20 Eylül 2025 Cumartesi

Çatırtıları Duydunuz mu?


      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)

      Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünce okyanusumda kaybolup gelmedim. Sadece öylesine geldim. Saat 03.57 şimdi ama vakitlice uyumak benim için ne zaman kolay oldu ki.. Gecenin en serin sessizliğindeyiz. Çok severim.

      Özet geçelim, yine çok şey oldu hem de hiçbir şey olmadı. Üzüm sonrasında birçok şey sabit bir çizgide seyir ediyor benim için. Bunun dışında olanlar tabii ki yine şahsi törpülenmelerim, hayatı öğrenmelerim. Çok şey oldu. Bunlardan en önemlisi kalbimin teskin olması oldu. Elbette çok değil. Ama dingin. Öğrenmek ne sancılı bir süreç ve ne ağır bir deneyim. Bu böyle ömür boyu sürecek. Hepimiz için..

      Hayatta her şey olabilir ama bazı şeyler de olmaz derdim. Oluyormuş. Şaşırmak, üzülmek, anlamamak ya da anlamlandıramamak.. Her şeyin anlamını yitirdiği yerler varmış. Hepsini geçelim bir sonraki level olan aslında büyümenin yalnızlık olduğu noktasındayım. Bu çok garip. Biz bir bireyiz ve seçimlerimizi yönlendiren onlarca sesin ardından bedelini ödeyen biziz. Bu çok ilginç. Fanus kırılıyor. İçeridekiler paramparça ama artık dışında da her ne varsa çatırdamaya başladı. İlginç..

      Hayat hayallerin ötesinde süren başka bir gerçeklik. Henüz altın tuşu bulamadığım için yavaş ilerliyor ama yarınlar sürprizlerle dolu. Hepimiz için.. Neyse bu kadar yeter, kendi karanlığımızın içinde aydınlanma dileklerimle..

Kendinize iyi davranın, her şey sizin yüzünüzden değildi. Sevgiler. 

14 Haziran 2025 Cumartesi

Gerçekliğin Çatısı


      Başka diyarlarda gezip dolaşan herkesin döndüğü bir gerçeklik var. Herkes kendi gerçekliğinin çatısı altında yaşar. Görünmez bir çatıdır bu ama vardır. Bilmenin verdiği güvenle sığınılan ve hep orada olacakmış sanılan..

      Değişti dünya. Biz de değiştik. Başkası olduk hatta. Zaman çoğu duyguyu alıp götürdü içimizden. Değdi mi? Yaşamak buysa eğer değmiştir. Yaşamak bu değilse o zaman işler biraz karışır haliyle. Peki ne yapabiliriz? Kendi küçük dünyamızda oyalanabiliriz elbette. Gerçekliğimizden uzaklaşmadan tabii..

      İnternet ile bize çizilen çizgilerde böcekler gibi dolaşıyoruz. Oysa dışarıda başka bir dünya var. Bize ne çizildiyse o kadarına ulaşıyoruz. Dönüp dolaşıp takılıyoruz kendi gerçeklerimizin çitlerine. Tüm dünya böyle. Aynı gezegende başka yaşamlar, aynı görünen farklı ruhlar..

      Böyle olacağını çocukluğumda da bilirdim, hüznüm bu günlereydi. Gündemi biraz takip etmek yetiyor bilindik çatıya dönmeye. Bize de bu düşmüş ne diyelim.. Hikayenin sonunda açık bir kapı da yok çizginin dışına çıkmak için. Öyle işte.. Aslında neler söylenir de bu gece bu kadar yeter hepimize. 

      Dünya daha iyi bir yer olsun dileğimle.. 

3 Mayıs 2025 Cumartesi

Fırtına Sakinleri


      Düşüncelerin girdabından çıkamayan herkes fırtınanın ortasında tutunacak bir dal arar. Bu dal bir ağaç olmaz bazen. Kitap olur, defter olur ya da bir blog.. İşte ben de tutunacak bir dal bulmanın sakinliğiyle geldim.

      Çok şey oldu bu geçen zamanda. Her ne kadar bu konuyu açmak dahi gözlerimi doldursa da.. Gerçekten bu konuya girmek istemiyorum. Vazgeçtim o konudan. Elim dahi varmıyor yazmaya. Onu çok özlüyorum. Kuştu artık melek oldu.

      Onun dışında çok da önemli bir şey olmadı aslında ya da her şey önem sırasında bir değişikliğe maruz kalmış olabilir. Her şeyin olağan olduğu bir zaman dilimindeyiz. Ben hem içindeyim zamanın hem de büsbütün dışında. Tanpınar da derindir.. Böyle bir zaman içindeyiz işte. Dibini kazıyoruz tüm değerlerin.

      Neden buradayım? İnsan nerede olması gerektiğinden emin olamadığı zaman bildiği en eski yola gider. O yüzden buradayım. Yine uğrak saatlerimden biri. Gecenin soğuk sessizliği.. Daha soğuk ya da daha sessiz olsa ne olurdu? Ya da tam tersi.. Buna kader mi deriz? Bilemiyorum.. Öyle şeyler oldu ki artık olanla olmayanın bir farkı kalmadı. İhtimaller terazinin iki kefesinde de aynı ölçüyü veriyor. Zaman ne gösterir bilemiyorum..

      Böyle işte.. Zaman geçiyor bulutlar gibi. Bulutlara her bakan başka bir hikaye görüyor içinde. Herkes başka bir anlam çıkarıyor geçen günlerden. Birbirinden farklı. Ama insan genelde aynı. Keşke aklımdan geçen her şeyi fırtınaya bırakıp kendim bir dala tutunmayı başarsaydım ama o da olur elbet. Neler olmuyor ki..

      Velhasıl..
      Her şey için şükür, bazı şeyler için dua..
      Her şey bir şekilde hizasını bulur, yola devam.. 

8 Ağustos 2024 Perşembe

Asırlar Ötesinden Geliyorum

 

       Uzun bir zamanın ardından yeniden merhaba. Ben yine gecenin sessizliğinde buraya geldim. Saat tam 01.11 tatlı bir serinlikle esiyor rüzgar. Güzel ve sakin bir an. Birden aklıma yazmak geldi ve buradayım. Bazı şeyler asla değişmiyor..

      Asırlar sonrasından gelince bir özet geçmek gerek tabii. Geçen zaman zarfında çok şey oldu. Akla gelmeyecek şeyler başa geldi, üzüldük, sevindik, bir tatlı Üzüm tanesi kuşum oldu, yeni meşgaleler geldi derken geçti aylar. Bu yılın gündemi çok canlı. İyi ya da kötü bir şeyler oluyor sürekli, ana gündem daha çok yakın aile çevresiydi. 2024 eminim birçok aile için gümbür gümbür geçiyordur. Bu yıl dopdolu ve patlamaya hazır bir volkan gibi püskürtüyor içindekileri. Karmalar cıvıl cıvıl ötüşüyor etrafta. Ağzımızdan çıkan sözler kanatlanmış geliyor. Beklediğimiz gibi.. 

      Kendime şöyle bir dönecek olursam ufak tefek atraksiyonlar dışında benim için pek bir şey değişmedi. Aynı şeyler, lacivert günler.. Kendimle derin hesaplaşmalara girdim, çıktım, döndüm dolandım, etrafı sorguladım, varlığı ve var olmayı anlamlandırmaya çalıştım, sustum, düşündüm, sonra da böyle bir zamana doğmanın ağır sakinliğiyle yüzleştim. Herkes kendince haklı ama bu benim saygı duyacağım ve kendi yolumdan çıkacağım anlamına gelmiyor tabii. Yolun doğruluğu konusu da şahsi bir mesele artık. Herkes nasılsa kendi yolunun yolcusu. Sağa sola bakmak yerine olmak istediğimiz yerde, olmak istediğimiz insanlarla istediğimiz yollarda devam edeceğiz hayata. Peşimizden söylenen bir şeyler varsa da ancak peşimizde kalır diye düşünerek hizamızda devam edeceğiz. Böyle bir yol tutturdum kendimce. Yolun yanlış olduğunu düşünen bir kez de kendi yoluna baksın. İnsanlara bulunduğu çizgiyi hatırlatmak da gerekiyor bazen. Bunu iyi kavradım.

      Hayatın ne sürprizler getireceğini bilmiyorum ama ben de bir bilinmezlikte yürüyenlerdenim. Aklımda ve kalbimde yeri olan çok şeyi yitirdim, şimdi içim bir bilinmezlikler ülkesi. Boş bir salon gibi serin, ferah, sakin.. Kargaşa yerini sadece isteğim doğrultusunda misafir ettiğim değerlere bıraktı. İstiften öte ziyaretçi kabulü gibi. Arkadaşlıklar, fikirler, hobiler, sohbetler.. Yalnızca bende bıraktığı enerji doğrultusunda hayatımda var. Ölçütüm nasıl hissettiğim. Ötesi boşluk. Hatayı önce kendimde aradığım yıllar yerini eşit bir terazi edinerek sakinliğe bıraktı. Bendeki maksimum değişimi ancak böyle ifade edebilirim.

      
      Burası da kendi zaman cetvelim gibi oldu ama belki de büyümek böyle bir şey. Ben değil de yaşım büyümüş olabilir. Geriye baktığımda görebileceğim hiçbir şey olmadığını fark etmek geriye bakmamayı öğretmiş de olabilir. Her şey olabilir. Kendimden çok uzaklaştım. Artık dönebileceğim mesafede değilim bu yüzden yeni bir yol yapmak zorundayım. Hepimiz başka sebeplerle benzer durumlar yaşıyoruz biliyorum. İnsan çok da benzersiz bir varlık değil. Farklı renkler olarak dolaşıyoruz, benzer hikayeler, benzer bedenler. Büyütmeye gerek yok insan kimliğini.


      Yazdıkça yazasım geldi sanırım ama tamam yeter bugünlük bu kadar. :) Daha güzel güncellemelerle dönmek dileğimle. Yolu düşen, buradan geçen, buraya kadar okuyan herkese sevgilerimle.

Ruhunuz huzur ve neşeyle dolsun. 

1 Aralık 2023 Cuma

Kırık Fanus

 

       Saat 03.23 uyku beni tutmadı, ben onu yakalayamadım derken bu saati gördük. Açtım pencereyi, gecenin buz gibi sessizliğini aldım içeriye ve hemen karşıma oturttum gökteki en parlak yıldızı ve başladım yazmaya. Bak buradayım dercesine cayır cayır yanıyor bir yıldız. Bak ben buradayım, diyor dikkatle bakana. Artık adına her ne derseniz..

      Geldiğim bu noktada neye ne dediğimin pek bir farkı yok benim için. Her şeye ‘şey’ desem yargılamaz kimse. Öyle bir yer bu. Burası çok kalabalık aslında ama sessiz herkes. Birbirini gören çeviriyor başını. Aynı yerde olmanın ve aynı hislerle bulunmanın dayanılmaz hafifliği okunuyor gözlerden. Hepsi bu.

      Albüm karıştırdım az önce. Telefonumun dolu hafızasına rağmen silmediğim bir video var. Aslında saçlarımı düzeltecektim ayna niyetiyle açmıştım telefonu sonra o günü unutmamam gerektiğine karar verdim hızlı düşünerek. İzledim işte o anı yine. İki gün boyunca uyumamıştım. Rengim solmuştu. Ruhum da. Böyle anlar vardır bilirsiniz. Sonra çok da renklenmedi dünya. Uyku tutmayınca arşivde dolandım kendi karanlığımda kendimi aradım. Olur bazen böyle..

      Başka şeyler de olur hem. Olur değil mi? Olsa güzel olur. (Genellikle aklımdaki hiçbir şeyi olduğu gibi anlatmıyorum ve daha sonra ben bile okuduğumda derdimi anlayamıyorum, yine öyle bir an.) Kapıyı açtığımda gördüğüm şey sadece bir kayalık olunca kapıya uzanmaktan bile vazgeçtiğim bir dönemde ‘belki’ kelimesine sığınmak bile bir mucize ama olsun, belki..

      Cam fanus kırıldı. Artık yürüyüş zamanı. Nereye, ne zaman, nasıl.. Bunları sormadan başlamak zamanı.. Kendimizi karşımıza alıp gözlerimizin içine bakmak zamanı. Kendimizi bu halimizle sevmek zamanı. Yatağın altındaki nohut taneleriyle uyuyamayanların zamanı.. Susmak zamanı, yapmak zamanı.. 03:44 oldu bile. Böyle işte. Olur böyle..

21 Ekim 2023 Cumartesi

Kum Tanesi

        
       Ben geldim. :) Ne zaman bu boş ve beyaz sayfayı açsam gözümün önüne yeşil bir orman içinde bulunan ahşap bir kulübe geliyor. Sarı ışıklı ve sıcak bir yer burası. Tatlı bir ortam ve tatlı bir manzara. Bu sayfayı açmak o evin kapısını açmak gibi. Dönüp dolaşıp geldiğim bir yer. Umarım bir gün gerçekten böyle arada uğradığım bir ahşap evim olur.

      Düşündüğümüzde imkansız görünen ama bir vesileyle gerçekleşen onlarca hayalden sonra imkansızlığa inanmak biraz daha imkansız bir hal alıyor. Olur yani neden olmasın. Her şey olur. Hayal bir tohum gibi ekilir zamana. Sonra yağmurlar yağar, güneş yakar ama sonra tekrar gelir yağmur. Susuzluğunu unutur toprak. Bu hep böyledir. Filizlenir her şey, yeşerir yaşam. Olur yani. Bir ağacın fidandan büyüyüşüne hiç mi şahit olmadık sanki..

      Son zamanlardan bahsedecek olursam.. Aklıma gelen ilk kelime 'alışmak' oldu. Her şeye alışmak.. Her şeye. Şimdi ben bile durup baktım kendi cümleme. Artık canım sıkılmıyor. Kazanmak ve kaybetmek gibi kavramların içi boşaldı ve geriye sadece zan kaldı. Ne zannediyorsak onu gerçek sanıyoruz nasılsa. Gerçek de pek kalmadı. Geçenlerde 30 yaşıma girdim. Yazıyla otuz, rakamla 30 ilginç bir yaş değil mi? :) Ya aslında böyle bir yaşla karşılaşmak sanki burada olmamalıydı gibi bir his verdi. Böyle olmamalıydı. Ama böyle. Sarıldım ona, kızmadım küsmedim. Tamam artık bundan sonra beraberiz dedim. Elimden geleni yapmaya çalışacağım. Hayat tüm şımarıklığıma rağmen bana onlarca şans verirken ve gözlerimi kapatıp boşluğa koşarken böyle bir yaşla karşılaştıysam yapılacak bir şey yok demektir.

       Başka neleri not düşelim buralara.. Dünya karmakarışık bir hal aldı. Savaşlar, manipülasyonlar, insan ruhunu söndürme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz ne yapmaya çalışıyorlar? Manzaraya biraz uzaktan bakınca nasılsa beni dinlemeyeceklerini görebiliyorum. İnsan görünümlü herkesin insan ruhu taşımadığına olan inancım uzun süredir benimle. Kötü olmanın türlü yollarından birini seçip her yeni güne ve masum bedenlere yapabileceklerini yapıyorlar. Oyun aslında belliyken neden küçük oyunlar kuruyorlar? Herkesin ve şeyin başka bir yüzü daha var. Kendim yazıp kendim okuyacağım..

       Durumlar böyle. Sakinim, sessizim, kabuğumun içinde bir inci oldum diyebilirim. Özüm bir kum tanesiyse gerçekten bir inci olabilecek kadar uzun bir zamandır kabuğumun içindeyim. Çıkmak şans olur belki. Kim bilir neler olacak. Hangi sulara açılacak bu kabuk göreceğiz. Olsun.. Suyun, kabuğun, kumun sahibi beni her şeye razı etti. Olsun..

       Kalbinizdeki denizin neşeyle dalgalanmasını dilerim.
       Selamlar ve sevgiler..

16 Eylül 2023 Cumartesi

Yıldızların Peşinde

 

       Yine bir gece vakti.. Göğün en temiz ve en parlak yerinde birkaç dileği taktım yıldızların peşine ve geldim. Yine uzun zaman olmuş ama olsun ne çıkar ki. Gökyüzü çok güzel. Yıldızlar kayıyor bazen. Deniz soğuk ama o da güzel. İklim değişti bizim gibi. Biz de değiştik değil mi? Bir yanda ötüşen yarasalar, hayaller, planlar, hayatlar.. Sonra yeniden kayan yıldızlar, parıldayan, soğuk bir beyaz ışıkla yanan.. Böyle bir gecede, soğuk bir sessizliğin içinde yazdım işte. Ne güzel bir an..

10 Mayıs 2023 Çarşamba

Titrek Bir Mum Işığı


      Ben geldim. Aklımın odalarında dolaşıp biraz da sanal turlar yaptıktan sonra uğramam gereken yerdeyim. Bugün, fark ettiğim bir konuyu sesli düşünmek istiyorum. Bazı yazarları dinledim de geldim hatta. Arkadaşlar onlar da kendini arıyor? Haydi ben arıyorum da onlar nasıl arıyor? Arayamazlar mı, insan değil mi onlar, derseniz.. Arayabilirler tabii. Ama.. Bilemedim. Sesli düşünüyorum sadece. Yazar, kendini bulmadan nasıl bir karakter oluşturabilir? Ve bunu binlerce insanla nasıl paylaşabilir? Bunun adı cesaret mi, boşvermişlik mi? Kaynağı nedir o hissin? Bunu merak ettim şimdi. Oysa konu bu değildi ama mademki sesli düşünüyorum, içime döneyim.

      Çocukluğumdan beri, beni ben yapan bir müzik bir de yazmak vardı. Bunlar için hiçbir hazırlık yapmam ve çalışmam gerekmezdi, onlar zaten vardı ve kendiliğinden ortaya çıkardı. Eğer üzerine çalışmam gerekseydi beni heyecanlandırmazdı. Kaynağını bilmeden var olan şeylerin -iyi ya da kötü- gün yüzüne nasıl çıkacağı beni hep heyecanlandırır. Dün bunları düşündüm ve kendimi çok sorguladım. Ben kaçabileceğim evlerin anahtarlarını uzaya fırlattım.

      Hobilerimden uzaklaşmam iplerin elimden nasıl süzüldüğünü bile anlamadan oldu. Oldu olanlar ve bir noktada ipler bile geride kaldı. Geçti zaman, güneş defalarca doğdu ve bazen kalbime bazen de ruhuma battı. Oldu işte.. Şimdi neden konu buraya geldi derseniz, meseleye geri dönelim. Bir zamanlar bendirimle videolar paylaşırdım. Eğlenirdim çünkü. Sadece eğlenirdim. Doğru bir sesi bulmaya çalışmak heyecan verirdi. Kursa gitsem büyü bozulurdu. Her şey çok heyecanlıydı. Ve sonra süreç benim beklediğimden daha fazla parlamaya başladı. Sanırım korktum. Çünkü bu parlaklık bile benim için fazlaydı. Bir paylaşımı 1000 kişinin izlemesi, dönüşlerin gelmesi benim için fazlaydı. Profesyonel olmayan bir şeyin halka sunulması, cebinde taş taşıyanları da uyandırma ihtimalini içinde barındırırdı. Düşündüm her şeyi. O zamanlar kendime bile ifade etmediğim, düşünmeden sildiğim her şeyi dün tek tek sorguladım. Hissettiğim şeyi bilmekle birlikte neden öyle hissettiğimi bilmiyorum. Soluk olmak güvenliydi belki. Neyden, kimden kaçtım?

      İnstagram'da bir şey paylaştığımda ve yazdığım şeylerle ilgili dönüşler aldığımda heyecan duymak yerine gördüğüm istatistikler son zamanlarda korkutuyor beni. Binlerce insanın yazılarımı okuması, takip etmese bile muhtelif zamanlarda profilimi hatırlaması.. Tekrar uğranılan bir adres olmak.. Aslında yıllar önce benim normalim olan şeyler şimdi beni korkutuyor ve bu yeni bir duygu. Ben uzun bir süre kendi karanlığımda yaşadığım için unuttuğum bir his belki bu. Milyonlarca okunanların yanında benim şu yazdıklarım bile komik sayılabilir olsa da kendi duygularımı çözümlemeliyim. Ben genelde köşelerde sessizce takılan biriyim. Görünmez olmak sakinlik getirir.

      İçimdeki ses, sil her şeyi ve çekil kabuğuna diyor. Ama bu defa bunu yapmayacağım. Yapmamalıyım çünkü yaptığımda neler olduğunu gördüm. Kabuğumu her zaman yanımda taşıyarak hayata karışmalıyım. Basit ve kolay şeylerin tat vermediği, değerli olan değerlerin ayaklar altına alındığı alanlarda nefes alamadığım zaman diliminden geçmişken ve buna rağmen define haritamı henüz çizmemişken suya yazılar yazdığımın farkındayım. Ama yazmalıyım.

      Konu başka bir şeydi ama kendimle yüzleştim adeta. Ve bu iyi geldi. Kaçtığım alan bile başkalarının da görebileceği bir yer. Boş bir deftere yazsam bile bir misafir çocuğu okurdu zaten. Bu yüzden gizli defterlerim yok. Dünyanın öbür ucunda bile ulaşabileceğim bir blog sayfam var. İyi ki var. Bugünlük bu kadar olsun mu? Olacak. İçimdeki karanlıktan korkmuş ve kırılgan kalbi yeniden yeşerteceğim. Çünkü o biraz şaşırdı ve üzüldü ama biraz daha büyüdü. Düşmeyelim derken manzarayı kaçırdığımız son demler belki. Göreceğiz..



      Not: Bu yazıyı hiçbir yerde link olarak paylaşmayacağım ama burada olacak. Denk geldiysen ve buraya kadar okuduysan umarım burada yanan o titrek mum ışığını hissedebilmişsindir. Bir blog sayfasında geziniyorsan zaten sen de benden birisin. Her kimsen, sana Lale Müldür'ün Destina şiirini armağan etmek istedim. Çünkü içimden o şiir geldi. :) Burası benim kürkçü dükkanım. İstediğin gibi dolaşabilirsin, korktuğum kalabalık sen değilsin. Hatta istersen anonim bir mesaj bile bırakabilirsin. Selamlar, sevgiler..
      

24 Nisan 2023 Pazartesi

Volkan Nefesi


      İşte yine buradayım, düşüncelerimi önüne bırakıp kaçacağım bir kapı bulamadım. İnsanın ruhu evsiz kaldığında onu yargılamadan dinleyecek ve kollarını açacak yerlere koşuyor. Benim de dönüp dolaşıp sığındığım kollar burası. Yıllardır yaptığım gibi buraya biraz nefes almaya geldim. Günden, gündemden, şehirden uzakta.. Nefes almak bazen düşünüldüğü gibi kolay olmuyor. İçimize çektiğimiz bir volkanın külleri gibi. Soğuk suların söndüremediği bir volkan nefesi..

      En son ne zaman yazdığıma ve ne yazdığıma bakmadım açıkçası. Ben genellikle geriye bakmam. O anda parmaklarımdan dökülenleri yazarım ve devam ederim. Ruhumu serinletmenin daha iyi bir yolunu bulamadığım için oyalanmak yerine sadece yazabildiğim kadar yazmayı seçerim. O anda düşünülenin ve hissedilenin zehrini almak kolay değil. Aslında birilerinin okuması için de değil. Sadece yazmak.. Burada olmak, kendimden kaçmak isterken kendime sarılmak ve her zaman anahtarını üstümde taşıdığım bir odaya saklanmak gibi.

      Yine bir gece vaktinin serin sessizliğindeyim. Bir yandan 'Jane Maryam' şarkısı sakince çalıyor şimdi. Şansıma uzun versiyonu denk geldi. Bir süredir tatlı bir melodi olarak devam ediyor. Diğer yanımda bardakta beni beklerken soğumuş çayım var. Soğuk bir suyu tercih ederdim. Şimdi ne bana ne de kendine faydası var. En sıcak şeyler bile soğuyormuş demek ki.. Baktığım her şeye farklı bir anlam yükleyip soru havuzuma cevap ekliyorum. :) Ama böyle olmasaydım sorularıma kim cevap verebilirdi? Beni benden başka kim ikna edebilirdi?

      Bir şeyler aklıma yatmadığında ama aksi durumu için hiçbir kanıt bulamadığımda kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Belki de öyle değildir, yanılıyorsundur diyorum. Tüm bunlar kendimle savaş anında söylediğim sözler tabii. Ama bir türlü ikna edemediğim iç sesim, bir süre sonra gerçekten haklı çıkıyor. Sonra sezgilerime saygım daha da artıyor. Sezgilerim ya da iç sesim -artık her ne derseniz- benden bağımsız hissediyor karanlığın ötesini. Ama insan bazen de inanmak istiyor. Bilirsiniz.. Ama hangi gerçek gizli kalır ki? Dünya çok acayip bir yer. Bize sadece olanları uzaktan izlemek düşer. Bizim mayamız belli.

      Şimdi denk gelen şarkı çok sevdiklerimden biri. Konunun üzerine bu şarkıyı açmak aklıma bile gelmezdi. Hayata tat katan ve belki de yaşanılır kılan böyle tatlı tesadüflerdir. Konular değişir, günler geçer, isimler bile değişir ama insan kendi dünyasında dolaşıp durmaya devam eder. Hep bir ışığın peşinden gider. İşte böyle geçer zaman. Aynalara bakmak istemezken bir şarkıda bulur parlayan gözlerini. Hayatta her şey olabilir.. Oluyormuş yani.

      Bugün de biraz durulduk, sakinleşti kalbimiz, serinledi.. O zaman şükür ile yola devam edelim. Okuyarak, yazarak, dinleyerek, anlatarak.. Bazen gülerek bazen ağlayarak ama kimseyi yargılamayarak.. Bazen konuşarak, bazen susarak, bazen susarak konuşarak.. Bazen sadece durarak.. Böyle işte. Haydi kendi dünyamıza tekrar dönelim. Artık buraya daha güzel günlerde daha güzel haberlerle gelmeyi dilerim..

4 Mart 2023 Cumartesi

Ruhumun Ormanı


       Gidecek hiçbir yer bulamadığımda, kendi kabuğuma da sığamadığımda koşarak geliyorum buraya. Ruhumun ormanında yürürken ağaçların ortasında sarı ışıklı bir ahşap ev bulmak gibi bir his.. Bir duman tütüyor burada. Camlar buğulu ama içinde kimse yok. Kapıyı açtığımda yüzüme dokunan o tatlı havayla ısınıyorum. Çıtır çıtır yanan bir soba, üstünde dumanı tüten bir demlik, yerde kırmızı bir kilim.. Her adımıma karşılık veren bir ses var burada. Sakin, huzurlu, temiz, sıcak.. İşte böyle bir yere koşuyorum bu gibi anlarda.

       Günler geçti. Normale dönüyormuş gibi görünen günler her an yeni bir sürpriz için tetikte bekliyor. Her gün yeni bir şey oluyor. Artık şaşırmıyorum, tepki veremiyorum. Geçen, gün mü? Hislerimiz mi? Bazen zamanı bile hissedemiyorum. Sanki küçük bir ormanda kapalı kaldım. Başka yerler var biliyorum ama nasıl gideceğimi bilmiyorum. Nasıl gidilir? Neden bu ormanda olduğumu bile sorguladığım zamanlar, yerini sessizliğe bıraktı. Yani sadece olanı olduğu gibi izliyorum.

       Büyük hüzünler, büyük sevinçler, büyük olaylar bende her zaman bir duygu bırakır. Bazen cesaret bırakır, bazen umut bırakır, bazen dinginlik bırakır.. Son bir ayda ülkede olan şeyler bende yalnızlık duygusu bıraktı. Etrafında insanlar varken yalnız olmak, yalnız hissetmek hatta hissedememek izah edilebilecek bir duygu değil. Sanki yıkılan şehirlerde ben tek kaldım. Hiçbir şey yapamıyorum ve enkaz etrafında sadece dolaşıyorum gibi bir his. Kimse bana gelemiyor ben de gidemiyorum. Bu gibi durumlar yapılacak şeyler de anlamsız gelince sessizliğin ağırlığı artıyor. Geçer mi? Tabii ki geçer. İnsan her zaman her şeyi geçer. Zamanla şekillenir duygular. Biliyorum. Ama bu aralar hissettiğim şey bu. Olmam gereken yer neresi bilmiyorum belki de aslında oradayım. Kim bilir? Zaten ellerinde olanı aramak böyledir. Mucizeleri görelim..

16 Şubat 2023 Perşembe

Kalbin Işıkları


       İçimde müthiş bir yalnızlık duygusu var. Sessiz bir yalnızlık. Acı değil, karanlık ve serin bir yalnızlık. Gözleri dolduran, elleri soğutan türden. Duygularımı tarif ederken mümkün olabildiğince somutlaştırmaya çalışırım. Çünkü uzaktan izlerim ne hissettiğimi, duygumu varlığıyla anlatırım. Onun için yapabileceğim en iyi şey bu, yazmak..

       Zaman geçtikçe sisler dağılır, toz artık yere iner ve görmek kolaylaşır. Ben zaman geçtikçe bulananlardanım. İnstagram enkaz videolarıyla dolu. Kaç yüz tanesini izledim bilmiyorum. En son biri çocuğuna sesleniyordu ciğerini parçalarcasına. Çıt çıkmıyordu. İplerin koptuğu an oydu belki, bilmiyorum. İçimde deprem korkusu, hayat coşkusu yok. Sadece üzülüyorum. Ruhum yorgun. Duygusal kapasitemin sınırlarını bilerek öteye geçmeye çalışmıyorum. Ama bulunduğum alan bile beni çok etkiledi. Benimki devenin bir tüyü sadece. Kime ne anlatabilirim ki?

       İnsan karanlığa bir kere daldığında, tünelin sonundaki ışığı bulmak adına daha çok yürür. Ben de durmadan yürüyorum. O kadar karanlık ki geldiğim nokta, kendimi bile göremiyorum. Neyse ki yazmak bir lambanın altında oturmak gibi hissettiriyor. Günler pek kolay geçmiyor. Herkes biraz sessiz ve hiçbir şey aynı değil. Beylik lafların altının boşluğunu görmek insanları başka bir köşeye çekti. Artık hepimiz gerçekten başka biriyiz.

       Yıkılan evler, hayaller, planlar, umutlar.. Her şey bambaşka bir yere evrildi. Bir diğer yanda uzatmalı kabloyu priz yerine tekrar kendine takıyoruz. Bu da ayrı bir hikaye. Artık şaşıracağımız bir şey kalmadığına göre kalbimize dönelim. Gözlerimizi, kalbimizin sesini verene çevirelim. Uzun bir gece başlıyor, şimdi içimizdeki karanlığa kalbimizin ışıklarını yakmayı deneyelim.

13 Şubat 2023 Pazartesi

Güneşin Beyaz Örtüsü


       Yeni bir sayfa açıldı. Şimdi hiçbir şey eskisi gibi değil. Burada dünyada bile unutulmayacak şeyler yaşandı. Binlerce insan gitti. Kimileri aç susuz geçen 6 günün ardından yaşamaya devam etti. Enkazda bir bebek doğdu, annesi gitti. Beden kalınca kalınmıyor. Dünya öyle bir yer değil. Evler gitti, mallar gitti, mülkler gitti..

       Son bir haftada duyup gördüklerimiz unutulmayacak. Tüm dünyanın gündemi olduk. Bu topraklar zaten her zaman gündem olacak. Olaylar ve kişiler değişecek. Tarih tekerrür edecek, biz seyredeceğiz. Ülke sessizce bir bataklığın içinde yüzerken bataklığı oluşturan ve besleyenlerin ilk patlağıydı bu. Diğer bataklıklar patlamaya devam edecek. O bataklığa dahil olmayanlar izleyecek, beklenen oldu ve bataklık sahiplerine sıra geldi.

       Ağır bir kitabı taşımak için seçilen şehirler yeni bir sayfa açtı. Neler oldu neler.. Bir yanım sızlıyor bir yanım diyor ki, yaşamak bu. Her şey pamuk ipliğine bağlı. Bir gecede hayat değişir. Bir gider bin gelir. Sonra dolu dolu dolaplardan sadece işe yarayacak olan seçilir. Neye üzülürsün, neye sevinirsin, neye bağlanırsın, neyi beklersin. Nasılsa bizi buraya getiren yolumuzu çizdi. Evin sadece nefes aldığın yerdir. Ötesi değil. Ev de gidebilir. Para için göz yumulan şeyler, binlerce canın sebebi olabilir.

       Güneşin beyaz örtüsü kalktı artık. Gözlerimizin önünden süzülerek geçti. Gün doğmaya başladı. Güneş kimin, göz kimin, bunu düşündüren söz kimin.. Artık her şey daha farklı. Şimdi sadece yapılanın edilenin yaşanma zamanı. Belki de gözlerimiz her şeyi asıl sahibine iletmek için izledi. Kim bilir.. Artık hepimiz, biraz başka biriyiz. Üzgün, sessiz, dağın taşın asıl sahibinin bir bildiği vardır deriz.

      Kalanlara şifa, gidenlere rahmet, sevdiklerini kaybedenlere sabır dilerim. 

17 Ocak 2023 Salı

Somutlaşmış Karanlıklar

 

       Karanlığımdan bildiriyorum.. Yapılacak şeylerin çokluğu ve boşluğu arasında esen rüzgarların sesiyle yazıyorum. Bazen uğul uğul esiyor bazen kıyametler koparcasına.. Neyse ki diniyor hepsi. Fark ettim ki, benimle aynı yolda yürüyen insanlar da kapıldı bu rüzgara. Onlar da sustu. Onlar da sessiz şimdi. Görünmez olduk hepimiz ama yol belli, sadece izimizi yitirdik. Bunu daha nasıl anlatabilirim? Ama şimdi size biraz karanlığımdan bahsetmek isterim.

      Odamın lambası gece yarısı olduğunda yanmıyor. Şaka değil, 11'e kadar sorunsuzca çalışan lamba bir defa kapatıldığında ve 12'ye doğru tekrar açıldığında yanmıyor. Uzun süre açık kalmakla ya da çevirmekle bükmekle ilgili de değil. Birçok ihtimali değerlendirdim mantıklı hiçbir yanını bulamadım, nedenini asla anlayamadım ama bir neden vardır tabii. Ama bu gibi karanlıklara öyle çok alıştım ki, rahatsız olmuyorum. Gece kuşu olsam da aradığım şeyi bir şekilde buluyorum. İnsan karanlıkta daha iyi görmeyi ve görebildiğiyle yetinmeyi bile öğreniyormuş. İzahı olmayan şeylere maruz kalmak survivor gibi. Karanlığım böyle bir karanlık işte. Yeterince somutlaştırdığımı düşünüyorum. Başka evlerin başka odalarında muhtelif karanlıklar da mevcuttur tabii.

      Geçen senelere, esen rüzgarlara, yağan yağmurlara, tomurcuklanmaya başladığında kar yağan ağaçlara.. Hangisine sarılalım?


      

29 Aralık 2022 Perşembe

Mineralli Topraklar

 

      Geçen ay tam da bugün yazmışım yine. Bir rüzgar esiyordu, telefon elimdeyse telefondan yazıyordum. Yine bir rüzgar esti şimdi. Laptop ile masamın başındayım. Perdeyi açtım. İçerisi karanlık ve aralık soğuklarındayız. Tam karşımda ışıl ışıl parlayan bir yıldız ve beni biraz da olsa heyecanlandıran bir ay var. Öyle güzel parlıyorlar ki..

      Peki neler oluyor? Bazen ben de soruyorum bunu kendime. Neler olmuyor ki, ya da ne oluyor ki.. İki cevap da gayet uygun düşüyor bu sorunun peşine. Hayatımda çok şey değişti ama en çok ben değiştim. Zaman hızlıca akarken günlerin, ayların ya da yılların bir önemi kalmadı benim için. Hayatı izlemeye devam ediyorum ve hayatın içinde de kendimi. Değiştirmek istediğim çok şey var ama bazen hiçbir şey yapamazsınız ya, öyle bir şey bu. Hiçbir şey yapamamak nedir bilir misiniz? Umarım asla bilmezsiniz. Bu başka bir mesele..

      Bu blog benim aynam. İstesem de istemesem de yaralarımı görüyorum. Bazen gülümseyen bir yüz, bazen korkmuş bir çocuk, bazen bir yetişkin karşılıyor beni her bir yazıda. Bu aralar buraya boşluk bırakıyorum. Karanlık yerini biraz daha şafağa bıraktı. Gece bitiyor biliyorum. Çünkü bu hayatın döngüsüdür. Sabah olacak. İçimde sabahlara dair heyecan ve cahil cesareti kalmasa da doğanın döngüsüne inanıyorum. Dönüyor dünya, ay bile değiştiriyor yerini. Belki de hiçbir şey kimsenin elinde değil ya da her şey avcumuzun içinde. Kim bilir..

      Heyecan duyduğum şeylerin birer birer hayatımdan gittiğini fark etmek çok uzun zamanımı aldı. Koşmadım tekrar yakalamak için. Öyle olması gerekiyordur, dedim ve bunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu izledim. Sonra hak vermeye başladım herkese. Bilerek yapmadıkları şeylerin bu kısa ömürlere anlam kattığını fark etmek benim çok uzun zamanımı aldı. Kendim çok zengin topraklar değildim. Mineralleri azalmış bir toprak kimi ne kadar besleyebilir ki.. Aklımın ne kadar karışık ve aslında ne kadar sakin olduğunu yıllar sonra okumak üzere döküyorum içimi. Hayat sürprizlerle dolu bunu da biliyorum. Bunu okuyan biri, içinden büyümeyi öğrendin mi şimdi, diyecek. Bunu da biliyorum.

      Esen rüzgarları klavyemde dindirdiğime göre şimdi kendi gerçekliğime dönebilirim. İyi ki böyle bir blog açmışım yıllar önce. Şımarabileceğim bir yer var. Kurallarla sınırlanmadan yazabilmek lüks değilse nedir? Sorun kurallardır belki. Ben kural insanı olmadığımı, disiplinsiz (sadece kendim için) ve rahat bir insan olduğumu öğrendim. Bunun nedeni hiçbir şeyi çok da ciddiye alamıyor olmamdır belki. Beni böyle de seven ve beni anlayabilen herkese teşekkür ederim. Haydi gerçekliğe dönelim. Ay ve yıldız tam göz menzilimde. Biraz da onu izleyeyim. Kısa zaman içinde yine burada olmayı dilerim. Sevgiyle..

29 Kasım 2022 Salı

Bir Gün Herkes Evine Döner


      Asırlar sonra yine buradayım, evime geldim. Biraz daha başkayım. Saat 01.11 ve gidecek başka bir yer bulamadım. İnsan bir yola çıktığında ve haritanın yanlış olduğunu anladığında nereye yürüdüğünü bile bilmeden yürüyor. Günlerce, aylarca ve belki de yıllarca süren bu yolculukta varılan hiçbir yer yok. Bir yanım aynı olsa da geçen zaman beni çok değiştirdi. Daha umutluyum diyemem, daha mutluyum da diyemem. Farklı işte..

      Özet geçmem gerekirse.. Geçen zaman birbirini tekrar eden bir döngüydü ve döngünün zincirinin çıktığı ilk geceyi buraya yazmak istedim. Zincirler kırılmak için vardı değil mi? Umarım öyledir. Hayatımda büyük değişiklikler yok. Hatta hiçbir değişiklik yok. Dünyanın bucak ölçülerini aldım, karanlığın tadına baktım. Soğuklarda cayır cayır yandım. Hepsi bu. İnsan kendi içindeki savaşa nedense hep yeniliyor..

      Beni ben yapan her şeyden günden güne uzaklaştım. İnsan tutunduğu dalları birer birer bıraktığında nereye düşeceğini bile bilmeden savruluyor. Bir şeyler yakalamaya çalışıyorum. Kendimi en iyi anlatabildiğim yerde kendimi bulmaya çalışıyorum. Kırıntılarımı bulsam bile idare edeceğim. Zaman, beni benden aldı bulmaya çalışıyorum. Biliyorum ki bana yazmak iyi gelecek. Okumak da öyle ama yazmak çok daha başka. Yeni insanlar tanımam gerek, yeni ortamlarda bulunmam gerek, hayatımın raflarını düzeltmem gerek.. Bu düşünceler arasında yalpalandım. Şimdi daha iyiyim. Kelimeler topladı dağılan saçlarımı, birleşip toka oldular, toparlandım.

      Bundan sonra daha çok yazacağım. Biliyorum kolay olmayacak ama yapacağım. Özledim. Kendimi özledim. Ellerimden bırakamadığım taşları bırakmayı, yerine kalem kağıt almayı özledim. Yıllar böyle geçiyor işte. Sanal defterime bunları da yazmış olayım.

      Bunu kimler ne zaman nerede okuyacak bilmiyorum ama iyi dileklerinize talibim. Nefesi kuvvetli olan hayrına okursa büyük sevaba da girer bu arada. Teşekkür ederim..

13 Haziran 2022 Pazartesi

Başka Biri


      Asırlar sonrasından geliyorum. Binlerce yıl sonrasından. Burada son bıraktığım kişi benden binlerce yıl uzakta belki. O şimdi başka biri.

      Günler geçti, aylar geçti, yıl bile geçti. Yazmamışım. Neden yazmadım bilmiyorum. Hoş neden yazdığımı da bilmiyordum zaten. Asırlar sonra neden buradayım? Bilmiyorum. Bir gün herkes evine döner sözü vücut bulmuştur belki. Çok yağmur yağdı, çok kar yağdı; buz tuttu her yer, sonra kavruldu. Şimdi buradayım.

      Anlatmam gereken çok şeyin olduğu, anlatabileceğim hiçbir şeyin olmadığı bir çizgiden iç sesimle yazıyorum sadece. En uç noktalarda geziyorum. Bilmediğim yollar varmış. Varlığını bile tahmin edemediğim yollar bunlarmış. Daha ne olsun dediğimiz şeylerin dahaları da varmış. Dediğim gibi anlatmam gereken çok şey var, anlatabileceğim hiçbir şey yok.

      Hayat seyrimde görünürde hiçbir şey olmasa bile kaynıyor fay hatları. Kırılmalar başlıyor. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan, susuyorum. Görmeyi bile düşünemediğini gösteriyor hayat. Kırılıyor kabuk. Kim toplayacak?

      Velhasıl.. Öyle değil. Böyle de değil. Ama nasıl.. Hayat seyrimi not aldığım bu sayfa, altın tozlarıyla yazsın anıları.

      Ömür sayfası..

11 Ekim 2021 Pazartesi

Zamanın Ötesinden


      Asırlar sonrasından koca bir merhaba..
Neden bilmiyorum ama uzun süredir yazmak istemedim, canım istemedi. İçimden düşünmek ya da içimden konuşmak daha kolaydı sanki. Daha.. Nasıl desem.. Daha işte. Öyle.. Ben ki canımın istemediği hiçbir şeyi yapmayan biri olarak pek tabii yine dinleyecektim canımın isteğini. Böyle bir gece vakti esti ve buradayım şimdi.

      Günler su misali hızla akarken gün ne zaman başlıyor ne zaman bitiyor çözemiyorum. Düşünmeye fırsatımın dahi kalmayacağı kadar yoğunlaşmak bazen güzel oluyor. Yorgunluğun verdiği vicdani rahatlığın tadı da ayrı güzel. Günler özetle güzel. Elimden geldiği kadarıyla, değiştirebildiğim kadarıyla, dönüştürebildiğim kadarıyla.. İnsan kalben huzurdan başka ne ister? Her şey güzel..

      Onun dışında.. İnsan her şeye alışıyor. En çok da alışmak durumunda kaldıklarına alışıyor. Elinde olmayanlara, anlayamadıklarına, anlaşılamadıklarına, olanlara, olmayanlara.. Her hale uyum sağlıyor. İyi ki böyle. Ay aklıma gelmişken zaman çok garip ya. Çok çok hem de. Keşke uzun uzun yazabileceğim bir konu olsaydı da dökseydim eteğimdeki taşları. Ama olmaz.. 🙃

      Böyle işte günler. Hız, hayret, hasret ve hareket dolu. Çok daha farklı ama olması gerektiği gibi. Daha iyi nasıl olabilir ki? Ruhumun, merdivenleri kendinden emin adımlarla attığı bu zaman dilimi nelere gebe bilmiyorum. Zaman gösterir. Ben de zamanı izliyorum. Asırların özeti böyle. Sevgiyle..

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Zaman Eserken


      Asırlar sonra yeniden buradayım. Son yazımın üzerinden 40 gün geçmiş. Bu kadar olmuş mu sahi.. Yazma teşebbüslerimin dahi olmadığı koca 40 gün.. Ben geçen günlere küçük bir özet geçeyim:
      Pandemik sancılarımız kaldığı yerden devam ediyor öncelikle. Kısıtlamalar biraz daha esnetildi. Havaların da ısınmasıyla birlikte maskeler daha çok çeneleri korumaya aldı. Dünya kaynıyor. Ne tür afet ararsak var. Denizler, ormanlar, insanlar.. Üzülmekten yoruldum. Her tür sosyal ve siyasi tahribat mevcut. Kendi sonunu elleriyle hazırlayan başka bir ırk var mıdır? Düşünmek de yordu.

      Benim hayatımdaki bu 40 gün fena değildi. Bir mini tatil, gezi gözlem, bir kuple şans dönmesi derken unutamayacağım olaylar yaşanmadı değil. :) Buraya yazmak içimden gelmedi ama hiçbirini. Neden bilmiyorum, olur böyle şeyler. Ben ve benim gibiler için günü yazmadan bitirmek mümkün değil. Su içmek gibi. Yazmak gerek. Ben de yazdım tabii ama hiçbiri buraya değildi.

      Herkesin şu hayatta çekildiği bir köşesi var. Kiminin bir deniz kenarı, kiminin bir ağaç gölgesi, kiminin daha çok çalışmak, kiminin yazmak, kiminin hobilerinde kaybolmak, kimilerinin arkadaşları, kiminin çiçekleri, böcekleri, kitapları, kalemleri.. Uzar gider bu liste. Hepsi iyi ki var. Ben de herkes gibi biraz ondan biraz bundan beslenerek dolduruyorum ruhumun kuyularını.

      Bu blog nasıl bir akıbet görecek bilemesem de, olmak istediğim zaman buradayım işte. Kimse değil, kendim için. Beklentim değil, keyfim için. Öyle işte.. :)

      Güzel günlerde yeniden burada olmak dileğimle..
      Sevgiyle.

21 Haziran 2021 Pazartesi

Hayatımın Kaldırım Taşları

      
      Ne çok zaman geçmiş buraya yazmayalı. Bazen oluyor böyle. Her şeyden elimi eteğimi çektiğim bir nekahet dönemi esiyor ara sıra, sonra gidiyor. Öyle bir esintiye kapılmışım demek ki. Olsun, herkes evini de yolunu da bilir. Burası da benim evlerimden biri.

      Özet geçecek olursam, pandemik halüsinasyonlar sürüyor ve görünürde pek bir şey değişmese de ben biraz değiştim. İçim değişti. İçimdeki her şey değil tabii ama birçok şey diyelim. :) Hayat yolumda karşılaştığım birçok şey bana farkında olmadan başka bir yol gösterdi. Ben de çok düşündüm tabii bu zaman zarfında. Çok şey öğrendim. Kendim için adımlar attım, kendim için vazgeçtim, kendim için yandım, kendim için eridim. Süblimleştiğimi hissettiğim anlar da oldu bazı zamanlarda, nabzımı kontrol ettim. Geçti günler. Nihayetinde her şey olması gerektiği gibi ve her şey iyi.

      Yazdıklarıma bakış açım da değişti bu arada. Düşünmeden yazdığım birçok şey şimdi bambaşka anlamlar kazanmış. Bunu bilmeden yazmak ama nokta atışı cümleler kurmak sözlerime yüklediğim anlamı değiştirdi. Benim için artık anlamlı yani. Böyle de ilginç bir deneyim oldu diyelim.

      Onun dışında..
      Aylardır süregelen rüya serim devam ediyor. Birbiriyle bağlantılı rüyalar. Hem çok normal hem de alakasız. Rüyaların gizi çözülmediğine göre ‘aman canım rüya işte’ deyip geçelim. Bu hikayede yanan ben olmayacağım ama o artık kesin. Allah koruyor diyelim.. :)

      Son olarak da henüz çıkamadığım bir anlam boşluğunun içindeyim. Bana anlamlı gelmeyen hiçbir şeye kapılamıyorum. Bu da hayatımın kaldırım taşlarını söküp söküp atıyor tabii. Yerine ne koymalıyım, o taşların yerini ne alabilir hala bulamadım. Belki de o taşları tekrar yerine ben koymalıyım. Bu da düşünülmesi gereken bir mesele. Başkasının hayatına yorum yaparken her şey berrak bir gökyüzü gibiyken kendi meselelerimi sis bulutunun içinde çözmeye çalışıyorum. Kendimi sadece ben ikna edebiliyorum o yüzden çözene kadar yola devam edeceğim.

      Daha sakin ve daha dingin hissediyorum kalbimi. Günler nasıl geçiyor bilmesem de daha güzel geçiyor. Bu huzur için şükrediyorum çünkü gerçekten güzel. Duygularımı, başkalarının duygularını, gündemi, hayatı uçlarda hissederken dengeyi mi buldum ne yaptım.. Ben de bilmiyorum. :)

Bende durumlar işte böyle..
Daha güzel günlere, sevgiyle..

17 Mayıs 2021 Pazartesi

Kendi Sularına Dalmak


      Aklımda buraya gelmek ya da yeni bir yazı yazmak yoktu. Birden esti ve şimdi buradayım. Yazıya başlamadan önce de geçen sene yazdığım bir yazıyı okudum. İtiraf etmeliyim ki yazdıktan sonra dönüp arkama pek bakmam. Nadirdir okuduğum. Neden bilmiyorum, alışkanlık gibi. Eski düşüncelerimle karşılaşmak mı istemiyorum acaba? Kendimle karşılaşmaktan mı kaçıyorum ya da? Kendimi sorgulamaya yazıdan sonra devam edebilirim sanırım. Bu arada okuduğum yazı buydu . :)

      Bazı cümlelerimi okurken 'cümlelere bak sen, bunları yazarken bu cümlenin gerçekliğini bilmiyordun acaba hangi hislerle yazıyordun ' diyorum içimden. Kendi sularına dalmak bu olsa gerek. Her geçen yıl biraz daha büyüyen ya da öğrenen ruhum, geçen yıldaki beni çocuk gibi görüyor sanırım. Seneye de kısmet olursa bu yazım için aynı düşünceleri yazarım. :)

      Yazdığım cümlelerin ya da paylaştığım herhangi bir şeyin çoğaldığını görüyorum son günlerde. Birilerinde güzel bir iz bırakmak ve bu izle karşılaşmak tatlı bir tebessüme dönüşüyor yüzümde. Görüp geçiyorum tabii. Büyüyü bozmamak gerek değil mi? Çoğalsın güzel olan her şey, köpürsün, artsın, yayılsın..

      Uzun zamandır yazmamışım bu arada. Bir ay olmuş neredeyse. Zaman ne çabuk geçmiş. Belki de hiç geçmediği için yazmamışımdır bu da bir ihtimal. :) Neyse ki buradayım. Yazarsak durulur sular. Yazmak.. Aslında bu konu da son zamanlarda ilgimi çeken bir mesele. Soruyor musunuz kendinize ben dünyaya ne katabilirim diye? Kendimi ya da varlığımı hangi yolla paylaşabilirim, ne sunabilirim diyor musunuz? Bu mevzunun sonu en kolay ve en severek yapabildiğiniz şeylere geliyor.

      Benim için yazmak hayatımın en kolay ifade biçimi. Saatlerce yazabilirim. Yeter ki essin. Bir kelime bile yeter yazmam için. Hoş, şimdi olduğu gibi herhangi bir kelime de olmayabilir ama yazmak benim için böyle su içmek gibi bir şey işte. İkna olduğum fikirleri de anlatabilirim. Yazmak ve konuşmak.. Öncelikle esmesi ve benim aklıma yatması gerek. Aklıma yatmayan bir şeyi aklımda tutmaya bile üşendiğim bir gerçek. Bu her zaman iyi bir özellik olmuyor tabii.. :)

      Bu gece 17. günlük karantinanın son günüydü. Benim şahsi karantinam çok daha uzun ama o sular çok derin, şimdilik girmeyelim. Geçen zaman zarfında neler neler öğrendim. Algım değişti. Bir diğer hobim de öğrenmek bu arada. Yeni şeyler öğrenmek acayip keyif veriyor bana. Hayata dair bilgiler ama. Hırsla üretilenlerden değil, saf gerçek. Sadece beynin algılamaya yetmediği bilgiler..

      Sanırım uzun zamandır buraya yazmadığım için klavyeden çekemiyorum parmaklarımı. Konuyu bağlamadım bir türlü. :) Ama olsun.. Buralara yolu düşenleri, bu cümleye kadar okumaya gelenleri kendimden gördüğüm için burada yazmak ayrı bir keyif. Anlaşılacağımı bilmek tatlı bir keyif veriyor. Belki bir gün bambaşka bir yerde yazarım ve yazdığım her bir kelime hayal bile edemeyeceğim yerlere ulaşır. Hayatta her şey mümkün. :)

      Bu düşünceleri bulmam, şu dinginliği yakalamam yıllarımı aldı. Düzeltmem ya da yön vermem gereken şeyler hala var. Geriden geldiğim, olmam gereken çizgide olmadığım yıllar.. Su akar yolunu bulur diyor kapanışı yapıyorum. Aradığımızı bulduğumuz ve kendimizle kavuştuğumuz günler diliyorum.

      Sevgiyle..

      

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...