27 Haziran 2020 Cumartesi

Yakın Uzaklar



Saat 04.32
Tam şu anda, hafif ve serin bir rüzgar ve ezan var.
Gecenin kalbinden bildiriyorum.
Bir gün daha bitti..
Günler görece dolu geçmekle birlikte zaman nereye akıyor merak ediyorum.
Bu gidiş nereye?
Az önce keşfette dolaşırken yaşlı iki ayrı insan gördüm.
Yaşlandığının farkına varmadan adım adım yaşlanan iki insan.
İki asık surat, iki suskun bakış.
Maziyi hasretle yad eden bu insanlar bir zamanlar çocuktu.
Geçmedi zaman, akmadı an.
Sonra büyüdüler, serpildiler, başka telaşlarla zamanın geçmesini beklediler.
Ve işte o yaşa geldiler.
İnsan bir geçiş sürecinde olduğunu ve artık 1.kuşağa ait olmadığını hissettiği an tanımsız bir hüzün ve anlamsız kabullenememe boy gösteriyor.
Değişiyor artık. Yüzü bile değişiyor insanın. Ne garip..
Önce ilk kuşağa ait hissetmeme, sonra zamanın geçmesini isteme, neler olduğunu kestirememe derken adım adım gidiyoruz gördüğüm resimlere.
İnsan yaşlanacağına ya da öleceğine inanamıyor.
Allah bunu insana bir ödül olarak vermiş olmalı.
Belirsizliğin kaygısı korkutsa bile aslında o korkuyu derinden hissedemiyorsun.
Ödül gibi..
Yaşama hep bağlı ama bir gün gidecek gibi..
Bir gün -ömür olursa- bembeyaz olacak saçlarım.
Ne hissedeceğim acaba o yaşta?
Üzgün müyüm, kırgın mıyım?
Yoksa kalabalık bir aile içinde neşeyle geçmişe gururla mı bakmaktayım?
Faydalı bir ömür yaşadım diyebilecek miyim?
Çok insan sevdim, çok insan tarafından sevildim..
Hayallerimi gerçekleştirdim diyebilecek miyim?
Ne kalacak benden geriye?
Kaç sene daha adım hatırlanacak?
Sadece merak..
İnsan biraz derinden düşündüğünde bu sorular muhakkak karşısına çıkıyor.
Günlerim, gün batarken hafif bir rüzgarla düz bir yolda yürümek gibi.
Ne eksik ne fazla.
Sessiz ve huzurlu.
Böyle günlerin ardını merak ediyorum.

Güzel günler olsun..

22 Haziran 2020 Pazartesi

Günün İlk Yarısı



      Uzunca bir zamanın ardından ve günün ilk yarısından yazıyorum. En son ne zaman bu saatlerde yazmıştım hatırlayamadım şimdi. Fonda tatlı bir rüzgar esintisi ile birlikte ona uyum sağlayan zarif bir müzik var. Günler her zamanki gibi hızla geçerken beni zararsız sıkıntılar sarmaya başladı. Zararsız çünkü hayati değil. Ama sıkıntı işte.. Sağdan soldan geliyorlar arada.


      Günler acabaları takip etmeye başladı. Öyle olsalar ise böyle olsaları.. Bu gidiş nereye bilmesem de yürüyorum kendi seçtiğim taşlı yolların üzerinde. Düşsem de kalkmam gerek. Yolu tamamlamalıyım bir şekilde. Öyle ya da böyle. Bu yol bir şekilde nihayetini görecek.
Çünkü artık böyle olması gerek.
Ne kadar açıklayıcı yazıyorum değil mi?
Olur böyle şeyler..


Kaygı minimal seviyede motive ederken bana etkisi nedir göremiyorum.
Neyse düşünmemekte fayda var. Anın keyfini çıkarmak istiyorum.
Her şey yolunu bulur nasılsa.
Değil mi?

8 Haziran 2020 Pazartesi

Her Güne Bir Yeni Kötü Haber



      Günler, normalleşen hayatın normal olmayan canlılarıyla ve o canlıların zarar verdiği insanların hakkını aramasıyla geçiyor. Bulabildikleri pek söylenemez ama nihayetinde arıyorlar. Bu zaman zarfında yollarına taş değil kayalar konuluyor ama kaybedecek bir şeyi kalmamış insana taş da aynı kaya da.

      Bazen ne oldu bu insanlara diyesim geliyor. Sonra canım teknoloji diyorum.. İnternet olmasa kim duyurabilir sesini böyle? Şimdi kim kime zarar verdiğinde gizli kalabilir ki? Kim kimi ne kadar susturabilir? Bunlar da son demleri.. 
İleride suç işleme imkanı bile olmayacak insanların belki.
Chip sistemi ya da her neyse işte. Konu bu değil.

      Günden güne kötü insanların kötülükleri daha çok açığa çıkıyor. Güven duygusu ise kurumuş bir toprak misali çatlaklarıyla el sallıyor. Tacizcisi, tecavüzcüsü, hırsızı, katili, belalısı, ahlaksızı ve diğerleri.. Çoluk çocuk sahibi insanlar, evleri-yuvaları var. Neden ya? Gerçekten neden? Niye? Nasıl bir hayata kast edebilirsin ki? Senin de eşin var, çocukların var.
Neden? Anlayamıyorum işte nedenini..

Sonra sesini duyurmaya çalışanlar, haksızlığa uğrayanlar, adalet arayanlar..
Adalet neden aranır? Yasalar belli, cezalar belli.
Yetkisi olan kişiler neden halka bu zulmü yaşatır?
Yarın kendi aynı şeyi yaşadığında kime sığınır?
Herkes ettiğini bulur.
Üzerine konuşacak çok şey, anlayacak pek kimse yok.
İçimizden konuşmaya devam..

Saat 02.18 şimdi. Gecenin kalbinden bildiriyorum. Serin bir rüzgar var.
Keşke bu serinlik düşüncelerimize de gelse..
Anlam aramak zorunda kalmasak hiçbir şeye.
Suçluların korunmasına, mağdurları susturmaya neden sormasak..
Kime nasıl güveneceğimizi düşünmek zorunda kalmadan yaşasak.
Ah hayat..
Her güne bir yeni kötü haber ile geçip gidiyorsun..
Tüm bu saçmalıklar dibi gördüğünde iyilik kazanacak.
Ve nihayetinde dünyayı, iyilik kurtaracak.
Kimler geldi geçti..
Nihayetinde tarih iyiliği yazacak.

Durumlar böyle..
Korona yasakları kalkınca sokaklara, park ve bahçelere dökülen insanları saymazsak günler bu haberlerle geçiyor diyebiliriz. Gündemi takip etmemeye çalışacağım ama bu ne kadar mantıklı bilmiyorum. Düşüneceğim..
İnsanların insan gibi yaşadığı, kadınların ve çocukların
daha fazla mağdur olmadığı günler dilerim..      

1 Haziran 2020 Pazartesi

Sarı, Sıcak ve Aydınlık


      Ve haziran geldi..

      Saatlerimiz 03.32 ve haziranın ilk gecesinden bildiriyorum şimdi. Serin ve sessiz bir an. Huzur verici. Bu serin huzura biraz atraksiyon katmak için pencereyi de açtım şimdi. Madem yaz, madem serin ve madem ki gece. O zaman karışmak lazım hepsine. Böyle işte..

      Günün konusu olarak çok şey geldi aklıma. Sonra neden bu kadar çok şey olduğunu düşündüm. Sanırım konu bu olacak. Neden bu kadar çok şey var? Ve neden o çok şeyin peşinden koşar insanlar? Neden herkes peşinden koştuğu o çokluğa çok bağlı? Garip değil mi? Çok garip. Bence bunu bir düşünelim. :)

      Karantina günlerinde olduğumuz için olayı şöyle örneklendirmek istiyorum. Balkona ya da pencereye çıkın. Herkes ayrı bir dünyada değil mi? Tüm dikkatleriyle bir şeylere odaklanmışlar. Sonra herhangi bir sosyal medya hesabına girin. Yüzlerce insan. Ayrı dünyalarda ve hepsi de yaptıklarının ve  söylediklerinin en önemlisi olduğuna inanmakta. Biri A derken biri B ile yanıp tutuşmuş halde. Bir diğeri C ile dünyayı sallamak niyetindeyken bir diğeri Ç ile gelecek güzel günlerin derdinde. Ama nihayetinde herkes kendi aleminde. Değil mi? Bence hiçbir doğru o kadar da doğru değildir. Neyse suları bulandırmayalım şimdi. :)

      Bunu kesinlikle yargılamıyorum. Yanlış anlaşılmasın. İnsan her daim arayandır. Bir şeyin eksikliğini hissetmeye görsün, hayatını o eksikliğiyle kaplayandır. Eksikliklerin dolması içinse doymak gerek. Doymak kimi duygular dışındaki her durum için geçerli olmak üzere iyi bir şey. Muhakeme yeteneğini güçlendirir. Afaki tavırlar peşinde koşmazsın. Toktur ruhun ve aklın. Belki de en nihayetinde aslında hiçbir şeyin peşinde o kadar da koşulmaya gerek olmadığını anlarsın. Bu da bir ihtimal tabii. Ve mevzu çok derin.

      Biraz daha bütüne bakacak olursak bu aralar dünya düşünsel bağlamda kaynamaya başladı. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanların uyanışı en tehlikeli olandır. Bazen ortalığı karıştıran düşen son damladır. Sanırım o son damlanın yön vereceği günler içindeyiz. Tarihe geçecek günler içindeyiz bence. Tarihe geçenlerden de olabilir miyiz? Bunu kimse tahmin edemez değil mi? Hayatın tatlı cilveleri..

      Hayat gerçekten böyle aslında. Her şey zamanı ve sonuçları belli olmayan o bir damla ile şekil alıyor. Bir şey oluyor. Birdenbire oluyor ve her şey artık bambaşka bir noktaya geliyor. Aslalar mümküne dönüşüyor. Sular bu noktadan sonra durulur mu bilmem. Ortalık sele de dönebilir, sular aniden kuruyup çekilebilir. Ne diyorduk? Her an her şey olabilir.. Bekleyelim.

      Tüm bu kaosun ve doğrular yığınının içinde inandığım tek bir şey var. İyi niyet. Ve bence iyi niyet, sevgi ve saygıdan mürekkep. Ne eksik ne fazla. Tüm planların ötesindeki noktada kazanan her zaman iyi niyet olacak. Dünyayı yalnızca iyilik kurtaracak. Her şeyi sorguladığım şu zaman aralığında aklıma yatan tek şey bu. Evet muhtemelen çok şey olacak. Deli planların kurbanları milyonları bulacak ama hani bir ışık vardır ya tünelin sonunda. İşte o ışıktan bahsediyorum. Kimsenin karartamayacağı bir ışık.
Güneş gibi..
Haziran güneşi..
Sarı, sıcak ve aydınlık..

      Tüm planların ötesinde, doğruluğun ve yanlışlığın merkezinde, iyilerin ve kötülerin içinde ne iyi ne de kötü birinden selam ve sevgilerle..
Allah iç huzuru ve iyilik versin hepimize.
Sağlıklı ve mutlu günlere..

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...