minimalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
minimalizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2020 Pazar

Kurutulmuş Düşünceler



      Yine bir akşam vakti güneşe serdim düşüncelerimi. Sermeden kurumuyor malum. Kurutup kalbimin raflarına kaldırmam gerek. Bundan sonra yazılarımın linkini herhangi bir yerde paylaşmama kararı aldım. Estiği an burada böyle yazacağım. Belki bir gün düzenli yazarım, günlere böler paylaşırım. Denk gelen okur. Belki denk gelen kendinden bir parça bulur. Fikri bir karşılaşma olur. Çünkü neden olmasın? :)

      Bu aralar şöyle bir turluyorum dünyayı. İnsanlar ne alemde anlamaya çalışıyorum. Görüyorum ki şu sıralar çok fazla fikir ve ekol var. Hangisine kapılsak, hangisinde kendimizi bulsak bilemiyoruz. Minimalist olsak olmuyor, modaya uysak dolmuyor derken günler bir arayışla geçip gidiyor. Günden güne doğru bilinen her şey değişiyor. Gençlikte her yeni güne yeni bir şok hali. Münzevi kalpler dahi saklandığı yerde bulunmamaktan yorgun düşmüş sanki. Zaman böyle garip bir yoldan geçiyor şimdi. 

      Esip giden bu fırtınalardan edindiğim bir şey var ki, şu hayatta hiç ama hiçbir kimseye yaranamayacağımız gerçeği. Bak canım; ne yaparsan yap, her ne geliyorsa aklına, asla ama asla iyi niyetin tam manasıyla karşılık bulmayacak. 1000 tane iyilik yap, yapmadığın 1001. iyilik sorulacak. İnsanoğlu böyle. O yüzden sana kötü enerji veren her şeyden kaç. Uzak dur demiyorum. Uzak dursan da onlar seni bir şekilde buluyor. Kaç. Net. Esip giden bu fırtınanın neresinden tutarsan tut, nihai sonda seni bir köşeye fırlatacak. O yüzden en doğrusu her zaman kendin olmak. Kendi isteklerinle yeni bir güne başlayıp iç huzuruyla günü sonlandırmak. Belki biraz da çok düşünmeyip olayları çok kurcalamamak. Denenebilir gibi..

      Bu aralar günler biraz da boşvermişlikle geçiyor. Belki bilirsiniz, eskiden bir şey beklerdim. Sonra vazgeçtim. Neyi bekliyordum bilmiyorum ama sanki bir şeyler olacak gibiydi. Aslında çok şey oldu ama hiçbiri aradığım güç ve etkide değildi. Hayatım drama o kadar alışmış ki daha büyük olaylar bekliyordum sanırım. O günler de geçti. Artık ne olursa olsun modundayım. Vazgeçmek mi denir, büyümek mi denir bilemiyorum ama böyle. Ait olmadığım bir hayatta yaşar gibi hissederdim kendimi. Şimdi hiçbir şey hissetmiyorum. Bu daha mı iyi bilemedim şimdi. :)

      Başkalarının hayatlarına dair birçok şeyi tahmin edip gidişatı az çok kestirebilirken kendime karşı karanlık bir oda gibiyim. Sesime yankı dahi bulamıyorum kendimde. Neler olacağını asla tahmin edemiyorum. Yolumun üzerinde tek bir sokak lambası dahi yok ve ben durmadan yürüyorum. Işık da aramıyorum aslında. Serin bir akşam yürüyüşü gibi. Huzur verici. Sanırım gerçekten huzurluyum çünkü düşünmüyor, sorgulamıyorum. Oysa hayatımın beş yıllık kalkınma planını yapmadan rahat edemezdim. Demek ki her şey insanlar için..

      Velhasıl durumlar böyle. Artık canım ne isterse, öyle. Kendimi görmüyorum. Gözden ırak olan misali aynaya bakmam gerekli. İstediğim zaman tabii. Kalbimin çok uzak bir köşesinden bir ses güzel şeyler olacak diyor. Bir beklenti değil. His gibi. Umarım herkes için çok güzel şeyler olur. Kalpler huzurla uyur. Ve kurutulmuş düşünceler tek tek raflara konur, bu yazı burada son bulur! :)
Güzel günlere..


                                      
Görsel alıntıdır.

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...