Saat 02.12
Bilgisayarı kapatıp kitabımı okumaya başlamıştım ki, bu konuyu yazmam gerektiğini hissettim. Çünkü bazı durumların konuşulması gerekir. Bu yazı bir gün birine denk gelecek ve kendinden bir şeyler bulabilecek. Bu yüzünden yazmak istiyorum. Yazmak bazen bir şeyi yıkamak ve temizlemek gibi. Görünür olsun tüm renkleri. Yazacaklarım, benim yıkadıklarım diyebilirim. Tecrübeyle sabit bir kendimle yüzleşme olacak benim için. Başlayabiliriz.. :)
Bazen çok nezih, çok kibar, çok tatlı biriyle tanışırsınız. Tanışmak da değil de bir konu hakkında fikir danışır ya da herhangi bir şey anlatır size. Öyle bir karşılaşma hali diyelim. Öyle kibardır ve öyle saygılıdır ki.. Hayat yolunda nelerle karşılaşacağını az çok tahmin edersiniz. Bir şey diyemezsiniz, haddiniz değildir. Kıyamazsınız ama birileri kıyacaktır bilirsiniz neyse ki herkes için hayat en iyi öğretmendir. Herkes yaşaması gerekeni yaşar ve öğrenmesi gerekeni bir şekilde öğrenir. Böyle temiz kalpli insanların hayat yolunun dikensiz güllerle çevrelenmesini diliyorum.
Adeta cam bir fanusta büyümüş ve hayatın h'sinden bihaber biri olarak gerçek dünyayla tanışmış, kendi fanusuyla törpülenmiş bir varoluşla diyebilirim ki, nezaketi acizlik zanneden, saygının yetersizlik olduğunu düşünen ciddi bir kitle var. Yüzü asla kızarmadan yalan söyleyen, kendi çıkarı uğruna tür ve şekil değiştirebilen canlılar var. Karpuz seçer gibi insan seçen ama bunu incelikle yapan öyle ki, ne yaptığını bile fark edemeyeceğiniz insanlar var. Bambaşka amaçlarla bambaşka hikayeler anlatan ve insanlarda asla gerçek olmayan izlenimler yaratan oluşumlar var. Ah bir de.. Kendi amacı uğruna senin doğrularını manipüle edip değerlerini değersiz göstermeye çalışan varlıklar, omurg.. :)
Neyse ki sürecin herhangi bir yerinde uyanıyorsunuz gerçeğe ve sizin en rahat edeceğiniz şekilde yapılmış, sizi koruyan camdan fanusa tosluyorsunuz nihayetinde. Daha önce aklınıza yatmayan şeyleri görseniz bile suçlamıyorsunuz kimseyi. Her şeyin sizin sanrınız olduğunu sanıp fesat düşüncelerinizle kendinizi suçlayacak kadar bilmiyorsunuz hayatı. Görmemişsiniz ki.. Hayatınızda hiç olmamış çünkü öyle kurgular. Yaşamışsınız öylece. Sadece anlamaya çalışmışsınız ama gerçek hayatın ne kadar gerisinde olduğunuzu bile kavrayamayacak kadar gerçeğe uzaksınız.
Etrafınızda dönen dünyaya mı şaşırasınız, kanayan ellerinize mi korkasınız, kırılan fanusunuza mı yanasınız, bir süre idrak etmek zor oluyor tabii. O uyanış çağı herkeste farklı zamanlara tekabül etse de aralanıyor perdeler. Büyümek bu belki. Belki sıcacık evden, kar fırtınasına ilk kez çıkma hali. Her şey denebilir. Şimdi bu cümlelerimi okurken kimileri diyecek ki, aynı dünyada mı yaşıyoruz acaba.. Şunu söyleyecek kimileri de, hani benim gençliğim nerede.. :)
Bunlar yaşanıyor arkadaşlar. Var böyle hayatlar. Tecrübeyle sabit. Geriden geldik ama geçtik bu yolları. Zordu ama geçti. :) Hayatı, insanları her yeni gün biraz daha öğreniyoruz. iyinin daha iyisini, beterin daha beterini görüyoruz. Hayat öğretmenimiz acımıyor, öğretene kadar derse devam ediyor. Nihayetinde iyiliğimiz için.. Devam etsin. :) Kendi varlığımızı hayatın bize öğrettikleriyle birlikte var edeceğiz. Bu cümlelerin üzerine, henüz hayata açılmamış bir temiz kalp muhtemelen ürkecektir. Keşke birileri de bana söyleseydi ben de biraz ürkseydim. Naçizane hislerimi de buraya iliştireceğim, yıllar önce geçtiğim yoldan şimdi geçen ve bu yazıya denk gelen neferler için. :)
Şimdi ben senim. Sen de bensin. Samimiyetle oku bunları. Normalde böyle yazmam ama madem denk geldin. İyi niyetimle yazdığımı iyi niyetinle okuyabilirsin. Korkmalı mısın? Tabii ki korkabilirsin. Bazen bilmediği bir yolda yürümekten bile korkabilir insan. Ürkebilir karanlıktan ya da tanımadığı insanlara güvenmek durumunda kalmaktan. Korkabilirsin başaramamaktan, ulaşamamaktan, kırılmaktan ya da yanlış anlaşılmaktan. Hepsi bizim için.. Unutmamalısın ki, hayat bir yol ve yürüyeceksin. İster korkarak yürürsün istersen 'Allah'a emanetiz artık' diyerek yürürsün. Bu bir seçim. Korksan da, kırılsan da, dökülsen de yürüyeceksin. O fanus kırıldıysa kalamazsın kırıkların arasında. İlerleyeceksin. İyi niyetini kimse bilmese bile senin bilmen gerekir. Yaptığın her şeyi yıllar sonra bile düşüneceksin. Çıkacak karşına. İyi ki böyle yapmışım diyebilmenin o masum sevinci öyle tatlı ki.. Hayat bir seçim. Kimseye akıl danışamayacağın anlar gelecek ve ardında büyük planların olduğunu sezdiğin seçimler yapman gerekecek. İşte o anlarda aklını ve sezgilerini dinleyeceksin. Bedelini senin ödeyeceğin her seçimin tek sorumlusu sensin. Arkadaşların ya da yakınların değil. Sen bilirsin..
Her şey çok kötü değil elbet. Bir diğer yanda aydınlık bir dünya var. Denge.. Sihirli kelime. Ben önemini yeni öğrendim ama seninle de paylaşmak isterim. Denge her konuda, her alanda ve her duyguda öyle önemli ki.. İlerlediğin yollarda iyiliğin hala yaşadığını, ilahi adaletin tecellilerini göreceksin. En kötü insanın başına gelen şeylere bile içten içe sevinmeyeceksin. Onun neden melek gibi bir bebekken, büyüdükçe şeytanın sağ kolu olmak için çırpındığını düşüneceksin. Geçecek aklından bunlar. Yol devam ettikçe yılların karartamadığı kalpleri tanıma şansın olacak. İçinde hala gencecik bir kalp taşıyan ve hayatının her noktasında iyiliğin ve doğruluğun en değerli ahlak kurallarını uygulayan insanların varlığıyla neşeleneceksin. Karardığında dünya, bu insanların bir cümleleri bile aydınlatmaya yetecek her yeri. Her zaman kendini suçlamamayı, saygının ve nezaketinin sınırlarını, kimin hangi dilden anladığını öğrenecek ve değerine yönelik yanlış anlaşılmalara fırsat vermemeyi öğreneceksin. Hatalar yapacaksın ama her hatadan bir hazine kazanacaksın. Törpüleneceksin..
Şimdi böyle yazıyorum ama ben ne yaşadım, ne öğrendim, okyanusun bir zerresini doldurabildim mi muamma.. Kim bilir daha neler yaşayacak ve neler öğreneceğim. Artık her zaman her şeyin bana iyilikle döneceğini biliyorum diyebilirim. Çok üzülsem de bana bir şey öğretir yaşadığım. Bunu bilmek öyle bir huzur verdi ki.. Hayatımın en huzurlu zaman diliminde, bu huzurun da verdiği sakinlikle gecenin üçünde yazıyorum böyle. Çünkü solan güle bile üzülen birini anlayabilirim. Başka güllerin yaşamaya devam ettiğini hatırlatmak isterim. Hayat beynin yekpare kanatları gibi. Neyi ararsan buluyorsun içinde. İyiyi de kötüyü de. Her zaman bu denge olmasa bile olabildiğince iyiye meyletmek gerek. Işık yalnızca kendi içindeymiş. Huzur tatlı ve ılık bir şeymiş. Yine dengeye çıkıyor kapılar. :)
Tüm samimiyetimle kendi deneyimimden yola çıkarak yazdığım bu yazı, dilerim ki yıllar öncesindeki benlerden birine denk gelir. İyi niyetimin yanına bir tutam güç ekleyerek hayatın en çok dikensiz güller uzatmasını temenni ediyorum. Dalgalar duruluyor, su yolunu bir şekilde buluyor. Başkalarıyla değil kendimizle meşgul olduğumuz ve iyi niyetimizden emin olduğumuz sürece doğru yolu gösteren iyi insanlar yolumuza çıkacaktır elbet. Bu yazıyı bana yazdıran kişinin haberi yok tabii ki ama dilerim ki, saygısının ve nezaketinin anlaşılabildiği toprakların çiçeği olur. En güzel çiçeklerle yolları kavuşur.
Ayrıca buraya kadar sabırla okuyarak düşüncelerime değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Saygı, sevgi ve huzur dolu bir hayat dilerim. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder