14 Temmuz 2018 Cumartesi
Bir Tatlı Esinti ve Hayatın İki Gerçeği
Pencereden tatlı bir rüzgar esti az evvel. Mutfağın beyaz ve narin tülünü aralayıp yanıma kadar geldi. Rüzgarı hissetmek ne kadar güzel değil mi?
Bu durumdan benim kadar memnun olmayan biri vardı aramızda.. Ocak. Sönmek üzereydi. Bir elimde kaşıkla birlikte, daldım derin düşüncelere..
Hayatımızda bizi adeta tatlı bir rüzgar gibi mutlu eden, heyecanlandıran, ruhumuzu doyuran, kalbimizi ısıtan ve nefes aldıran bir şeyler var. Hep var. Ve hatta iyi ki varlar.. Bir de ocak misali korumak zorunda olduklarımız var. Bunlar düşüncelerimiz, değerlerimiz, ailemiz, işimiz, hobilerimiz, arkadaşlarımız, belki de kendimiz olabilir. Rüzgarlara kapılmak ne kadar kolay değil mi? Sonunu bilmediğimiz bir tatlı esinti sarıyor belki kalbimizi, hayallerimizi. Sonrası boşluklarla dolu tabi.
Rüzgarlar güzeldir, kendini kaptırmak için uygun yer ve zaman doğru belirlendiği sürece daha da güzeldir. Ocak söndüğünde rüzgar da biter genellikle. Dengeyi kurmak lazım. Ve bazen ocak için, rüzgara karşı durmak lazım. Bizi biz yapan her ne varsa, işte onlar çok kıymetli. Korumak gerekli.
Bu durumu hayatımızın birçok noktasında yorumlayabiliriz aslında. Rüzgar ve ocak. Hayatın iki gerçeği. Ve bu iki gerçeği daha çok düşünmeli..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Olanlar ve An'lar
Tam da şimdi, pembe mavi bulutlarla dolu göğü izlerken bir anda blog sayfam aklıma geldi. Bulutların başladığı yere dönercesine spiral...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...
-
Düşüncelerin girdabından çıkamayan herkes fırtınanın ortasında tutunacak bir dal arar. Bu dal bir ağaç olmaz bazen. Kitap olur, defter...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder