24 Nisan 2023 Pazartesi
Volkan Nefesi
4 Mart 2023 Cumartesi
Ruhumun Ormanı
Gidecek hiçbir yer bulamadığımda, kendi kabuğuma da sığamadığımda koşarak geliyorum buraya. Ruhumun ormanında yürürken ağaçların ortasında sarı ışıklı bir ahşap ev bulmak gibi bir his.. Bir duman tütüyor burada. Camlar buğulu ama içinde kimse yok. Kapıyı açtığımda yüzüme dokunan o tatlı havayla ısınıyorum. Çıtır çıtır yanan bir soba, üstünde dumanı tüten bir demlik, yerde kırmızı bir kilim.. Her adımıma karşılık veren bir ses var burada. Sakin, huzurlu, temiz, sıcak.. İşte böyle bir yere koşuyorum bu gibi anlarda.
Günler geçti. Normale dönüyormuş gibi görünen günler her an yeni bir sürpriz için tetikte bekliyor. Her gün yeni bir şey oluyor. Artık şaşırmıyorum, tepki veremiyorum. Geçen, gün mü? Hislerimiz mi? Bazen zamanı bile hissedemiyorum. Sanki küçük bir ormanda kapalı kaldım. Başka yerler var biliyorum ama nasıl gideceğimi bilmiyorum. Nasıl gidilir? Neden bu ormanda olduğumu bile sorguladığım zamanlar, yerini sessizliğe bıraktı. Yani sadece olanı olduğu gibi izliyorum.
Büyük hüzünler, büyük sevinçler, büyük olaylar bende her zaman bir duygu bırakır. Bazen cesaret bırakır, bazen umut bırakır, bazen dinginlik bırakır.. Son bir ayda ülkede olan şeyler bende yalnızlık duygusu bıraktı. Etrafında insanlar varken yalnız olmak, yalnız hissetmek hatta hissedememek izah edilebilecek bir duygu değil. Sanki yıkılan şehirlerde ben tek kaldım. Hiçbir şey yapamıyorum ve enkaz etrafında sadece dolaşıyorum gibi bir his. Kimse bana gelemiyor ben de gidemiyorum. Bu gibi durumlar yapılacak şeyler de anlamsız gelince sessizliğin ağırlığı artıyor. Geçer mi? Tabii ki geçer. İnsan her zaman her şeyi geçer. Zamanla şekillenir duygular. Biliyorum. Ama bu aralar hissettiğim şey bu. Olmam gereken yer neresi bilmiyorum belki de aslında oradayım. Kim bilir? Zaten ellerinde olanı aramak böyledir. Mucizeleri görelim..
16 Şubat 2023 Perşembe
Kalbin Işıkları
İçimde müthiş bir yalnızlık duygusu var. Sessiz bir yalnızlık. Acı değil, karanlık ve serin bir yalnızlık. Gözleri dolduran, elleri soğutan türden. Duygularımı tarif ederken mümkün olabildiğince somutlaştırmaya çalışırım. Çünkü uzaktan izlerim ne hissettiğimi, duygumu varlığıyla anlatırım. Onun için yapabileceğim en iyi şey bu, yazmak..
Zaman geçtikçe sisler dağılır, toz artık yere iner ve görmek kolaylaşır. Ben zaman geçtikçe bulananlardanım. İnstagram enkaz videolarıyla dolu. Kaç yüz tanesini izledim bilmiyorum. En son biri çocuğuna sesleniyordu ciğerini parçalarcasına. Çıt çıkmıyordu. İplerin koptuğu an oydu belki, bilmiyorum. İçimde deprem korkusu, hayat coşkusu yok. Sadece üzülüyorum. Ruhum yorgun. Duygusal kapasitemin sınırlarını bilerek öteye geçmeye çalışmıyorum. Ama bulunduğum alan bile beni çok etkiledi. Benimki devenin bir tüyü sadece. Kime ne anlatabilirim ki?
İnsan karanlığa bir kere daldığında, tünelin sonundaki ışığı bulmak adına daha çok yürür. Ben de durmadan yürüyorum. O kadar karanlık ki geldiğim nokta, kendimi bile göremiyorum. Neyse ki yazmak bir lambanın altında oturmak gibi hissettiriyor. Günler pek kolay geçmiyor. Herkes biraz sessiz ve hiçbir şey aynı değil. Beylik lafların altının boşluğunu görmek insanları başka bir köşeye çekti. Artık hepimiz gerçekten başka biriyiz.
Yıkılan evler, hayaller, planlar, umutlar.. Her şey bambaşka bir yere evrildi. Bir diğer yanda uzatmalı kabloyu priz yerine tekrar kendine takıyoruz. Bu da ayrı bir hikaye. Artık şaşıracağımız bir şey kalmadığına göre kalbimize dönelim. Gözlerimizi, kalbimizin sesini verene çevirelim. Uzun bir gece başlıyor, şimdi içimizdeki karanlığa kalbimizin ışıklarını yakmayı deneyelim.
13 Şubat 2023 Pazartesi
Güneşin Beyaz Örtüsü
Yeni bir sayfa açıldı. Şimdi hiçbir şey eskisi gibi değil. Burada dünyada bile unutulmayacak şeyler yaşandı. Binlerce insan gitti. Kimileri aç susuz geçen 6 günün ardından yaşamaya devam etti. Enkazda bir bebek doğdu, annesi gitti. Beden kalınca kalınmıyor. Dünya öyle bir yer değil. Evler gitti, mallar gitti, mülkler gitti..
Son bir haftada duyup gördüklerimiz unutulmayacak. Tüm dünyanın gündemi olduk. Bu topraklar zaten her zaman gündem olacak. Olaylar ve kişiler değişecek. Tarih tekerrür edecek, biz seyredeceğiz. Ülke sessizce bir bataklığın içinde yüzerken bataklığı oluşturan ve besleyenlerin ilk patlağıydı bu. Diğer bataklıklar patlamaya devam edecek. O bataklığa dahil olmayanlar izleyecek, beklenen oldu ve bataklık sahiplerine sıra geldi.
Ağır bir kitabı taşımak için seçilen şehirler yeni bir sayfa açtı. Neler oldu neler.. Bir yanım sızlıyor bir yanım diyor ki, yaşamak bu. Her şey pamuk ipliğine bağlı. Bir gecede hayat değişir. Bir gider bin gelir. Sonra dolu dolu dolaplardan sadece işe yarayacak olan seçilir. Neye üzülürsün, neye sevinirsin, neye bağlanırsın, neyi beklersin. Nasılsa bizi buraya getiren yolumuzu çizdi. Evin sadece nefes aldığın yerdir. Ötesi değil. Ev de gidebilir. Para için göz yumulan şeyler, binlerce canın sebebi olabilir.
Güneşin beyaz örtüsü kalktı artık. Gözlerimizin önünden süzülerek geçti. Gün doğmaya başladı. Güneş kimin, göz kimin, bunu düşündüren söz kimin.. Artık her şey daha farklı. Şimdi sadece yapılanın edilenin yaşanma zamanı. Belki de gözlerimiz her şeyi asıl sahibine iletmek için izledi. Kim bilir.. Artık hepimiz, biraz başka biriyiz. Üzgün, sessiz, dağın taşın asıl sahibinin bir bildiği vardır deriz.
Kalanlara şifa, gidenlere rahmet, sevdiklerini kaybedenlere sabır dilerim.
17 Ocak 2023 Salı
Somutlaşmış Karanlıklar
Karanlığımdan bildiriyorum.. Yapılacak şeylerin çokluğu ve boşluğu arasında esen rüzgarların sesiyle yazıyorum. Bazen uğul uğul esiyor bazen kıyametler koparcasına.. Neyse ki diniyor hepsi. Fark ettim ki, benimle aynı yolda yürüyen insanlar da kapıldı bu rüzgara. Onlar da sustu. Onlar da sessiz şimdi. Görünmez olduk hepimiz ama yol belli, sadece izimizi yitirdik. Bunu daha nasıl anlatabilirim? Ama şimdi size biraz karanlığımdan bahsetmek isterim.
Odamın lambası gece yarısı olduğunda yanmıyor. Şaka değil, 11'e kadar sorunsuzca çalışan lamba bir defa kapatıldığında ve 12'ye doğru tekrar açıldığında yanmıyor. Uzun süre açık kalmakla ya da çevirmekle bükmekle ilgili de değil. Birçok ihtimali değerlendirdim mantıklı hiçbir yanını bulamadım, nedenini asla anlayamadım ama bir neden vardır tabii. Ama bu gibi karanlıklara öyle çok alıştım ki, rahatsız olmuyorum. Gece kuşu olsam da aradığım şeyi bir şekilde buluyorum. İnsan karanlıkta daha iyi görmeyi ve görebildiğiyle yetinmeyi bile öğreniyormuş. İzahı olmayan şeylere maruz kalmak survivor gibi. Karanlığım böyle bir karanlık işte. Yeterince somutlaştırdığımı düşünüyorum. Başka evlerin başka odalarında muhtelif karanlıklar da mevcuttur tabii.
Geçen senelere, esen rüzgarlara, yağan yağmurlara, tomurcuklanmaya başladığında kar yağan ağaçlara.. Hangisine sarılalım?
29 Aralık 2022 Perşembe
Mineralli Topraklar
Geçen ay tam da bugün yazmışım yine. Bir rüzgar esiyordu, telefon elimdeyse telefondan yazıyordum. Yine bir rüzgar esti şimdi. Laptop ile masamın başındayım. Perdeyi açtım. İçerisi karanlık ve aralık soğuklarındayız. Tam karşımda ışıl ışıl parlayan bir yıldız ve beni biraz da olsa heyecanlandıran bir ay var. Öyle güzel parlıyorlar ki..
Peki neler oluyor? Bazen ben de soruyorum bunu kendime. Neler olmuyor ki, ya da ne oluyor ki.. İki cevap da gayet uygun düşüyor bu sorunun peşine. Hayatımda çok şey değişti ama en çok ben değiştim. Zaman hızlıca akarken günlerin, ayların ya da yılların bir önemi kalmadı benim için. Hayatı izlemeye devam ediyorum ve hayatın içinde de kendimi. Değiştirmek istediğim çok şey var ama bazen hiçbir şey yapamazsınız ya, öyle bir şey bu. Hiçbir şey yapamamak nedir bilir misiniz? Umarım asla bilmezsiniz. Bu başka bir mesele..
Bu blog benim aynam. İstesem de istemesem de yaralarımı görüyorum. Bazen gülümseyen bir yüz, bazen korkmuş bir çocuk, bazen bir yetişkin karşılıyor beni her bir yazıda. Bu aralar buraya boşluk bırakıyorum. Karanlık yerini biraz daha şafağa bıraktı. Gece bitiyor biliyorum. Çünkü bu hayatın döngüsüdür. Sabah olacak. İçimde sabahlara dair heyecan ve cahil cesareti kalmasa da doğanın döngüsüne inanıyorum. Dönüyor dünya, ay bile değiştiriyor yerini. Belki de hiçbir şey kimsenin elinde değil ya da her şey avcumuzun içinde. Kim bilir..
Heyecan duyduğum şeylerin birer birer hayatımdan gittiğini fark etmek çok uzun zamanımı aldı. Koşmadım tekrar yakalamak için. Öyle olması gerekiyordur, dedim ve bunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu izledim. Sonra hak vermeye başladım herkese. Bilerek yapmadıkları şeylerin bu kısa ömürlere anlam kattığını fark etmek benim çok uzun zamanımı aldı. Kendim çok zengin topraklar değildim. Mineralleri azalmış bir toprak kimi ne kadar besleyebilir ki.. Aklımın ne kadar karışık ve aslında ne kadar sakin olduğunu yıllar sonra okumak üzere döküyorum içimi. Hayat sürprizlerle dolu bunu da biliyorum. Bunu okuyan biri, içinden büyümeyi öğrendin mi şimdi, diyecek. Bunu da biliyorum.
Esen rüzgarları klavyemde dindirdiğime göre şimdi kendi gerçekliğime dönebilirim. İyi ki böyle bir blog açmışım yıllar önce. Şımarabileceğim bir yer var. Kurallarla sınırlanmadan yazabilmek lüks değilse nedir? Sorun kurallardır belki. Ben kural insanı olmadığımı, disiplinsiz (sadece kendim için) ve rahat bir insan olduğumu öğrendim. Bunun nedeni hiçbir şeyi çok da ciddiye alamıyor olmamdır belki. Beni böyle de seven ve beni anlayabilen herkese teşekkür ederim. Haydi gerçekliğe dönelim. Ay ve yıldız tam göz menzilimde. Biraz da onu izleyeyim. Kısa zaman içinde yine burada olmayı dilerim. Sevgiyle..
29 Kasım 2022 Salı
Bir Gün Herkes Evine Döner
Çatırtıları Duydunuz mu?
Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :) Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Dün gece Lale Müldür'ün, Mağaradakiler adlı edebiyat dergisiyle söyleşisine denk geldim. Ve dün gece itibariyle kendisine hayr...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...