      Bazen olmuyor değil mi? Nerede yanlış yaptığınızı düşünseniz de boş dolmuyor, dolu almıyor. Her şeyin bambaşka olma ihtimali varken bazen bazı şeyler hiç beklediğiniz seyirde gitmiyor.. Aklınıza dahi gelmeyecek bir süreçten geçiyorsunuz belki. Muhtemelen bugün kalbinizin uğultusunu aklınızda da hissettiniz. İhtimaller deryasında boğulmamak için direndiniz. Belki en derin sularda tek başınıza kalmak değil de kıyıya kadar tek başınıza yüzdüğünüz sudan bir türlü çıkamamak yordu sizi. Çıkabileceğiniz halde çıkamamak. Emin olun ki, sizin suda kalmanızın anlamını anlayabilecek insan zaten kendi çıkmazdı o sudan. Onun tercihiydi ama size daha iyi yüzmeyi öğretti değil mi? İşte bugün hayatınızın böyle bir evresindeydiniz. Ama bakın bugün de bitti. Şimdi size, akıbeti bir kez de ben hatırlatmak isterim. :)

      En uzun geçen gecelerin ardından olduğu gibi sabah olacak. Yavaş yavaş dinecek bu sıcak uğultu. Asla bitmeyecek sandığınız bu hal bitecek. Dolmayacak sandığınız boşluklara daha güzel duygular yerleşecek. Yeniden aydınlanacak kalbiniz ve yeniden esecek en güzel rüzgarlar. O gücü bulduğunuzda çıkacaksınız bu sudan. Derinlerden tek başına yüzerek gelip de ayağının kumlara değdiği yerlerde oyalanan insan elbette çıkacaktır o sudan. Daha da güçlü adımlarla ve geride bıraktığınız hiçbir duygudan pişman olmadan. Kurulanacak ve uzanacaksınız kumsala. Dinlenecek yorulan kalbiniz. Güneşleneceksiniz sonra mis gibi güneş kremi kokusuyla. Ne güzel bir an değil mi? :)

      Suçlamanın ve eleştirmenin ötesinde bir yer var. Daha huzurlu bir yer. Olanın da olmayanın da bir sebebi var. Geçmek gerek. Yürümek ve ilerlemek gerek. Elbet düşeceğiz elbet kararacak günler ama yine doğacak güneş ve kalkacağız ayağa. Geriye dönüp baktığımızda yaşadığımız her duyguya ve sancıya öğrettikleri için teşekkür edeceğiz. Bugün belki hayal gibi geliyor olsa da bu duygu uzaklarda değil. Kalbi iyileştirmek demek, hayatı da iyileştirmek demektir.

      Şimdi gelelim günün şanslılarına.. :)

      Sevgi hayatınızdaki en büyük şansınız ve şifanızdır. O şifaya sarılın ve daima besleyin. O öyle bir sihir ki herkesi iyileştirir ve her şeyi güzelleştirir. Sevginizin ve sevilişinizin kıymetini bilin. Hayatınızdaki en özel insana en özel olduğunu hissettirin. El ne der değil, kalbim ne hisseder diye sorun kendinize. Mutlu edin. Karşınızdaki insandan beklemek yerine önce siz atın ilk adımı. Eritin varsa aranızdaki buzları. Gülümseyin..

      En büyük başarı, en büyük zenginlik size sevgiyle bakan gözlerde gizli. Bu sevgiyi besleyin. Hayat arkadaşınıza sevginizi hissettirin. Hayatınızdaki en önemli insan eşinizdir ve eşinizi kimse için ve geçici hiçbir dürtü için kaybetmeyin. Sevgi ruhu zenginleştirir. Eşinizi, sevgilinizi, ailenizi mutlu ettikçe mutlu olacağınızı bilin. Bu bir sihir ama zehir de olabilir. Sevginizi, sadakatinizle besleyip kendinize ve şu kısa ömrünüze güzel günler verin. Daha mutlu ve daha huzurlu bir toplum olacağımıza eminim. :)

      Sevginizin ve saygınızın daim olduğu bir ömür dilerim. 

      
        

13 Şubat 2021 Cumartesi

Kabulleniş Evresi


      Hayatınızın nasıl bir evresindesiniz? Nasılsınız? Nasıl hissediyorsunuz? Gerçekten samimiyetle soruyorum bunu. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Kalbinizin atışı nasıl? İçinizde esen rüzgarlar nasıl peki? Duruldu mu sular? Kabullendiniz mi? Geldiğiniz noktada huzuru bulabildiniz mi?

      Ben son zamanlarda nasılım..
      Bugün 3 defa geldim buraya. Yazdım, yazdım, yazdım.. Sonra vazgeçip sildim. Birbirinden bağımsız konulardı kelimelere dökülenler. Esen rüzgarlardı. Neden bilmiyorum ama mühim olan yazmaktı o anlarda, yazdım ve sildim. Gecenin sakinliği ve sessizliğiyle yeniden burada buldum kendimi. Bu defa olacak sanki. :)

      Ben hayatımın kabulleniş evresindeyim sanırım. Kabulleneceğim çok şey var. Gündemim yalnızca kendi hayatım. Bir şeyler oluyor ve bambaşka şeylere vesile oluyor. İlginç bir döngü gibi. Diğer yandan perdeler aralanıyor bazen. Bir zamanlar çok istediğim şeylerin neden olmadığını sorgularken öyle şeyler oluyor ki, iyi ki benim istediğim gibi olmamış diyorum. Sonra ya öyle olsaydı diyorum. Allah beni korumuş ve aslında bana bambaşka şeyler saklıyormuş hissi. Benim asla göremeyeceğim kadar yükseklerden bir elin hayatıma dokunması gibi. Hayranlık, sevinç ve minnet karışımı bir duygu hali. Biraz garip deneyimler oluyor benim için.

      Şimdi.. Gerçekçi olalım. Her insan dönüp kendi hayatına baksa binbir eksiklik bulabilir. Bulunur yani kimin hayatı her haliyle mükemmel ki? Kimsenin başkasının hayatındaki kusurlara odaklanmaya yüzü olmaz aslında böyle düşününce. Aynayı kendine çevirince.. Ve aslında şöyle de bir olay var ki, hayatımızda olan şeyler başkaları için aynı seviyede etkiye sahip değil. Biri için maddi meseleler çok büyük olayken benim için değil. O durumu neden dert ettiğini anlayamam belki bile. Ben manevi bir meseleyi dağ gibi büyütürken gözlerimde, bir başkası için bu bir tepe bile değil. Başkalarının hayatında olan ya da olmayan şeyler, bizde bıraktığı etki gibi değil. Herkesin kuyusu kendine derin. Şimdi bunun üzerine yazmak istiyorum işte.

      Bu noktaya gelmem biraz zamanımı aldı ama hayatımda olan ya da olmayan her şeyde benim için bir fayda var aslında. Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle oluyor. Bahçemde güller sümbüller bitmiyor her zaman. Özenle baktığım çiçeklerin gözlerimin önünde kuruyup gitmesi tabii ki üzüyor beni de. Her insan gibi.. Kalbimde filizlendirdiğim, içime akan yaşlarla beslediğim çiçeklerimin hali üzmüyor değil. Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle oluyor yine de. Bazen de bambaşka güzellikte bir çiçek büyüyor. Ansızın başka bir çiçek tomurcuklanıyor. Hayat zaten böyle bir şey değil mi..

      Kabullenişimin en büyük sebebi hayatımda olan ya da olmayan her şeyin benim iyiliğim için olduğunu bilmem ve hissedebilmem diyebilirim. Bilmek bazı şeyleri dindirmese de, kabulleniş getiriyor. Olan ya da olmayan her şey bana bir şey öğretiyor. Evet gerçekten öğretiyor. Bazı sorularıma hala cevap bulamadım ama biliyorum ki onları da öğreneceğim. Çünkü hiçbir sorum havada kalmadı şimdiye kadar. Zamanı gelince açan kaktüs çiçekleri gibi görünür olacak ve olay örgüsü muhtemelen hayranlık bırakacak.

      Bu çok çok derin bir mevzu aslında. Ben bu derinliğin henüz yüzeyindeyim belki. Görmem gereken, anlamam gereken neler neler var kim bilir.. Açmam gereken pencereler ya da kapatmam gereken kapılar var belki. Belki de hiçbir zaman hiçbirini kapatmamak gerekli. Bilmiyorum ki.. Öğreniyorum işte herkes gibi.

      Şimdi yazdıklarıma şöyle bir bakınca hayatımdan kasırgalar geçmiş gibi duruyor ama öyle değil tabii. Kasırga olmasa da şiddetli rüzgarların estiğini, geçtiğini, yerini tatlı meltemlerin aldığını, yağmurların ve karların yağdığını sonra yeniden güneş açtığını söyleyebilirim.

      Bilmiyoruz arkadaşlar.. Yarınların ne getireceğini, ufacık bir değişimin nerelere götürebileceğini, kaderin ana kayalarının ne kadar yakınımızda olduğunu ve hangi vesileyle o yolu bulacağımızı bilmiyoruz. Elimizde olan şeylerin dışındaki durumlardan bahsediyorum. Bir anda aklımıza gelen bir fikrin nerelere kadar ulaşacağını kestiremiyoruz. İşte bu çok heyecan verici. Çünkü en nihayetinde biliyorum ki, olan da olmayan da bir şeyler öğretecek bize. Tesadüflerin ya da ufacık şeylerin düşünülenden bambaşka bir hal aldığını görmek ya da duymak kaderin üstündeki kadere döndürüyor yüzleri. Ve saat tam olarak 02:00 kapanışı yapma vakti.

      Bu konuda uzun uzun yazmak istiyorum ama yeterince yazdım zaten. Yarınların hepimize güzellikler getirmesini ve kalbimizin huzuru hissetmesini diliyorum. Bunu tüm samimiyetimle diliyorum. Kalbiniz huzuru gerçekten hissetsin. Hayatınızdaki her şey en iyi haline evrilsin. Esenlikler dilerim.

Sevgilerimle..
      

4 Şubat 2021 Perşembe

SENİ AFFEDİYORUM



      Bambaşka savaşların içinden çıkıp gelmiştin belki. Yanlış zamandı, yanlış yerdi. Seni de çok kırmışlardı belki. Paramparça etmişlerdi hayallerini, düşüncelerini, özgüvenini.. Seni affediyorum.

      Aslında öyle demek istememiştin, doğru ifade edememiştin kendini, katran karası kalplerden bulaşmıştı zehirli kelimeler cümlelerine. Duyduğum sen olsan da belki de o kelimeler sana ait değildi. Affediyorum seni.

      Sana verilmemişti belki hakkın olan, övülmemiştin hiç hayatında, okşanmamıştı saçların. Hiçbir başarın görülmemişti, senin için en güzel olan gözlere.. Belki o gözleri kendi üzerinde bile görmemiştin hiç. Bundan sebepti belki gülen gözlerin ardında herkese öfke dolu olan bakışın. Seni affediyorum.

      Seni desteklemek yerine hep bir hatanı aramışlardı belki. Belki de senin döktüğünü bir başkası toplamadı hiç. Hiçbir el dokunmadı omuzlarına, düşecekken yaslanamadın hiçbir dostuna. Dostun bile olmadı, dost zannettiklerinden gördün her şeyi. Tutmak yerine itmeyi onlardan öğrendin belki.. Seni affediyorum.

      Haklının yanında değil güçlü olanın yanında olmanı öğütlemişlerdi belki sana. Sen haklı olduğunda bulamamıştın belki kimseyi yanında. Sıra sende değilse sorun değil sandın. Vicdanın gerçeği söylüyordu belki ama yine de güçlünün yanında kaldın. Affediyorum seni.

      Hep bir kusur bulunmuştu belki yaptıklarına. Gösterdiğin gayreti fark edememişlerdi hiç. Fedakarlıkların ödüllendirilmedi, emeklerin değer görmedi. Beğenilmedi hiçbir şeyin, belki de beğenmemeyi, beğensen bile belli etmemeyi, takdir etmemeyi onlardan öğrendin. İçindekini böyle azaltmayı seçtin belki. Affediyorum seni.

      Söylemek istediğin sözler vardı. Anlatmak istediğin, paylaşmak istediğin anıların, duyguların vardı. Duygularını ve düşüncelerini öyle saçtılar ki sokağa, hislerini öyle çok bıraktılar ki soğuklarda, olması ve yapılması gerekeni bu zannettin. Kuleler ördün kendine, yükseklerden bakınca herkesten üstün olacağını zannettin. Sana yapılanı, doğru olan bildin. Affediyorum seni.

      Belki de fırtınalar koparken aklında, alabora olmamak adına çırpınırken ruhun fırtınada, yardım için uzattığım ellerden fırtınalara çekmeyi denedin. Ben kapılmam ki fırtınalara, göremedin. Sonra boş kaldı ellerin. Oysa seni oradan çıkarabilirdim. Seni de böyle çekmişlerdi belki dipsiz bir kuyuya. Belki de doğrusu bu sanıyordun. Seni onların doğruları bırakmıştı orada. Seni affediyorum.

      Böldüğüm elmanın en güzel tarafını sana uzatmıştım. Söyledim sana en güzelin ve en çoğun bu olduğunu. Sen sana uzanan diğer elmaların daha güzel olacağını sandın, onu aradın. Olmadığını gördüğünde, benim sana uzattığım elmayı aradın ama bilirsin elma bekleyince kararır. Elmamın yarısını senin için harcadım ama sorun değil, ben yarısıyla da doyarım. İçimden gelmese uzatmazdım. Suçlamıyorum aslında seni. Belki de hiç inanmadılar sana. Uzatmadılar böldükleri bir elmanın en çoğunu ve en güzelini. Düşünmediler belki de kendilerinden önce seni. Öncelik hiç sen olmadın.. Denk gelmedin belki.. Bundan dolayı kaybettin uzatılan en güzeli. Bana da yar olmadı, sana da. Hep en güzeli uzattığımdan, en güzel ve en çok olan bana yine gelir nasılsa. Umarım en güzeli ve en çoğu paylaşmayı sen de öğrenirsin. Affediyorum seni.

      Başka bir ihtimali düşünelim şimdi.. Senin yerine geçeceğim. Belki de öyle bir an geldi ki, tam olarak karşındaydım ama anlayamadım sözlerini. Göremedim asla düşüncelerini, hislerini. Bilemedim belki de iyi niyetini, yanlış anladım seni. Fark edemedim belki de yapmaya çalıştığın iyiliği. Özür dilerim. Hayatıma kattığın ve iyiliğim adına yapmaya çalıştığın her şey için teşekkür ederim. Umarım bana olan iyiliğinin kat kat fazlası bulur seni. Affedebilir misin beni?


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -


      Yıllar geçerken hayatımızdan da binlerce insan geçti. Her biri, iyi kötü başka bir iz bıraktı kalbimizde. Başka şehirlere, başka ülkelere gidenler oldu, koptu bazen irtibat ama izler unutulmaz. Kimileri kalbimizin ortasında ateşler yaktı, közler bıraktı. Bırakılan közleri ısınmak için kullanmayı öğretti kimileri. Sağlam basmamızı öğretecek kadar ansızın itiverenler oldu. Hakkınız olanı almanızı, kendinize saygınızı korumanızı, kimsenin hakkınızda atıp tutmasına ve iyi niyetinizin suistimal edilmesine fırsat vermemeniz gerektiğini, meydanı boş zannedip yaptıklarıyla hatırlatanlar oldu.. Bildiği yolları yanlış tarif edenler.. İlk kez çıktığın bir yolda, yanlışa gittiğin her adımda keyiflenenler.. Bilirsiniz, karşılaşmışsınızdır siz de. Başkaları geldi sonra. Çiçekler ekti yollara, filizlendirdi. Gösterdi bildiği doğruları. Uzattı ellerini, yokuşlarda destek verdi. Karanlık gecelere ışık oldu, kuyulara merdiven.. Böldüğü elmanın en güzelini uzattı. Herkes hayatımıza bir şeyler kattı ve gitti. Belki yolda karşılaşsak hemen tanıyamayız birbirimizi, değişmişizdir belki. Belki de yıllar geçmemiş gibi uzanırız birbirimize. Kim bilir..

      Ben bugün anlamaya çalıştım herkesi. Birden içimden böyle bir his geldi. Kırıldığım ve küstüğüm herkesi affettim. Affetmek baştan başlamak değildir aynı yola. Yol yüründü ve bitti. Yeni yollardan geçeceğim tabii ki. Bu yalnızca bir yükü bırakmak gibi. Dağlara küsen tavşan misali haberi olmasa da kimsenin, ben affetmek istedim. Onlar, onlara yapılanı doğru zannetti. Onları da birileri üzmüştü büyük ihtimalle. Umarım onlar da bantlayabilir kalplerini. Bu daha fazla müsamaha göstereceğim anlamına gelmiyor tabii. Ben kendimi koruyabilecek kadar güçlü değilsem, uzatamam kimseye ellerimi. Bu yüzden kimse kimseye yedirmeyecek kendini. Umarım benim de bilerek ya da bilmeyerek kırdığım kalpler beni affeder. Kimsenin kötü bir anısı olmak istemem. Olduysam da hayatlarında her şey çok güzel olsun diye dua ederim onlar için. Belki akıllarına gelirim, bana ulaşamasalar da affederler beni. Kim bilir..

      Hepimiz değerliyiz ama çok da önemli değiliz. İyi niyet gösteririz. Affederiz, af dileriz. Büyük değiliz kimseden, küçük de değiliz. Düşündükleri kadar aptal ya da zannettikleri kadar akıllı değiliz. İnsanız sadece.. Değişiriz, törpüleniriz, öğreniriz.. Damarlarda gezinmeye gerek yok, yaşayalım işte kendi bahçemizde mis gibi. Aklımda dahi yokken böyle bir yazının sonuna geldiğime uyandım şimdi. Canım ilham perilerim.. :)

      Duygularımı, düşüncelerimi, hislerimi sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yazıya kimler denk gelecek bilmesem de, en samimi duygularımı bölüştüm sizinle. Hayatınızın bir savaş meydanındaymışçasına tetikte değil de, doğanın kalbinde mis kokulu çiçeklerle dolu bir botanik bahçedeymişsiniz gibi huzurla geçmesini dilerim..

      Sevgilerimle..



Görsel alıntıdır.




27 Ocak 2021 Çarşamba

Cam Fanusun Ardındaki Gerçek Yaşam


      Saat 02.12

      Bilgisayarı kapatıp kitabımı okumaya başlamıştım ki, bu konuyu yazmam gerektiğini hissettim. Çünkü bazı durumların konuşulması gerekir. Bu yazı bir gün birine denk gelecek ve kendinden bir şeyler bulabilecek. Bu yüzünden yazmak istiyorum. Yazmak bazen bir şeyi yıkamak ve temizlemek gibi. Görünür olsun tüm renkleri. Yazacaklarım, benim yıkadıklarım diyebilirim. Tecrübeyle sabit bir kendimle yüzleşme olacak benim için. Başlayabiliriz.. :)

      Bazen çok nezih, çok kibar, çok tatlı biriyle tanışırsınız. Tanışmak da değil de bir konu hakkında fikir danışır ya da herhangi bir şey anlatır size. Öyle bir karşılaşma hali diyelim. Öyle kibardır ve öyle saygılıdır ki.. Hayat yolunda nelerle karşılaşacağını az çok tahmin edersiniz. Bir şey diyemezsiniz, haddiniz değildir. Kıyamazsınız ama birileri kıyacaktır bilirsiniz neyse ki herkes için hayat en iyi öğretmendir. Herkes yaşaması gerekeni yaşar ve öğrenmesi gerekeni bir şekilde öğrenir. Böyle temiz kalpli insanların hayat yolunun dikensiz güllerle çevrelenmesini diliyorum.

      Adeta cam bir fanusta büyümüş ve hayatın h'sinden bihaber biri olarak gerçek dünyayla tanışmış, kendi fanusuyla törpülenmiş bir varoluşla diyebilirim ki, nezaketi acizlik zanneden, saygının yetersizlik olduğunu düşünen ciddi bir kitle var. Yüzü asla kızarmadan yalan söyleyen, kendi çıkarı uğruna tür ve şekil değiştirebilen canlılar var. Karpuz seçer gibi insan seçen ama bunu incelikle yapan öyle ki, ne yaptığını bile fark edemeyeceğiniz insanlar var. Bambaşka amaçlarla bambaşka hikayeler anlatan ve insanlarda asla gerçek olmayan izlenimler yaratan oluşumlar var. Ah bir de.. Kendi amacı uğruna senin doğrularını manipüle edip değerlerini değersiz göstermeye çalışan varlıklar, omurg.. :)

      Neyse ki sürecin herhangi bir yerinde uyanıyorsunuz gerçeğe ve sizin en rahat edeceğiniz şekilde yapılmış, sizi koruyan camdan fanusa tosluyorsunuz nihayetinde. Daha önce aklınıza yatmayan şeyleri görseniz bile suçlamıyorsunuz  kimseyi. Her şeyin sizin sanrınız olduğunu sanıp fesat düşüncelerinizle kendinizi suçlayacak kadar bilmiyorsunuz hayatı. Görmemişsiniz ki.. Hayatınızda hiç olmamış çünkü öyle kurgular. Yaşamışsınız öylece. Sadece anlamaya çalışmışsınız ama gerçek hayatın ne kadar gerisinde olduğunuzu bile kavrayamayacak kadar gerçeğe uzaksınız.

      Etrafınızda dönen dünyaya mı şaşırasınız, kanayan ellerinize mi korkasınız, kırılan fanusunuza mı yanasınız, bir süre idrak etmek zor oluyor tabii. O uyanış çağı herkeste farklı zamanlara tekabül etse de aralanıyor perdeler. Büyümek bu belki. Belki sıcacık evden, kar fırtınasına ilk kez çıkma hali. Her şey denebilir. Şimdi bu cümlelerimi okurken kimileri diyecek ki, aynı dünyada mı yaşıyoruz acaba.. Şunu söyleyecek kimileri de, hani benim gençliğim nerede.. :)

      Bunlar yaşanıyor arkadaşlar. Var böyle hayatlar. Tecrübeyle sabit. Geriden geldik ama geçtik bu yolları. Zordu ama geçti. :) Hayatı, insanları her yeni gün biraz daha öğreniyoruz. iyinin daha iyisini, beterin daha beterini görüyoruz. Hayat öğretmenimiz acımıyor, öğretene kadar derse devam ediyor. Nihayetinde iyiliğimiz için.. Devam etsin. :) Kendi varlığımızı hayatın bize öğrettikleriyle birlikte var edeceğiz. Bu cümlelerin üzerine, henüz hayata açılmamış bir temiz kalp muhtemelen ürkecektir. Keşke birileri de bana söyleseydi ben de biraz ürkseydim. Naçizane hislerimi de buraya iliştireceğim, yıllar önce geçtiğim yoldan şimdi geçen ve bu yazıya denk gelen neferler için. :)

      Şimdi ben senim. Sen de bensin. Samimiyetle oku bunları. Normalde böyle yazmam ama madem denk geldin. İyi niyetimle yazdığımı iyi niyetinle okuyabilirsin. Korkmalı mısın? Tabii ki korkabilirsin. Bazen bilmediği bir yolda yürümekten bile korkabilir insan. Ürkebilir karanlıktan ya da tanımadığı insanlara güvenmek durumunda kalmaktan. Korkabilirsin başaramamaktan, ulaşamamaktan, kırılmaktan ya da yanlış anlaşılmaktan. Hepsi bizim için.. Unutmamalısın ki, hayat bir yol ve yürüyeceksin. İster korkarak yürürsün istersen 'Allah'a emanetiz artık' diyerek yürürsün. Bu bir seçim. Korksan da, kırılsan da, dökülsen de yürüyeceksin. O fanus kırıldıysa kalamazsın kırıkların arasında. İlerleyeceksin. İyi niyetini kimse bilmese bile senin bilmen gerekir. Yaptığın her şeyi yıllar sonra bile düşüneceksin. Çıkacak karşına. İyi ki böyle yapmışım diyebilmenin o masum sevinci öyle tatlı ki.. Hayat bir seçim. Kimseye akıl danışamayacağın anlar gelecek ve ardında büyük planların olduğunu sezdiğin seçimler yapman gerekecek. İşte o anlarda aklını ve sezgilerini dinleyeceksin. Bedelini senin ödeyeceğin her seçimin tek sorumlusu sensin. Arkadaşların ya da yakınların değil. Sen bilirsin..

      Her şey çok kötü değil elbet. Bir diğer yanda aydınlık bir dünya var. Denge.. Sihirli kelime. Ben önemini yeni öğrendim ama seninle de paylaşmak isterim. Denge her konuda, her alanda ve her duyguda öyle önemli ki.. İlerlediğin yollarda iyiliğin hala yaşadığını, ilahi adaletin tecellilerini göreceksin. En kötü insanın başına gelen şeylere bile içten içe sevinmeyeceksin. Onun neden melek gibi bir bebekken, büyüdükçe şeytanın sağ kolu olmak için çırpındığını düşüneceksin. Geçecek aklından bunlar. Yol devam ettikçe yılların karartamadığı kalpleri tanıma şansın olacak. İçinde hala gencecik bir kalp taşıyan ve hayatının her noktasında iyiliğin ve doğruluğun en değerli ahlak kurallarını uygulayan insanların varlığıyla neşeleneceksin. Karardığında dünya, bu insanların bir cümleleri bile aydınlatmaya yetecek her yeri. Her zaman kendini suçlamamayı, saygının ve nezaketinin sınırlarını, kimin hangi dilden anladığını öğrenecek ve değerine yönelik yanlış anlaşılmalara fırsat vermemeyi öğreneceksin. Hatalar yapacaksın ama her hatadan bir hazine kazanacaksın. Törpüleneceksin.. 

      Şimdi böyle yazıyorum ama ben ne yaşadım, ne öğrendim, okyanusun bir zerresini doldurabildim mi muamma.. Kim bilir daha neler yaşayacak ve neler öğreneceğim. Artık her zaman her şeyin bana iyilikle döneceğini biliyorum diyebilirim. Çok üzülsem de bana bir şey öğretir yaşadığım. Bunu bilmek öyle bir huzur verdi ki.. Hayatımın en huzurlu zaman diliminde, bu huzurun da verdiği sakinlikle gecenin üçünde yazıyorum böyle. Çünkü solan güle bile üzülen birini anlayabilirim. Başka güllerin yaşamaya devam ettiğini hatırlatmak isterim. Hayat beynin yekpare kanatları gibi. Neyi ararsan buluyorsun içinde. İyiyi de kötüyü de. Her zaman bu denge olmasa bile olabildiğince iyiye meyletmek gerek. Işık yalnızca kendi içindeymiş. Huzur tatlı ve ılık bir şeymiş. Yine dengeye çıkıyor kapılar. :)

      Tüm samimiyetimle kendi deneyimimden yola çıkarak yazdığım bu yazı, dilerim ki yıllar öncesindeki benlerden birine denk gelir. İyi niyetimin yanına bir tutam güç ekleyerek hayatın en çok dikensiz güller uzatmasını temenni ediyorum. Dalgalar duruluyor, su yolunu bir şekilde buluyor. Başkalarıyla değil kendimizle meşgul olduğumuz ve iyi niyetimizden emin olduğumuz sürece doğru yolu gösteren iyi insanlar yolumuza çıkacaktır elbet. Bu yazıyı bana yazdıran kişinin haberi yok tabii ki ama dilerim ki, saygısının ve nezaketinin anlaşılabildiği toprakların çiçeği olur. En güzel çiçeklerle yolları kavuşur.

      Ayrıca buraya kadar sabırla okuyarak düşüncelerime değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Saygı, sevgi ve huzur dolu bir hayat dilerim. :)

17 Ocak 2021 Pazar

Etkisiz Elemanlar



      Karlı, hafif rüzgarlı ve pür sessiz bir geceden yazıyorum şimdi. Birkaç saat evvel yine buralardaydım aslında. Yazdım, yazdım, yazdım. Sonra sildim. Bazen böyle uzay boşluğuna gönderdiğim hassas mevzular olabiliyor.
      Ben şimdi kendi dünyama döneyim.

      Bazen ansızın bir şey olur. Beklemediğiniz bir anda.. Sonra başka şeyler onu takip eder ve bambaşka şeyler olur. Yaklaşıyordur yaklaşmakta olan. Hayatınızın farklı bir level başlangıcıdır bu. İplerin elinizden kaçtığı, aslında yakalamak isteseniz yakalayabileceğiniz ama çok da büyük meseleler olmadığı ve neler olacağını da merak ettiğiniz için izin verdiğiniz, sıkı sıkı tuttuğunuz iplerin ellerinizden süzülerek aktığı ve adım adım uzaklaştığı o tarifsiz anlar.. Bilirsiniz.

      Zaman geçer. Seyir bazen öyle değişir ki.. Ait olmadığınız bir zaman içinde, ait olmadığınız bir pencereden akışı izlersiniz. İyi ya da kötü. Bilirsiniz o an sizin değildir, siz de o anın içinde değilsiniz. Geçerken uğramak gibi.. Ama değil. Her şey gerçektir.

      Geçip giden ipleri ya da akıbeti sorgulamanın hiçbir anlamının olmadığı zamanlarda bazen kendiliğinden bazen de çeşitli vesilelerle bir ışık belirir. Anlık bir idrak gibi belirir o eşsiz soru: Ben şimdi neredeyim? Bu soruyu sormak yeni bir level kapısını açmak demektir. Bir şeyler olmuştur. Sonra başka şeyler, bambaşka şeylere vesile olmuştur. Neredeyim demek, aklın evine dönmek demektir. Eve dönüşler günü sorgulamayı beraberinde getirir. Bu yoldan geçtim, bunu yaşadım, bunu gördüm. Peki.. Bana ne kattı? Ne öğrendim? Ne hissettim? Ne kadar değiştim?

      Bazen her şey öyle bir noktaya gelir ki, yaşadığınız alakasız şeylerin aslında sizi bambaşka bir şeye ulaştırmak için yaşandığını görürsünüz. Etkisiz elemanların savaşı aslında bir savaş değil, gösteridir. Sadece sizin onu görmeniz gerekmiştir. Hepsi bu. Hayat hepimiz için öyle eşsiz bir öğretmen ki.. Acımıyor ve öğretiyor. Tek kişilik dev kadro gibi öğretene kadar devam ediyor. Zamanla çabuk öğrenmeyi de öğrenmiş oluyorsunuz. Her şey bir başka deneyimi de beraberinde getiriyor.

      Velhasıl..
      Mevzu aslında çok derin ama.. Derinlerde yüzecek zaman değil şimdi. Düşüncelerime bir özet geçtim. Okuyanda ne gibi çağrışımlar uyandırır bilmiyorum ama aynı seyirde olduklarım yakalayabilir düşüncelerimi. Artık biliyorum ki, her zaman bir şeyler olacak. Sonra başka şeyler bambaşka şeylere vesile olacak. Ben ancak idrak edebildiğim kadarıyla anlayacağım mevzuyu. Bazen de tercih ettiğim ve merakla beklediğimi görmüş olacağım. Hepsi bana bir şeyler katacak. Büyüyecek ruhum. Olacaklara ya da olması muhtemel olacaklara izin vermeyi öğreneceğim. Sıkı sıkı tuttuğum iplerin, ellerimden akıp gitmesine fırsat vereceğim. Hepsi bir deneyim.. :)


      Böyle işte..
      Huzur ve kar dolu bembeyaz bir geceden sevgilerle..
      

      

9 Ocak 2021 Cumartesi

Günler Geçerken


      Yeni yıl, yeni bir düzen getirdi bana. Günden güne değişiyor her şey. Her şey derken benim için önemli olan şeyler yani. Bugün biraz bundan bahsetmek istiyorum. Bu benim için gerçekten önemli.

      Yılların asi ergeni ruhum, şimdiye kadar hiçbir plan ve programı kabullenemedi. Ben de aklımın ve kalbimin rüzgarı nereye eserse oraya doğru gittim. Pişman değilim, güzel şeyler öğrendim çünkü. Alakasız görünen ama beni doyuran şeylerdi o rüzgar içinde bulduğum. İçinde olduğum durum da çok farksız değil aslında sadece not alıyorum, hepsi bu.

      İnsan kendini en iyi bilendir. Kusurlarını, yeteneklerini, kapasitesini en iyi görendir. Dili ne söylerse söylesin, iç sesini en iyi işitendir. İşte ben de kendimi bildiğim için kendimi zorlamak, sabır sınırlarımda dolaşmak istemedim. Tatlı tatlı programlar yapmayı tercih ettim kendim için. Çok basit görünen ama benim için o kadar zor bir şeydi ki..

      Mesela siz.. Herhangi bir plana kaç dakika ayırabilirsiniz? Başından kalkmadan, dikkatiniz dağılmadan kaç dakika (saat diyemedim bile) durabilirsiniz? İşte ben öyle sabırsızım ki sürekli başka rüzgarlar esiyor aklımda. Dünyayı kurtarmıyorum elbet ama aklımda esen her rüzgara kapılıyorum, ne yapayım?  :) Yine de kızmıyorum kendime çünkü o rüzgarda enerji buluyorum. Bu yüzden bu duruma el attım kendimce.

      İşte yeni düzenimde durum daha farklı. Yarın ne yapacağımı biliyorum artık. Bildiklerim dışında şeyler de yapabilirim tabii ki. Özgürüm. Kısıtlamıyorum kendimi. İstediğimi istediğim saatte yapabilirim. Gecenin kaçında bitirmek istersem bitirebilirim o planları. Makul bir plan yapıp o planı yazarak başladım bu düzene. Yaptıklarımın yanına tik attım. Mantıklı planlar yazdım, yazmış olmak için değil. Sanırım bu yüzden hala kopmadım. Her bitene bir tik atmak önce keyif veriyordu, şimdi bu kadar mıydı, bitti mi moduna giriyorum. Daha 9 gün öncesine kadar yılkı gibi gezen ruhum, şimdi planlara doyamadı. :)

      Alışkanlık kazanmak 21 gün sürer diyorlar. Haklılardır muhtemelen. Benim için o en fazla 3 gün sürer. Ya devam ederim ya da her şey biter. Bu yüzden tedirginlikle geçti birkaç günüm ama hepsini yaptım, yapamadıklarımı ertesi günün planına ekleyerek tamamladım. Şimdi de yapmam gereken şeyler var aslında. Saat tam 21.56 ama yapacağım. İstersem uykumdan da zaman ayırabilirim çünkü özgürüm ben. İstersem oyalanırım, istersem sabahlarım. Seçim benim. (Alt mesajı anlamışsınızdır siz :) ama ben şimdi ona odaklanmamayı tercih ediyorum.)

      Şaka bir yana, kabul ediyorum ki ilk günlerde zorlandım biraz. Nelerle meşgul olacağımı belirlemiş olmak, kendim yazsam bile o plana uymak kolay değildi. Neyse ki kendimi zorlamadan hallettim. Güzel gidiyorum şimdi. Gün içinde nelerle meşgul olduğumu görüyor olmak, düşünmek ve sorgulamak yerine sadece yapıyor olmak, nelere kapıldığımın farkında olmamı sağladı biraz. Benim için okumayı öğrenmek gibi bir şey bu. Çok saçma geliyordur ama böyle işte. Alışacağım kendi tasarladığım plan düzenime.

      Velhasıl günler böyle böyle geçiyor işte. Arayarak, bularak, sorarak, düşerek, kanayarak, gülerek, ağlayarak.. Yürüyorum ve öğreniyorum. Hatalar yaptım ve hala yapıyorum. Ama öğreniyorum. Geriden geliyorum belki. Belki de bazen önden ben gidiyorum ama bir şekilde yürüyorum. Çünkü hepimizin bir yolu var. Ne başkası benim yolumdan sorumlu ne de ben başkasının. Düşsem de sekerek yürüsem de yol sadece benim.

      Umarım hepimiz çok güzel yollardan geçeriz. Hepimizin içinde her zaman dingin ve huzurlu bir kalp atıyor olur. İyi duygularla ve güzel manzaralarla yollarımız rengini bulur. Saat 22.22 kendime açık bir çay alıp yoluma devam edeceğim şimdi.

Allah hepimize daimi bir huzur versin.
Çok içten diledim bunu şimdi.

      Sağlıklı, mutlu, huzur dolu günlere..
      Sevgiyle..

1 Ocak 2021 Cuma

Başlangıç: 2021


      Bu yazıya neden film adı gibi bir başlık seçtiğimi bilmesem de yeni yıl yeni başlangıçlar gibidir benim için. Bazen yanılsam bile genellikle her şeyin nasıl başlarsa öyle devam edeceğine ve başlangıçların, akıbetin iskeletini oluşturduğuna inanırım. Bu yüzden başlık ' Başlangıç: 2021 ' oldu. Haydi başlayalım!

      Hayatıma ve hayata bakış açıma dair aldığım kararları severek uyguluyorum uzun zamandır. Özetle, değerli şeylere değer vermek ve kendi değerimi bilerek en başta kendime hak ettiğim değeri göstermek gibi basit bir adım benimkisi. Basit dedim ama aslında uygulamak o kadar basit değil tabii. İnsanız ve negatif kasırgalara meyilli yanımız, pozitif meltemlere dönüp bakmıyor genellikle. Dünyaya savaşmaya ve kazanmaya geldiğimizi zannederek harcadıklarımızı, zamanla mumla arıyoruz. İşte benim dönüşüm kararlarım da böyle bir fikir üzerine başlamıştı.

      Bu yıla dair aldığım -benim için- en büyük ve en önemli karar, planlı olmak. Plan ve programa önem veren, attığı her adıma dair bir liste belirleyen insanların '' Nasıl yani? Planlı yaşamıyor musun sen, nasıl olur bu! '' dediğini duyar gibiyim. Evet pek plan yapmıyorum-dum. Yapmaya çalışacağım artık. Bunu da öğreneceğim umarım. Ödev listesi gibi olmayacak tabii ki, kendimi tanıyorum yapmam çünkü. Mümkün olduğu kadar güne yön vermek gayesiyle yeni yıla böyle bir adım atıyorum. Plana pek de ihtiyaç duyduğumu söyleyemem, spontane şeyler daha çok keyif verir bana, yapılacak işler de zaten yapılacaktır ama ay sonunda ya da yıl sonunda nelerle meşgul olduğumu görmek biraz heyecanlandırıyor beni. Çünkü aklıma esen rüzgarları, peşinden merakla koştuğum fikir yıldırımlarını gözlemleme imkanım olacak. Kendimi bununla motive etmekten ziyade buna gerçekten heyecan duyuyorum. Yeni şeyler öğrenmeye aşık biri olarak rotamı gözlemlemenin keyifli olacağına inanıyorum. Nihayetinde şahsi bir mesele bu tabii, ben bunun kendim için keyifli bir süreç olacağını düşünüyorum.

      Ben hayatın hırs yapacak ve zirvede olduğuna inandırılmış kavramların peşinden koşacak kadar basit olduğunu düşünmüyorum. İnsan olmak bence, kendine başkalarının çizdiği ama içine sinmeyen çitlerden sınır koymamayı gerektiriyor. Duygularım da düşüncelerim de hislerim gibi değişebilir, başkalarının zirveleri onlara heyecan verse de bana yolun ortasına vardığımda hiçbir şey ifade etmeyebilir Bu yüzden kendi yolumu kendim belirlemeyi tercih ediyorum. Her şeyin sonunda dönüp kendime baktığımda, rahat bir vicdan bulmak benim en büyük hayalim ve içime sinecek zaferimdir.

      Bu yıla dair bir diğer karar, sanrıları gerçek saymamak olacak. Hislerime ve saniyeler içinde aklımda beliren tabloya genellikle güvenirim. Bazı durumlar için elbette hislerime güveneceğim ama bu yıl akıbeti düşünmeden süreci izlemek istiyorum. Birçok konuda böyle bir seyir hedefim var artık. Sanrıları gerçek saymak yerine, hayatı izlemeyi tercih edeceğim. Zaman ne gösterir bilmesem de bunu deneyimlemek istedim. Bu biraz beni zorlayabilir. :)

      Geçen yıla (dün bile bu geçen yıla dahil oldu, yakınlar bazen en uzak olabiliyor değil mi) şöyle bir baktığımda aslında istediğim birçok şeyin olduğunu gördüm. Gerçekten, kalben ve ruhen neye ihtiyaç duymuşsam o olmuş. Bunun daha önceleri de farkında olduğumu söyleyemem. Zararın neresinden dönülse kardır, unutsam bile bunu hatırlatacağım kendime. İstediğin ve ruhunda ihtiyaç olarak hissettiğin şeylerin gerçek olması -çok basit görünen şeyler bile olabilir, ihtiyaçların zerresi bile edinildiğinde şifa olabilir- en büyük şanslardan biridir muhtemelen. Şansımı fark ettim. Fark etmek.. Bu çok güzel bir kazanım oldu benim için.

      Olmuşlarla oyalanmak ve olacaklarla zaman harcamak yerine olduğum yerde, hayatıma bütünsel bakabildiğim ölçüde mutlu olduğumu öğrendim. Başkalarının gözleriyle ve başkalarının sözleriyle değil. Gözler de sözler de benim. Zaten herkesin gözleri ve sözleri ancak kendi hayatındaki boşluklarını doldurmaya, kendi karanlığını aydınlatmaya ancak yeter diye düşünerek kendi hayatımla bizzat ilgilenmeye karar verdim. Fazla tevazunun sonundan bildiriyorum bunu. Herkese tavsiye ederim. :)

      Kendi dilimizle konuştuğumuzda, bulunduğumuz ortamda bizi anlayan kimse olmuyorsa iletişim kuramayacağız demektir. Hepimizin bir ölçüde meramını anlatabilmesi gerekir değil mi? Yeni yıla dair kararlarımdan biri de bu oldu. Bu da biraz zorlayacak gibi görünüyor ama kaybedilecek değerli bir şey yoksa bir şey kaybetmiş olmayız değil mi? :)

      Benim 2021 stratejim şimdilik böyle. Eserse elbet bir şeyler eklenir. Amaç hayatı kolaylaştırmak ve güzelleştirmektir. Bu niyetle yeni yıldan hepimiz için başta akıl ve beden sağlığı diliyorum. Buna ihtiyacı olan koca bir dünya var, görebiliyorum. Sonra biraz da heyecan, çok mutluluk, çok neşe, çok bilgi, çok doğa, deniz, orman, iyi insanlarla yürünen yollar diliyorum. İyi anlamda değişmek ve dönüşmek için azim gerek. Bu azmin daim olmasını ve kalbimize dönüşüm ilhamının yuva yapmasını diliyorum. Her ne olursa olsun.. Düşsek bile kalkıp yola devam edeceğiz. Potansiyelimizin her bir zerresini heyecanla kullanarak daha ileriye yürüyeceğiz. Başkalarının ilerisi değil, bizim ilerimiz. Farkındalıklarla dolu yepyeni bir yılı sevgiyle kucaklıyorum. Bana getirecekleri ve katacakları için şimdiden heyecan duyuyorum. Aynı heyecanı kalbinizde ve aklınızda duyabilmeniz dileğimle.

      
        Sağlıklı, mutlu nice senelere..
        Sevgiyle.. :)

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...