ütopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ütopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Haziran 2018 Çarşamba
Mutluluk Zebanileri
Mutluluk..
Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaların baş tacı.. Yanlış mıyım?
Az önce İnstagram'da bir yazı okudum. Yazı isyan doluydu. İsyan ve bezmişlik. Profili incelediğimde karşımda sadece mutlu bir aile tablosu vardı. Gezilen görülen yerler, mutlu bir çift ve mutlu bir çocuk. İdeal aile tablosu yani.. O zaman bu isyan nedendi? Sorun neydi? Bir çok insanın hayali olan mutluluğu yakalamış bir aile neyden bezmişti?
Kıskançlık...
Kıskançlık deyince ufak tefek sanmayın sülale karışmış resmen. Mutluluk zebanileri iş başında. Alenen kamuoyu duyuru yapılmış o hesapta. Kimsenin hayatı beni ilgilendirmiyor açıkçası ama insanların psikolojisi ilgimi çekiyor. İnsanlar neden ulaşamadığı mutlulukları kıskanır? Haydi kıskandın tamam, insansın nefsin var.. Peki sana ait olmayan o ütopyayı bozmaya ne hakkın var? Konuyu alenen anlatmaya gerek yok fakat özetle bu. İşin kötüsü bu ve bunun gibi örnekler sayıca fazla. Oturdum düşündüm..
Aslında hayatımız engebelerle dolu. Bazen çukurda, bazen düzlükte, bazen zirvelerdeyiz.. Tüm yollar insanlar için. Hepsini gösteriyor hayat. Başka yol kalmadığında insan çukurda bulabiliyor kendini.. Bakıyorsun ki etrafında kimse yok. Aslında varlar bir halka halinde çevreni sarmışlar ama uzaklardan eleştiri bombardımanına başlamışlar, yardım eli uzatmak yok.. Şöyle yapsaydın, böyle yapsaydın, ben demiştim, bak işte gördün vs.. Yarın o çukura düşmeme garantileri varmış gibi davranıyorlar. İçten içe bir acıma ve şeytani bir hazla ben çok iyiyim, çok başarılıyım, çok iyi bir işim var, evim var, hayatım var. Ama bak o şimdi çukurda, o kötü durumda fikrinin, tezahürü var suratlarda.. Ne acı değil mi?
Düşmez kalkmaz bir Allah.. Peki zirvelerde olduğunda? O halka yine etrafında. Ben senin iyiliğin için söylüyorum ile başlayan, sen çok değiştin ile biten cümleler..
Canını dişine takarak tırmandığın o zirveler dert olur millete.. Haksız kazançtır, haksız başarıdır, haksız bir yuva sıcaklığındasındır, hak etmediğin noktadasındır o halkaya göre. İşin en kötüsü de o halkanın hep hayatında olmasıdır.
Bizler başkalarının mutluluğunu, başarısını, huzurunu çekemiyoruz. Anladığım kadarıyla bizde olmayan başkasında olduğunda, en karanlık zamanlarda biri parladığında ona yakıştıramıyoruz bu ışıltıyı. Vicdansız mıyız? Kıskanç mıyız? Fesat mıyız? Neyiz biz? Adımız insan.. Peki ya kalbimiz?
Bu gibi örnekler beni düşündürüyor açıkçası. Bu gidiş nereye diyorum bazen.. Hangimizin etrafında yok o halka? Hangimiz kendi zirvelerimizden çukurlara inmedik? Hangimiz yürümedik düzlüklerde tek başımıza?
Velhasıl.. Hayat engebelerle dolu. Bugün zirve yarın çukur.. Siz yine de çok mutlu olun. Mutluluk zebanileri değil, çok mutlu insanlar olun. Ailenizle, işinizle, sevdiklerinizle.. Mutluluk size ne ifade ediyorsa peşinden koşun. Düşünün.. Hayat böyle çok daha güzel olur değil mi?
Selametle..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Çatırtıları Duydunuz mu?
Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :) Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Dün gece Lale Müldür'ün, Mağaradakiler adlı edebiyat dergisiyle söyleşisine denk geldim. Ve dün gece itibariyle kendisine hayr...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...