10 Mayıs 2023 Çarşamba

Titrek Bir Mum Işığı


      Ben geldim. Aklımın odalarında dolaşıp biraz da sanal turlar yaptıktan sonra uğramam gereken yerdeyim. Bugün, fark ettiğim bir konuyu sesli düşünmek istiyorum. Bazı yazarları dinledim de geldim hatta. Arkadaşlar onlar da kendini arıyor? Haydi ben arıyorum da onlar nasıl arıyor? Arayamazlar mı, insan değil mi onlar, derseniz.. Arayabilirler tabii. Ama.. Bilemedim. Sesli düşünüyorum sadece. Yazar, kendini bulmadan nasıl bir karakter oluşturabilir? Ve bunu binlerce insanla nasıl paylaşabilir? Bunun adı cesaret mi, boşvermişlik mi? Kaynağı nedir o hissin? Bunu merak ettim şimdi. Oysa konu bu değildi ama mademki sesli düşünüyorum, içime döneyim.

      Çocukluğumdan beri, beni ben yapan bir müzik bir de yazmak vardı. Bunlar için hiçbir hazırlık yapmam ve çalışmam gerekmezdi, onlar zaten vardı ve kendiliğinden ortaya çıkardı. Eğer üzerine çalışmam gerekseydi beni heyecanlandırmazdı. Kaynağını bilmeden var olan şeylerin -iyi ya da kötü- gün yüzüne nasıl çıkacağı beni hep heyecanlandırır. Dün bunları düşündüm ve kendimi çok sorguladım. Ben kaçabileceğim evlerin anahtarlarını uzaya fırlattım.

      Hobilerimden uzaklaşmam iplerin elimden nasıl süzüldüğünü bile anlamadan oldu. Oldu olanlar ve bir noktada ipler bile geride kaldı. Geçti zaman, güneş defalarca doğdu ve bazen kalbime bazen de ruhuma battı. Oldu işte.. Şimdi neden konu buraya geldi derseniz, meseleye geri dönelim. Bir zamanlar bendirimle videolar paylaşırdım. Eğlenirdim çünkü. Sadece eğlenirdim. Doğru bir sesi bulmaya çalışmak heyecan verirdi. Kursa gitsem büyü bozulurdu. Her şey çok heyecanlıydı. Ve sonra süreç benim beklediğimden daha fazla parlamaya başladı. Sanırım korktum. Çünkü bu parlaklık bile benim için fazlaydı. Bir paylaşımı 1000 kişinin izlemesi, dönüşlerin gelmesi benim için fazlaydı. Profesyonel olmayan bir şeyin halka sunulması, cebinde taş taşıyanları da uyandırma ihtimalini içinde barındırırdı. Düşündüm her şeyi. O zamanlar kendime bile ifade etmediğim, düşünmeden sildiğim her şeyi dün tek tek sorguladım. Hissettiğim şeyi bilmekle birlikte neden öyle hissettiğimi bilmiyorum. Soluk olmak güvenliydi belki. Neyden, kimden kaçtım?

      İnstagram'da bir şey paylaştığımda ve yazdığım şeylerle ilgili dönüşler aldığımda heyecan duymak yerine gördüğüm istatistikler son zamanlarda korkutuyor beni. Binlerce insanın yazılarımı okuması, takip etmese bile muhtelif zamanlarda profilimi hatırlaması.. Tekrar uğranılan bir adres olmak.. Aslında yıllar önce benim normalim olan şeyler şimdi beni korkutuyor ve bu yeni bir duygu. Ben uzun bir süre kendi karanlığımda yaşadığım için unuttuğum bir his belki bu. Milyonlarca okunanların yanında benim şu yazdıklarım bile komik sayılabilir olsa da kendi duygularımı çözümlemeliyim. Ben genelde köşelerde sessizce takılan biriyim. Görünmez olmak sakinlik getirir.

      İçimdeki ses, sil her şeyi ve çekil kabuğuna diyor. Ama bu defa bunu yapmayacağım. Yapmamalıyım çünkü yaptığımda neler olduğunu gördüm. Kabuğumu her zaman yanımda taşıyarak hayata karışmalıyım. Basit ve kolay şeylerin tat vermediği, değerli olan değerlerin ayaklar altına alındığı alanlarda nefes alamadığım zaman diliminden geçmişken ve buna rağmen define haritamı henüz çizmemişken suya yazılar yazdığımın farkındayım. Ama yazmalıyım.

      Konu başka bir şeydi ama kendimle yüzleştim adeta. Ve bu iyi geldi. Kaçtığım alan bile başkalarının da görebileceği bir yer. Boş bir deftere yazsam bile bir misafir çocuğu okurdu zaten. Bu yüzden gizli defterlerim yok. Dünyanın öbür ucunda bile ulaşabileceğim bir blog sayfam var. İyi ki var. Bugünlük bu kadar olsun mu? Olacak. İçimdeki karanlıktan korkmuş ve kırılgan kalbi yeniden yeşerteceğim. Çünkü o biraz şaşırdı ve üzüldü ama biraz daha büyüdü. Düşmeyelim derken manzarayı kaçırdığımız son demler belki. Göreceğiz..



      Not: Bu yazıyı hiçbir yerde link olarak paylaşmayacağım ama burada olacak. Denk geldiysen ve buraya kadar okuduysan umarım burada yanan o titrek mum ışığını hissedebilmişsindir. Bir blog sayfasında geziniyorsan zaten sen de benden birisin. Her kimsen, sana Lale Müldür'ün Destina şiirini armağan etmek istedim. Çünkü içimden o şiir geldi. :) Burası benim kürkçü dükkanım. İstediğin gibi dolaşabilirsin, korktuğum kalabalık sen değilsin. Hatta istersen anonim bir mesaj bile bırakabilirsin. Selamlar, sevgiler..
      

2 yorum:

  1. İnsan en çok kendinden kaçmaya çalıştıkça o kadar yanlışa gidiyor.. ve sanırsam bu yanlışlar da yolun sonunda bize yine kendimizi bulduruyor.. biraz ağrılı biraz sancılı ama her doğum böyle değil midir.. bizi sadece annemizin doğurması yetmemiş kendimizi tekrar doğurmak zorunda kalmışız..

    YanıtlaSil

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...