Hani bazı anlar vardır, kalbiniz pır pır eder. Sanki boğazınızda bir heyecan topu seker. Ben alakasız bir seyirde yeni bir şey öğrendiğimde böyle anlar yaşıyorum bazen. Bu da öyle anlardan biri. Soluğu burada aldım bu yüzden. Burası kürkçü dükkanıydı değil mi? :)
Hayat esrarengiz bir öğretmen. Acımıyor ama öğretiyor. Hatta kendi de öğretmiyor, sen öğreniyorsun. O sadece bir sorun ortaya bırakıyor. Sorunun ne olduğunu bile bilmediğiniz, çözümünü nerede arayacağını kestiremediğiniz.. Adına sorun diyorum ama sorun mu o bile muamma. Öyle bir kara delik. Anlayamadığınız ve anlamlandıramadığınız bir durum işte. Herkes o sorundan başka bir şey anlıyor ve kendi yaşam penceresinden yorumluyor. Birbirinden alakasız yüzlerce anlam. Herkes kendi pandorasını kendi yolunda aramaya başlıyor. Bilirsiniz..
Önce 'bu neydi şimdi' karşılaşması yaşanıyor. Sonra 'nasıl yani' sezonuna geçiliyor. Ardından 'ne alaka' faslı, müteakiben 'büyük patlama' ve kapanış.
Büyük bir sessizlik başlıyor önce. Sorulara cevap bulamadıkça ruhun isyanı peyda oluyor. Delicesine akan bir nehirde savrulurken, nereye tutunsam telaşı düşüveriyor zihne. Nereden yakalasam? Hangisi bunun çaresi ya da hangisi bunun mantıklı cevabı? Yanlış nerede ya da ne yapmalı..
Pençe savururcasına uzanıyor kollar, boşa çıkıyor dallara tüm uzanışlar. Ele gelen dallar, yetmiyor akla. O değil, bu değil, şu ikna edemiyor beni, öteki beni kurtarabilecek kadar güçlü değil vs. Tam bir fikri cenk hali ama nehir bir yandan sürüklemeye devam ediyor tabii. Nereye götürdüğü bile belli değil. Sonra yorulan kollar bırakıyor kendini nehre, yol belli değil ama yön belli. Artık ne olacaksa olsun, hiçbir önemi yok hali.
Savaşmak yerine kendini nehre bıraktığında, normalde gitmeyeceğin uzaklıklara ulaştığında ve gördüğünde oradaki manzarayı, neden hiçbir dala tutunamadığını ya da hiçbir dalın tutunacağın bir dal olmadığını anlıyorsun. Görmek için bakmak gerekir. Bakmak içinse sebep.. Bir sebebin sana bambaşka pencerelerden baktırması, hayatın seni törpülemesi ve eğitmesi demek. Bu neden basit bir soru ya da birilerinin açıklayabileceği bir cevap içermiyor diye düşünüyorsun ama öyle olmuyor işte. Sorularına kimse cevap veremiyor çünkü kimse kendi dersini tamamlayamamış ki.. Herkes kendi nehrinde savruluyor. Olmadı bataklığında canı sıkılıp senin kaosundan anladığı kadar bir top çamur atıyor. Anlamıyor da işte anladığını sanıyor. Suçlamamak lazım tabii çünkü insanlar ancak kendi kalbinin ve zihninin genişliğindeki pencereden bakıyor. Ellerinde çiçekler varsa çiçek atıyor, çamur varsa çamur. Sana uzatabileceği maksimum şey budur.
Yanıyor işte birden tüm ışıklar. Delicesine akan bir nehirdeyken, doğru olduğunu zannettiğin şeylerin boşa tutunduğun dallar olduğunu görüyorsun. Bir yolcuğun bambaşka bir yola uzanışı, hayatın kıyağı değilse nedir? Bunlar hayatın akide şekerleri olsa gerek. Çok sert, kıramıyorsun ama çok lezzetli. Hem de tarçınlı. Beklemen gerekiyor. Düştüysen bir nehre, çıkamıyorsan içinden o suya teslim olman gerekiyor. Sulara karışmak değil de nehrin devamını görmek için kendini hayatta tutman yeter. Sonra bir şeyler bambaşka şeylere vesile oluyor zaten.
Herkes kendi hayat eğitiminde. Herkes kendi savaşında. Bu çok güzel yollarda da olabiliyor delicesine akan nehir sularında da. Sen aklının ucundan geçmeyen cevapları bulana kadar ders devam ediyor. Bunun da evrilmiş hali olacaktır muhtemelen. Seni bir hazine bulmuşçasına heyecanlandıran bu cevapların ötesini de sunacaktır zaman. Hayat daima akıyor ve eleniyor boş dallar. Neye uzanman ve uzandığında da yakalayabilecek kadar güçlü kolların olması gerektiğini öğretiyor hayat. Kendinle karşılaştırıyor. Müthiş bir şey değil mi? Kendinle karşılaşmak ve daha önce bakmadığın ve görmediğin bakış açılarıyla törpülenmek, yontulmak ya da şifalanmak. Bitti mi? Hayır. Bitmek diye bir şey yok ki. Seviye atlama hali. Hayat öğretmeni yeni bir level açıyor olsa da ne dersin sonu geliyor ne de değişimin.
Bugün böyle bir yazı yazacağımı düşünmemiştim. Zaten düşünmediğimiz neler yaşıyoruz nelerle karşılaşıyoruz değil mi? Bu yazı burada dursun, bana da bir hatırlatma olsun. Hayat koca bir ayna. Benim anlatımım tümüyle bir genelleme ama yolu buradan geçerek bu yazıyı okuyan herkes kendi hayatında uyarlayacaktır muhtemelen. İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz. Uzun ve karanlık yollarda yürüdüğünüz bir anda denk geldiyseniz, umarım bu yazı bir ışık olur. Cevap burada değil. Bu sadece bir ışık. Yol da sizin, karanlık da. Bir şekilde yürünecek o yol. Adım adım ilerlemekte ve yorulunca dinlenmekte fayda var.
Durumlar böyle..
Bundan sonraki süreçte zihnimde yanan ışıkları beslemem ve sönmesine fırsat vermemem gerek ki hem aydınlanayım hem de ısınayım. Yeni deneyimlere ve yollara bana katacaklarını düşünerek adımlar atayım. Bu da böyle bir andı.
Tüm yolların ve yokuşların en güzel yerlere götürmesi dileğimle.
Sevgiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder