22 Mayıs 2020 Cuma

Deveden Bir Tüy Kopardım


      Korona günleri kaldığı yerden devam etmekte. Günler benim için biraz farklı bir zaman aralığında geçse de çok şey öğreniyorum. Cidden çok şey öğreniyorum ve bu beni hem mutlu ediyor hem de biraz üzüyor. Perde arkaları neden bu kadar kirli? Kendi anlayacağım dilden yazmamaya çalışarak bazı çıkarımlarımı paylaşmak istiyorum.

      Aklınıza gelebilecek her şey için söylüyorum bunu, istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Bir yerde bir kalabalık varsa ardında maalesef ki büyük dümenler var. Bireylerden bahsetmiyorum bakın. Kalabalıklardan bahsediyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz diyeyim ancak bu şahsi fikrim ve gözlemim. Üzülerek söylüyorum ki, iyi niyetiyle avutulan insanlar uykudalar.

      Doğruyu anlatmak, iyiyi yaymak, güzeli paylaşmak adı altında oluşturulan güçler daha büyük güçlerin desteğini de arkasına alarak yeni kaynaklar kazanmış oluyor. Bulutları bile yalnızca kendi üzerine çekebilme fırsatı verilse diğer insanlar susuzluktan ölsün biz faydalanalım yeterli, diyebilecek haldeler. Vicdan, insanların çıkarlarıyla olan savaşında perişan halde. Ve bu beni üzüyor. İnsanız.. Kazandıklarınız 70 senelik ömrünüzü ihya ederken sonrası? Dünya kandırmacası.. Ne acı.

      Hayatta öğrendiğim birkaç şeyden biri de insanların da tıpkı sinekler gibi ışığa gelmesidir. Bir güruh işte o ışıltıyı çölde susuz kalmışçasına izler ve kendi varlığından daha büyük bir inançla o yansımaları savunurken bu söylediklerim devenin bir tüyü olarak yaşamına devam eder. Oysa birileri şan yapar bir diğerleri gözyaşlarıyla bir çare arar. Oysa kimse karanlıkları görmez, ışıltılara bir parıltı daha katar. Güç her zaman gücü doğurur, güçler birlikte kuvvetli olur. İyilik sahiden nedir? Kendini şad edip diğerlerini perişan etmek mi? Düşünmeli..

      Bir diğer öğrendiğim şey ise tabiatta hiçbir boşluğa yer olmayışı. Gidenin yeri muhakkak dolduruluyor. Akıl da gitse, vicdan da gitse, insan da gitse tüm boşlukları birileri muhakkak dolduruyor hem de boşlukların sahibinin ruhu dahi duymadan, adeta bir serum gibi hayata karışıyor. Düşünelim, damarlarımızda serum diye bildiğimiz neler dolaşıyor?

      Öyle bir devirdeyiz ki cidden boşluklarımız için tetikte olmamız gerekiyor. Fikri ve manevi boşluklar bilhassa daha öncelikli. Yoksa hali hazırda davetkar ışıklar bizi çağırıyor. Akıbetini ve kimin çıkarı uğruna sürüklendiğimizi bilmeden o ışıklara koşabilir, kalabalıkların görkemiyle yanlış topluluklara karışabiliriz. Kötüyü belki biliriz ama iyi görünümlü kötüleri bilmek büyük iş..

      Konu hassas ve mevzu çok derin. Bazen söylediklerinizin de, dinlediklerinizin de, izlediklerinizin de tek muhatabı sizsiniz. Ne kadar doluysanız o kadar iyi anlayabilirsiniz. Bunun için de -bence ve naçizane- tarafsız olmak ve araştırmak gerekiyor. Yalnızca işine gelenle geçirdiğin zaman, düşünmeden koşulan ışıklar içinde bir zulme hissedar yapıyor. Şahsım adına kimseye zerre zararım olsun, benim yüzümden birilerine tüy kadar zarar dokunsun istemem. Tüm çabam bunadır ama nihayetinde ben de insanım ve yaşım gereği boşluklarımı tamamlamalıyım. Yoksa ben de o ışıklara kapılır, iyilerin ardındaki kötülüğü doğrularım sayarım. Boşa geçen bir ömrün acısını başkalarından çıkarırım. Allah korusun.

      Bir diğer mesele daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi insanlara asla yaranamayacağımız konusu. Evet biz kalabalığa düşünmeden koşmamak adına çırpınıyoruz ama yola kaya fırlatamasa da taşlar bırakan birileri olacak muhakkak. Pireleri deve yapanlar kendi bitlerinin farkında olmaz hiçbir zaman. Kendini kusursuz sanan insan, yek diğerini küçük görerek ve küçük düşürerek yükseldiğini sanır, insanların aslında bu küçük tavrı gördüğünün farkında olmadan. Bu insanın kalbinin mayasıdır. Gönülden taşan bazen bir kelimeyle bazen de yandan yandan ve fesatlık dolu bakışlarla karşındakine yansır. Yine de görmezden gelmek lazım. Mümkün olduğunca kendi cephemizde sabır sınırlarını zorlamak lazım. Muhatabınız zaman kaybınızsa uğraşmayın, herkes kendi ışığında yaşasın.

      Velhasıl, tüm bunlar içinde kendi yolunu çizmek ve doğru izi bulmak büyük mesele. Hayat karmaşık bir harita gibi. Düşe kalka da olsa, dizimizden akan kanı gözyaşımızla temizleyerek yürümek gerek. Kimseye zarar vermeden, kimsenin yağmur bulutuna göz dikmeden ve kimseyi hayatından bezdirmeden.. Herkes kendi boşluklarını tamamlasın. Kendi eksiklerinin ve kusurlarının tamircisi olmaya kollarını sıvasın. Eminim ki o zaman her şey daha güzel ve adaletli olacak. Güzelliklerle kalp de huzur bulacak vicdan da rahat olacak. Kalplerden ve akıllardan geçeni bile bilen Allah herkese vicdan ve adalet versin. Şimdilik söyleyeceklerim işte bu kadar. Ben de çoğu insan gibi dünyanın rengine kanan bir cahilim, gerçeğe uyanmaktır niyetim.

Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.. :)
      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...