çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2020 Perşembe

Yeşil Kapı


      Akşam oldu yine. Bitti gün. Bugün de çıkamadım dışarıya, oynayamadım arkadaşlarımla. İzin vermedi babam. ''Gitme hiçbir yere, otur işte sıcak evinde!'' dedi. Oysa ben hiç ısınamıyordum bu evde. Bir kış günü üşümüştü kalbim. Isınamadı bir daha. Isıtan da olmadı. Bu evde ne kadar üşüdüğümü bilmiyordu babam. Bakmıyordu zaten gözlerime. Görmek istemiyordu belki buzdan kalbimi. Anneme benziyormuş gözlerim. Öyle derdi. O kış gününde soğuyan tek şey benim kalbim değildi belki, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu soğuk karanlığın içinde bir gün daha bitti.

      Odama döndüm usulca. Yeşil bir kapıyla ardımda kalıyordu bu soğuk ve  karanlık dünya. Eskimiş, soyulmuş gri bir kapı kulpuyla, evden uzaklaştırıyordu sanki beni. Bu bile güven veriyor aslında. Bu odada kalbimin buzu çözülüyor gibi. Yıllar evvel o zemheri soğuğun karanlığında, bu odada kaybetmiştim annemi. Çok hastaydı annem. Bana kimse söylemedi nedenini. O öldüğünde, üşüdüğü için öldüğünü düşünmüştüm. Bulamadım hiç nedenini. Oysa ısıtmak isterdim o hep soğuk olan ellerini, ısınırsa iyileşecek sanırdım. İyileşemedi. Ona sorular sorardım, konuşamazdı. Gözlerime uzun uzun bakardı sadece. Ben yine de o sımsıcak bir alevi andıran mavi gözlerinden cevabımı alırdım. 6 yaşındaydım. Sonra da hep 6 yaşında kaldım. Unutamadım o masmavi gözleri. O gittikten sonra üşüdükçe içimi onlarla ısıttım. O soğuk zemherinin üzerinden 5 yıl geçti.

      Karşımda yatağım.. Annemin bana son kez baktığı, gözlerini kapattığında kalbimin buzlandığı o yer. Şimdi boş, sessiz. Eski bir fotoğrafı var şimdi duvarda. Ona bakıyorum evin karanlık ve soğuğundan kaçtıkça. Dışarısı boş ve sessiz. Tıpkı kalbimin içi gibi. Çocukların kalbi neşeyle dolmalı, kalabalıklarla coşmalıydı değil mi? Biraz sonra yemeğe çağırır babam. Akşam yemeği vakti diyerek 3 kere çalar kapımı. Ben çıkana kadar bekler orada. Bilmez ama 3 yıldır o kapıların ardı karanlığa açılır. O yeşil kapının ardı artık yabancı.

      Sonra mutfağa gideriz babamla hiç konuşmadan. Yemek hazırdır. Annemin yerine gelen bir kadın yapıyor yemekleri. Babam, anne dememi istiyor ona. Diyemem ki! Nasıl derim? Benim annem cennete gitti ama o hala benim.. Otururuz sofraya yine 3 kişi. Bir çift göz fazlalık olduğumu hissettirir o masada. Çok acıkmış olduğum için doymamış olsam da isteyemem bir tabak daha. Annem olsaydı isterdim. Aç kalmazdım hem. Düşünürdü beni annem. O soğuk zemheri soframızda bile esiyor şimdi.

      Babam işe gittiğinde ben de odama çekilirim. Ödevlerimi yaparım, dışarı çağıran biri varsa koşarak çıkarım. Çünkü annemin yerine gelen kadın beni hep dışarıya gönderir. Yağmur da yağsa, kar da yağsa, kimse çağırmasa da, '' Git. '' der. '' Haydi artık git! '' Öyle zoruma gider ki.. Giderim ben de. Ne yapayım? Ahmet ile top oynarım, Mustafa çağırır sonra. Günler böyle geçer nasılsa.. Ahmet ve Mustafa benim okuldan arkadaşlarım. Bir onlara anlatırım her şeyimi. Bilirler evimizin ne kadar karanlık olduğunu ve sanki soğuk bir rüzgar estiğini. Anneleri de beni çok sever. Yağmur yağarken çıkarsam muhakkak eve çağırırlar. Geçer işte böyle saatler. Bazen Ahmet'in annesi puding yapar bana ve arkadaşlarıma. Annem de yapardı bana, çok sevdiğim için. Kaseyi elime aldığımda, annemin bana kaseyi uzatan elleri gelir aklıma. Bir an ısınırım. Sonra dolan gözlerimi kimse görmesin diye kapatırım.

      Günlerdir çıkamıyorum evden. Ahmet ve Mustafa da çıkamıyor. Çıkabilselerdi hemen gelip beni de çağırırlardı biliyorum. Salgın varmış her yerde. Çıkarsak hastalanırmışız. Babam da gitmiyor işe. Bu yüzden annemin yerine gelen kadın ''Haydi git artık!'' demiyor artık bana. Babamın yanındayken göndermiyor beni nedense. Kızmıyor da hiç. Ben yine de evde kalmamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Benim gitmem gerek sanki. Bir çift gözle duyuyorum söylenemeyen bu cümleyi. Ama gitme diyor babam, gidersem kızar. Çıkamam.

      Şimdi yatağıma uzanacağım. Yıllardır herkesten sakladığım, annemin hırkasına sarılıp uyumaya çalışacağım. Soğuk ve karanlık evlerde yaşayan başka çocuklarla rüyamda oynayacağım. Sonra belki annem puding yapar bana. Bir beyaz kase uzatır elleriyle. Mustafa ve Ahmet'e de yapar, oyun arkadaşlarıma da. Oynarız yine yedikten sonra. Mavi gözleriyle sıcacık bakar bana, ısınırım.
Anne..
Seni hiç unutmayacağım. 
      

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...