Düşüncelerin girdabından çıkamayan herkes fırtınanın ortasında tutunacak bir dal arar. Bu dal bir ağaç olmaz bazen. Kitap olur, defter olur ya da bir blog.. İşte ben de tutunacak bir dal bulmanın sakinliğiyle geldim.
Çok şey oldu bu geçen zamanda. Her ne kadar bu konuyu açmak dahi gözlerimi doldursa da.. Gerçekten bu konuya girmek istemiyorum. Vazgeçtim o konudan. Elim dahi varmıyor yazmaya. Onu çok özlüyorum. Kuştu artık melek oldu.
Onun dışında çok da önemli bir şey olmadı aslında ya da her şey önem sırasında bir değişikliğe maruz kalmış olabilir. Her şeyin olağan olduğu bir zaman dilimindeyiz. Ben hem içindeyim zamanın hem de büsbütün dışında. Tanpınar da derindir.. Böyle bir zaman içindeyiz işte. Dibini kazıyoruz tüm değerlerin.
Neden buradayım? İnsan nerede olması gerektiğinden emin olamadığı zaman bildiği en eski yola gider. O yüzden buradayım. Yine uğrak saatlerimden biri. Gecenin soğuk sessizliği.. Daha soğuk ya da daha sessiz olsa ne olurdu? Ya da tam tersi.. Buna kader mi deriz? Bilemiyorum.. Öyle şeyler oldu ki artık olanla olmayanın bir farkı kalmadı. İhtimaller terazinin iki kefesinde de aynı ölçüyü veriyor. Zaman ne gösterir bilemiyorum..
Böyle işte.. Zaman geçiyor bulutlar gibi. Bulutlara her bakan başka bir hikaye görüyor içinde. Herkes başka bir anlam çıkarıyor geçen günlerden. Birbirinden farklı. Ama insan genelde aynı. Keşke aklımdan geçen her şeyi fırtınaya bırakıp kendim bir dala tutunmayı başarsaydım ama o da olur elbet. Neler olmuyor ki..
Velhasıl..
Her şey için şükür, bazı şeyler için dua..
Her şey bir şekilde hizasını bulur, yola devam..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder