20 Eylül 2025 Cumartesi
Çatırtıları Duydunuz mu?
14 Haziran 2025 Cumartesi
Gerçekliğin Çatısı
3 Mayıs 2025 Cumartesi
Fırtına Sakinleri
8 Ağustos 2024 Perşembe
Asırlar Ötesinden Geliyorum
Uzun bir zamanın ardından yeniden merhaba. Ben yine gecenin sessizliğinde buraya geldim. Saat tam 01.11 tatlı bir serinlikle esiyor rüzgar. Güzel ve sakin bir an. Birden aklıma yazmak geldi ve buradayım. Bazı şeyler asla değişmiyor..
Asırlar sonrasından gelince bir özet geçmek gerek tabii. Geçen zaman zarfında çok şey oldu. Akla gelmeyecek şeyler başa geldi, üzüldük, sevindik, bir tatlı Üzüm tanesi kuşum oldu, yeni meşgaleler geldi derken geçti aylar. Bu yılın gündemi çok canlı. İyi ya da kötü bir şeyler oluyor sürekli, ana gündem daha çok yakın aile çevresiydi. 2024 eminim birçok aile için gümbür gümbür geçiyordur. Bu yıl dopdolu ve patlamaya hazır bir volkan gibi püskürtüyor içindekileri. Karmalar cıvıl cıvıl ötüşüyor etrafta. Ağzımızdan çıkan sözler kanatlanmış geliyor. Beklediğimiz gibi..
Kendime şöyle bir dönecek olursam ufak tefek atraksiyonlar dışında benim için pek bir şey değişmedi. Aynı şeyler, lacivert günler.. Kendimle derin hesaplaşmalara girdim, çıktım, döndüm dolandım, etrafı sorguladım, varlığı ve var olmayı anlamlandırmaya çalıştım, sustum, düşündüm, sonra da böyle bir zamana doğmanın ağır sakinliğiyle yüzleştim. Herkes kendince haklı ama bu benim saygı duyacağım ve kendi yolumdan çıkacağım anlamına gelmiyor tabii. Yolun doğruluğu konusu da şahsi bir mesele artık. Herkes nasılsa kendi yolunun yolcusu. Sağa sola bakmak yerine olmak istediğimiz yerde, olmak istediğimiz insanlarla istediğimiz yollarda devam edeceğiz hayata. Peşimizden söylenen bir şeyler varsa da ancak peşimizde kalır diye düşünerek hizamızda devam edeceğiz. Böyle bir yol tutturdum kendimce. Yolun yanlış olduğunu düşünen bir kez de kendi yoluna baksın. İnsanlara bulunduğu çizgiyi hatırlatmak da gerekiyor bazen. Bunu iyi kavradım.
Hayatın ne sürprizler getireceğini bilmiyorum ama ben de bir bilinmezlikte yürüyenlerdenim. Aklımda ve kalbimde yeri olan çok şeyi yitirdim, şimdi içim bir bilinmezlikler ülkesi. Boş bir salon gibi serin, ferah, sakin.. Kargaşa yerini sadece isteğim doğrultusunda misafir ettiğim değerlere bıraktı. İstiften öte ziyaretçi kabulü gibi. Arkadaşlıklar, fikirler, hobiler, sohbetler.. Yalnızca bende bıraktığı enerji doğrultusunda hayatımda var. Ölçütüm nasıl hissettiğim. Ötesi boşluk. Hatayı önce kendimde aradığım yıllar yerini eşit bir terazi edinerek sakinliğe bıraktı. Bendeki maksimum değişimi ancak böyle ifade edebilirim.
Burası da kendi zaman cetvelim gibi oldu ama belki de büyümek böyle bir şey. Ben değil de yaşım büyümüş olabilir. Geriye baktığımda görebileceğim hiçbir şey olmadığını fark etmek geriye bakmamayı öğretmiş de olabilir. Her şey olabilir. Kendimden çok uzaklaştım. Artık dönebileceğim mesafede değilim bu yüzden yeni bir yol yapmak zorundayım. Hepimiz başka sebeplerle benzer durumlar yaşıyoruz biliyorum. İnsan çok da benzersiz bir varlık değil. Farklı renkler olarak dolaşıyoruz, benzer hikayeler, benzer bedenler. Büyütmeye gerek yok insan kimliğini.
Yazdıkça yazasım geldi sanırım ama tamam yeter bugünlük bu kadar. :) Daha güzel güncellemelerle dönmek dileğimle. Yolu düşen, buradan geçen, buraya kadar okuyan herkese sevgilerimle.
Ruhunuz huzur ve neşeyle dolsun.
1 Aralık 2023 Cuma
Kırık Fanus
Saat 03.23 uyku beni tutmadı, ben onu yakalayamadım derken bu saati gördük. Açtım pencereyi, gecenin buz gibi sessizliğini aldım içeriye ve hemen karşıma oturttum gökteki en parlak yıldızı ve başladım yazmaya. Bak buradayım dercesine cayır cayır yanıyor bir yıldız. Bak ben buradayım, diyor dikkatle bakana. Artık adına her ne derseniz..
Geldiğim bu noktada neye ne dediğimin pek bir farkı yok benim için. Her şeye ‘şey’ desem yargılamaz kimse. Öyle bir yer bu. Burası çok kalabalık aslında ama sessiz herkes. Birbirini gören çeviriyor başını. Aynı yerde olmanın ve aynı hislerle bulunmanın dayanılmaz hafifliği okunuyor gözlerden. Hepsi bu.
Albüm karıştırdım az önce. Telefonumun dolu hafızasına rağmen silmediğim bir video var. Aslında saçlarımı düzeltecektim ayna niyetiyle açmıştım telefonu sonra o günü unutmamam gerektiğine karar verdim hızlı düşünerek. İzledim işte o anı yine. İki gün boyunca uyumamıştım. Rengim solmuştu. Ruhum da. Böyle anlar vardır bilirsiniz. Sonra çok da renklenmedi dünya. Uyku tutmayınca arşivde dolandım kendi karanlığımda kendimi aradım. Olur bazen böyle..
Başka şeyler de olur hem. Olur değil mi? Olsa güzel olur. (Genellikle aklımdaki hiçbir şeyi olduğu gibi anlatmıyorum ve daha sonra ben bile okuduğumda derdimi anlayamıyorum, yine öyle bir an.) Kapıyı açtığımda gördüğüm şey sadece bir kayalık olunca kapıya uzanmaktan bile vazgeçtiğim bir dönemde ‘belki’ kelimesine sığınmak bile bir mucize ama olsun, belki..
Cam fanus kırıldı. Artık yürüyüş zamanı. Nereye, ne zaman, nasıl.. Bunları sormadan başlamak zamanı.. Kendimizi karşımıza alıp gözlerimizin içine bakmak zamanı. Kendimizi bu halimizle sevmek zamanı. Yatağın altındaki nohut taneleriyle uyuyamayanların zamanı.. Susmak zamanı, yapmak zamanı.. 03:44 oldu bile. Böyle işte. Olur böyle..
21 Ekim 2023 Cumartesi
Kum Tanesi
16 Eylül 2023 Cumartesi
Yıldızların Peşinde
Yine bir gece vakti.. Göğün en temiz ve en parlak yerinde birkaç dileği taktım yıldızların peşine ve geldim. Yine uzun zaman olmuş ama olsun ne çıkar ki. Gökyüzü çok güzel. Yıldızlar kayıyor bazen. Deniz soğuk ama o da güzel. İklim değişti bizim gibi. Biz de değiştik değil mi? Bir yanda ötüşen yarasalar, hayaller, planlar, hayatlar.. Sonra yeniden kayan yıldızlar, parıldayan, soğuk bir beyaz ışıkla yanan.. Böyle bir gecede, soğuk bir sessizliğin içinde yazdım işte. Ne güzel bir an..
10 Mayıs 2023 Çarşamba
Titrek Bir Mum Işığı
24 Nisan 2023 Pazartesi
Volkan Nefesi
4 Mart 2023 Cumartesi
Ruhumun Ormanı
Gidecek hiçbir yer bulamadığımda, kendi kabuğuma da sığamadığımda koşarak geliyorum buraya. Ruhumun ormanında yürürken ağaçların ortasında sarı ışıklı bir ahşap ev bulmak gibi bir his.. Bir duman tütüyor burada. Camlar buğulu ama içinde kimse yok. Kapıyı açtığımda yüzüme dokunan o tatlı havayla ısınıyorum. Çıtır çıtır yanan bir soba, üstünde dumanı tüten bir demlik, yerde kırmızı bir kilim.. Her adımıma karşılık veren bir ses var burada. Sakin, huzurlu, temiz, sıcak.. İşte böyle bir yere koşuyorum bu gibi anlarda.
Günler geçti. Normale dönüyormuş gibi görünen günler her an yeni bir sürpriz için tetikte bekliyor. Her gün yeni bir şey oluyor. Artık şaşırmıyorum, tepki veremiyorum. Geçen, gün mü? Hislerimiz mi? Bazen zamanı bile hissedemiyorum. Sanki küçük bir ormanda kapalı kaldım. Başka yerler var biliyorum ama nasıl gideceğimi bilmiyorum. Nasıl gidilir? Neden bu ormanda olduğumu bile sorguladığım zamanlar, yerini sessizliğe bıraktı. Yani sadece olanı olduğu gibi izliyorum.
Büyük hüzünler, büyük sevinçler, büyük olaylar bende her zaman bir duygu bırakır. Bazen cesaret bırakır, bazen umut bırakır, bazen dinginlik bırakır.. Son bir ayda ülkede olan şeyler bende yalnızlık duygusu bıraktı. Etrafında insanlar varken yalnız olmak, yalnız hissetmek hatta hissedememek izah edilebilecek bir duygu değil. Sanki yıkılan şehirlerde ben tek kaldım. Hiçbir şey yapamıyorum ve enkaz etrafında sadece dolaşıyorum gibi bir his. Kimse bana gelemiyor ben de gidemiyorum. Bu gibi durumlar yapılacak şeyler de anlamsız gelince sessizliğin ağırlığı artıyor. Geçer mi? Tabii ki geçer. İnsan her zaman her şeyi geçer. Zamanla şekillenir duygular. Biliyorum. Ama bu aralar hissettiğim şey bu. Olmam gereken yer neresi bilmiyorum belki de aslında oradayım. Kim bilir? Zaten ellerinde olanı aramak böyledir. Mucizeleri görelim..
16 Şubat 2023 Perşembe
Kalbin Işıkları
İçimde müthiş bir yalnızlık duygusu var. Sessiz bir yalnızlık. Acı değil, karanlık ve serin bir yalnızlık. Gözleri dolduran, elleri soğutan türden. Duygularımı tarif ederken mümkün olabildiğince somutlaştırmaya çalışırım. Çünkü uzaktan izlerim ne hissettiğimi, duygumu varlığıyla anlatırım. Onun için yapabileceğim en iyi şey bu, yazmak..
Zaman geçtikçe sisler dağılır, toz artık yere iner ve görmek kolaylaşır. Ben zaman geçtikçe bulananlardanım. İnstagram enkaz videolarıyla dolu. Kaç yüz tanesini izledim bilmiyorum. En son biri çocuğuna sesleniyordu ciğerini parçalarcasına. Çıt çıkmıyordu. İplerin koptuğu an oydu belki, bilmiyorum. İçimde deprem korkusu, hayat coşkusu yok. Sadece üzülüyorum. Ruhum yorgun. Duygusal kapasitemin sınırlarını bilerek öteye geçmeye çalışmıyorum. Ama bulunduğum alan bile beni çok etkiledi. Benimki devenin bir tüyü sadece. Kime ne anlatabilirim ki?
İnsan karanlığa bir kere daldığında, tünelin sonundaki ışığı bulmak adına daha çok yürür. Ben de durmadan yürüyorum. O kadar karanlık ki geldiğim nokta, kendimi bile göremiyorum. Neyse ki yazmak bir lambanın altında oturmak gibi hissettiriyor. Günler pek kolay geçmiyor. Herkes biraz sessiz ve hiçbir şey aynı değil. Beylik lafların altının boşluğunu görmek insanları başka bir köşeye çekti. Artık hepimiz gerçekten başka biriyiz.
Yıkılan evler, hayaller, planlar, umutlar.. Her şey bambaşka bir yere evrildi. Bir diğer yanda uzatmalı kabloyu priz yerine tekrar kendine takıyoruz. Bu da ayrı bir hikaye. Artık şaşıracağımız bir şey kalmadığına göre kalbimize dönelim. Gözlerimizi, kalbimizin sesini verene çevirelim. Uzun bir gece başlıyor, şimdi içimizdeki karanlığa kalbimizin ışıklarını yakmayı deneyelim.
13 Şubat 2023 Pazartesi
Güneşin Beyaz Örtüsü
Yeni bir sayfa açıldı. Şimdi hiçbir şey eskisi gibi değil. Burada dünyada bile unutulmayacak şeyler yaşandı. Binlerce insan gitti. Kimileri aç susuz geçen 6 günün ardından yaşamaya devam etti. Enkazda bir bebek doğdu, annesi gitti. Beden kalınca kalınmıyor. Dünya öyle bir yer değil. Evler gitti, mallar gitti, mülkler gitti..
Son bir haftada duyup gördüklerimiz unutulmayacak. Tüm dünyanın gündemi olduk. Bu topraklar zaten her zaman gündem olacak. Olaylar ve kişiler değişecek. Tarih tekerrür edecek, biz seyredeceğiz. Ülke sessizce bir bataklığın içinde yüzerken bataklığı oluşturan ve besleyenlerin ilk patlağıydı bu. Diğer bataklıklar patlamaya devam edecek. O bataklığa dahil olmayanlar izleyecek, beklenen oldu ve bataklık sahiplerine sıra geldi.
Ağır bir kitabı taşımak için seçilen şehirler yeni bir sayfa açtı. Neler oldu neler.. Bir yanım sızlıyor bir yanım diyor ki, yaşamak bu. Her şey pamuk ipliğine bağlı. Bir gecede hayat değişir. Bir gider bin gelir. Sonra dolu dolu dolaplardan sadece işe yarayacak olan seçilir. Neye üzülürsün, neye sevinirsin, neye bağlanırsın, neyi beklersin. Nasılsa bizi buraya getiren yolumuzu çizdi. Evin sadece nefes aldığın yerdir. Ötesi değil. Ev de gidebilir. Para için göz yumulan şeyler, binlerce canın sebebi olabilir.
Güneşin beyaz örtüsü kalktı artık. Gözlerimizin önünden süzülerek geçti. Gün doğmaya başladı. Güneş kimin, göz kimin, bunu düşündüren söz kimin.. Artık her şey daha farklı. Şimdi sadece yapılanın edilenin yaşanma zamanı. Belki de gözlerimiz her şeyi asıl sahibine iletmek için izledi. Kim bilir.. Artık hepimiz, biraz başka biriyiz. Üzgün, sessiz, dağın taşın asıl sahibinin bir bildiği vardır deriz.
Kalanlara şifa, gidenlere rahmet, sevdiklerini kaybedenlere sabır dilerim.
17 Ocak 2023 Salı
Somutlaşmış Karanlıklar
Karanlığımdan bildiriyorum.. Yapılacak şeylerin çokluğu ve boşluğu arasında esen rüzgarların sesiyle yazıyorum. Bazen uğul uğul esiyor bazen kıyametler koparcasına.. Neyse ki diniyor hepsi. Fark ettim ki, benimle aynı yolda yürüyen insanlar da kapıldı bu rüzgara. Onlar da sustu. Onlar da sessiz şimdi. Görünmez olduk hepimiz ama yol belli, sadece izimizi yitirdik. Bunu daha nasıl anlatabilirim? Ama şimdi size biraz karanlığımdan bahsetmek isterim.
Odamın lambası gece yarısı olduğunda yanmıyor. Şaka değil, 11'e kadar sorunsuzca çalışan lamba bir defa kapatıldığında ve 12'ye doğru tekrar açıldığında yanmıyor. Uzun süre açık kalmakla ya da çevirmekle bükmekle ilgili de değil. Birçok ihtimali değerlendirdim mantıklı hiçbir yanını bulamadım, nedenini asla anlayamadım ama bir neden vardır tabii. Ama bu gibi karanlıklara öyle çok alıştım ki, rahatsız olmuyorum. Gece kuşu olsam da aradığım şeyi bir şekilde buluyorum. İnsan karanlıkta daha iyi görmeyi ve görebildiğiyle yetinmeyi bile öğreniyormuş. İzahı olmayan şeylere maruz kalmak survivor gibi. Karanlığım böyle bir karanlık işte. Yeterince somutlaştırdığımı düşünüyorum. Başka evlerin başka odalarında muhtelif karanlıklar da mevcuttur tabii.
Geçen senelere, esen rüzgarlara, yağan yağmurlara, tomurcuklanmaya başladığında kar yağan ağaçlara.. Hangisine sarılalım?
29 Aralık 2022 Perşembe
Mineralli Topraklar
Geçen ay tam da bugün yazmışım yine. Bir rüzgar esiyordu, telefon elimdeyse telefondan yazıyordum. Yine bir rüzgar esti şimdi. Laptop ile masamın başındayım. Perdeyi açtım. İçerisi karanlık ve aralık soğuklarındayız. Tam karşımda ışıl ışıl parlayan bir yıldız ve beni biraz da olsa heyecanlandıran bir ay var. Öyle güzel parlıyorlar ki..
Peki neler oluyor? Bazen ben de soruyorum bunu kendime. Neler olmuyor ki, ya da ne oluyor ki.. İki cevap da gayet uygun düşüyor bu sorunun peşine. Hayatımda çok şey değişti ama en çok ben değiştim. Zaman hızlıca akarken günlerin, ayların ya da yılların bir önemi kalmadı benim için. Hayatı izlemeye devam ediyorum ve hayatın içinde de kendimi. Değiştirmek istediğim çok şey var ama bazen hiçbir şey yapamazsınız ya, öyle bir şey bu. Hiçbir şey yapamamak nedir bilir misiniz? Umarım asla bilmezsiniz. Bu başka bir mesele..
Bu blog benim aynam. İstesem de istemesem de yaralarımı görüyorum. Bazen gülümseyen bir yüz, bazen korkmuş bir çocuk, bazen bir yetişkin karşılıyor beni her bir yazıda. Bu aralar buraya boşluk bırakıyorum. Karanlık yerini biraz daha şafağa bıraktı. Gece bitiyor biliyorum. Çünkü bu hayatın döngüsüdür. Sabah olacak. İçimde sabahlara dair heyecan ve cahil cesareti kalmasa da doğanın döngüsüne inanıyorum. Dönüyor dünya, ay bile değiştiriyor yerini. Belki de hiçbir şey kimsenin elinde değil ya da her şey avcumuzun içinde. Kim bilir..
Heyecan duyduğum şeylerin birer birer hayatımdan gittiğini fark etmek çok uzun zamanımı aldı. Koşmadım tekrar yakalamak için. Öyle olması gerekiyordur, dedim ve bunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu izledim. Sonra hak vermeye başladım herkese. Bilerek yapmadıkları şeylerin bu kısa ömürlere anlam kattığını fark etmek benim çok uzun zamanımı aldı. Kendim çok zengin topraklar değildim. Mineralleri azalmış bir toprak kimi ne kadar besleyebilir ki.. Aklımın ne kadar karışık ve aslında ne kadar sakin olduğunu yıllar sonra okumak üzere döküyorum içimi. Hayat sürprizlerle dolu bunu da biliyorum. Bunu okuyan biri, içinden büyümeyi öğrendin mi şimdi, diyecek. Bunu da biliyorum.
Esen rüzgarları klavyemde dindirdiğime göre şimdi kendi gerçekliğime dönebilirim. İyi ki böyle bir blog açmışım yıllar önce. Şımarabileceğim bir yer var. Kurallarla sınırlanmadan yazabilmek lüks değilse nedir? Sorun kurallardır belki. Ben kural insanı olmadığımı, disiplinsiz (sadece kendim için) ve rahat bir insan olduğumu öğrendim. Bunun nedeni hiçbir şeyi çok da ciddiye alamıyor olmamdır belki. Beni böyle de seven ve beni anlayabilen herkese teşekkür ederim. Haydi gerçekliğe dönelim. Ay ve yıldız tam göz menzilimde. Biraz da onu izleyeyim. Kısa zaman içinde yine burada olmayı dilerim. Sevgiyle..
29 Kasım 2022 Salı
Bir Gün Herkes Evine Döner
13 Haziran 2022 Pazartesi
Başka Biri
11 Ekim 2021 Pazartesi
Zamanın Ötesinden
31 Temmuz 2021 Cumartesi
Zaman Eserken
21 Haziran 2021 Pazartesi
Hayatımın Kaldırım Taşları
17 Mayıs 2021 Pazartesi
Kendi Sularına Dalmak
Çatırtıları Duydunuz mu?
Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :) Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Dün gece Lale Müldür'ün, Mağaradakiler adlı edebiyat dergisiyle söyleşisine denk geldim. Ve dün gece itibariyle kendisine hayr...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...