1 Haziran 2020 Pazartesi

Sarı, Sıcak ve Aydınlık


      Ve haziran geldi..

      Saatlerimiz 03.32 ve haziranın ilk gecesinden bildiriyorum şimdi. Serin ve sessiz bir an. Huzur verici. Bu serin huzura biraz atraksiyon katmak için pencereyi de açtım şimdi. Madem yaz, madem serin ve madem ki gece. O zaman karışmak lazım hepsine. Böyle işte..

      Günün konusu olarak çok şey geldi aklıma. Sonra neden bu kadar çok şey olduğunu düşündüm. Sanırım konu bu olacak. Neden bu kadar çok şey var? Ve neden o çok şeyin peşinden koşar insanlar? Neden herkes peşinden koştuğu o çokluğa çok bağlı? Garip değil mi? Çok garip. Bence bunu bir düşünelim. :)

      Karantina günlerinde olduğumuz için olayı şöyle örneklendirmek istiyorum. Balkona ya da pencereye çıkın. Herkes ayrı bir dünyada değil mi? Tüm dikkatleriyle bir şeylere odaklanmışlar. Sonra herhangi bir sosyal medya hesabına girin. Yüzlerce insan. Ayrı dünyalarda ve hepsi de yaptıklarının ve  söylediklerinin en önemlisi olduğuna inanmakta. Biri A derken biri B ile yanıp tutuşmuş halde. Bir diğeri C ile dünyayı sallamak niyetindeyken bir diğeri Ç ile gelecek güzel günlerin derdinde. Ama nihayetinde herkes kendi aleminde. Değil mi? Bence hiçbir doğru o kadar da doğru değildir. Neyse suları bulandırmayalım şimdi. :)

      Bunu kesinlikle yargılamıyorum. Yanlış anlaşılmasın. İnsan her daim arayandır. Bir şeyin eksikliğini hissetmeye görsün, hayatını o eksikliğiyle kaplayandır. Eksikliklerin dolması içinse doymak gerek. Doymak kimi duygular dışındaki her durum için geçerli olmak üzere iyi bir şey. Muhakeme yeteneğini güçlendirir. Afaki tavırlar peşinde koşmazsın. Toktur ruhun ve aklın. Belki de en nihayetinde aslında hiçbir şeyin peşinde o kadar da koşulmaya gerek olmadığını anlarsın. Bu da bir ihtimal tabii. Ve mevzu çok derin.

      Biraz daha bütüne bakacak olursak bu aralar dünya düşünsel bağlamda kaynamaya başladı. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanların uyanışı en tehlikeli olandır. Bazen ortalığı karıştıran düşen son damladır. Sanırım o son damlanın yön vereceği günler içindeyiz. Tarihe geçecek günler içindeyiz bence. Tarihe geçenlerden de olabilir miyiz? Bunu kimse tahmin edemez değil mi? Hayatın tatlı cilveleri..

      Hayat gerçekten böyle aslında. Her şey zamanı ve sonuçları belli olmayan o bir damla ile şekil alıyor. Bir şey oluyor. Birdenbire oluyor ve her şey artık bambaşka bir noktaya geliyor. Aslalar mümküne dönüşüyor. Sular bu noktadan sonra durulur mu bilmem. Ortalık sele de dönebilir, sular aniden kuruyup çekilebilir. Ne diyorduk? Her an her şey olabilir.. Bekleyelim.

      Tüm bu kaosun ve doğrular yığınının içinde inandığım tek bir şey var. İyi niyet. Ve bence iyi niyet, sevgi ve saygıdan mürekkep. Ne eksik ne fazla. Tüm planların ötesindeki noktada kazanan her zaman iyi niyet olacak. Dünyayı yalnızca iyilik kurtaracak. Her şeyi sorguladığım şu zaman aralığında aklıma yatan tek şey bu. Evet muhtemelen çok şey olacak. Deli planların kurbanları milyonları bulacak ama hani bir ışık vardır ya tünelin sonunda. İşte o ışıktan bahsediyorum. Kimsenin karartamayacağı bir ışık.
Güneş gibi..
Haziran güneşi..
Sarı, sıcak ve aydınlık..

      Tüm planların ötesinde, doğruluğun ve yanlışlığın merkezinde, iyilerin ve kötülerin içinde ne iyi ne de kötü birinden selam ve sevgilerle..
Allah iç huzuru ve iyilik versin hepimize.
Sağlıklı ve mutlu günlere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...