Günlerdir yazamıyorum. Aslında söyleyecek çok şeyim var, bu yüzden susuyorum. Kabuğu kaldırmamak gerek bazen.. Öyle bir zaman diliminden ve İnstagram keşfet butonundan geliyorum şimdi. Bana hatırlattığı meseleyi yazmak istedim. Yazmak, kalple aklın buluşabildiği tek nokta gibi..
Keşfet benim için, canlı kanlı bir roman diyebilirim. Anlık ve gerçek. Bazı paylaşımlarda, acılarda, sancılarda ve heyecanlarda kurgu yok. İki paylaşım öncesinde imrenilecek o gerçek mutluluk, iki paylaşım sonra yerini korkulacak acılara bırakıyor bazen. Bazen de tam tersi. Diplerde tomurcuklanan çiçekler gün yüzüne çıkıp el sallıyor sanki..
Şu hayatta yaşanılan her ne varsa, ruhu zorlayan ve kalbi yıpratan ne varsa adeta bir insan terbiyecisi gibi.. Asla kabullenmeyeceğimiz meseleleri, daha zor bir konuyla birlikte sunarak, asla denilenleri tercih edilen yapıveriyor. Hayat ne garip değil mi? Yaşam sanki insanı egosundan, kibrinden, aşırı sevincinden, aşırıya kaçan hayallerinden koparmak adına pusuya yatmış bekliyor. Bu sebeple gününü bulutların üzerinde yaşayan hiçbir insan yarınını bilmiyor. Her şey insanı biraz daha olgunlaştırmaya, standart olan duygulara indirgemek üzere programlanmış sanki. Bundandır acıların içinden çıkan tecrübeler. Sancılarla gelen güç ve birikimler.. Dünya böyle bir yer..
İnsan.. İçinde merhametle vahşeti bir arada barındıran, beyin taşımadığına yeminler edebileceğimiz anlar yaşatan o zeki varlık.. Terbiyesi de zor tabi. Hayalleri, düşünceleri, nefsi.. Hayat onu yola getirmek zorundadır belki.. Değil mi? Yaşananları her yönüyle irdelemek gerekli. Anlayabilmek için, kabullenebilmek için, sabredebilmek için.. Aslında her şey insan için..
Görsel alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder