22 Aralık 2018 Cumartesi

Kusursuz Kusurlar Üzerine




       Bu yazının genel hatları, az önce Barış Manço'nun Senden Öte şarkısını ararken karşıma çıkan ve çok sevdiğim şarkılardan biri olan Moğollar'ın Yolum Seninle şarkısını dinlerken oluştu. Sevmek Zamanı adlı filmden kesitlerle klip yapılmış ve muhteşem bir hal almış. Öncelikle tüm bu bahsettiklerime bir bakmanızı öneririm. Ama biz şimdi asıl mevzuya geçelim..

       İnsanız.. Hepimiz birbirimizden farklıyız, birbirimizden iyi/güzel/yakışıklı/merhametli birbirimizden eşsiz varlıklarız. Ve bir de bizim bile göremediğimiz, aklımıza dahi gelmeyen kusurlarımız.. Hiç fark etmediğimiz kusurlar.. Onlarla farklıyız, kusurlarımızla da insanız.

      Kusurlarımızı kimileri görürken kimileri fark bile etmiyor. Neden? Bu çok ilginç değil mi? Kusurlarımız sevgi perdesinden mi geçiyor acaba? Kusurlarımızı bizi seven gözler mi göremiyor yalnızca? Ya da karşımızdaki insanlar için düşünelim. İlk kez gördüğümüz bir insan hakkında fiziki özelliklerinden ya da tahmini karakter özelliklerinden yola çıkarak kusurlarını sıralayabiliyoruz. Bazen bu insanın yanındaki kişi için onda ne bulmuş acaba diyebiliyoruz. Demiyor muyuz? İnsanız.. Ama gerçekten ilginç değil mi?

      Filmdeki maşuk bence çok da güzel bir kadın değil keza aşık da öyle yakışıklı biri değil. Öyle bir imaj çizilmemiş yani bence ama ortada resmine dahi aşık olunan bir kadın var. Onun kusurunu ben görebiliyorum yalnızca. Sanki arada bir aşk süzgeci var. Aşığın göremediği kusursuz kusurlar..

      Bu bir kurgu en nihayetinde. Filmde bambaşka bir mesele var aslında ama benim aklıma klipten yola çıkarak bu geldi. Gerçek hayatın içinden örneklerle düşünürsek, kimileri için eşsiz, kimileri için tahammül bile edilemez biriyiz belki. Kimilerinin ulaşılmaz gördüğü, kimilerinin muhatap almaya tenezzül etmediği biriyiz belki. Kim bilir?

      Şundan eminiz ki hepimiz etrafımızdaki insanlar için farklı yönlerden kusurlara sahip insanlarız. Biz de karşımızdaki insanlarda farklı özellikleri kusurdan sayarız. Kimilerimiz güzelliğe/yakışıklılığa önem verirken, kimilerimiz kılık-kıyafet odaklı. Maddiyatın ya da makamın insanı güzelleştirdiğini düşünenler olduğu gibi zekaya önem verenler de var. Ama insan gerçekten sevince tüm kusurlular kusursuzlaşırlar.. Hayat böyle..


       Dinlediğim bir şarkıdan alakasız bir noktaya geldim. Umarım geldiğimiz noktalar, çıkacağımız düşünce yollarının başlangıcı olur. Umarım ömür boyu, kusurlarımızla, saygımızla, saygınlığımızla, sevgimizle, iyiliğimizle, güzel enerjimizle başkalarına ışık tutabileceğimiz, yokuşta kalanlara yardım eli uzatabileceğimiz gücümüz olur. O zaman insan gerçekten kusursuz kusurları olan bir varlık olur.

      Velhasıl.. Günün meselesi bu oldu. Etrafımızın kusurlarımızı kusursuz olarak gören insanlarla, sevgi ve huzur dolu olduğu günler diliyorum.. :)




       

15 Aralık 2018 Cumartesi

Ölümle Doğan Ölüm



          Günler tüm yoğunluğuyla ve yorgunluğuyla birer birer geçip gidiyor. Dünya bir başka dönüyor bu aralar sanki. İnsanlar doğuyor ve insanlar ölüyor. Ölüm insanlar içindi değil mi. 3 kişi..

          Ölüm her yerde, ölüm her yaşta beklenmeyen bir misafir gibi. Çokça yaşamış, hayatın tüm engebelerini aşmış biri için bile uygun değil gibi. Konduramıyor insan. O artık yok diyemiyor. Gencecik yaşamların son bulması ayrı bir acı tabi. Hepsi bizim için, hepsi insanlık hali..

           Doğuyoruz ve ölüyoruz. Hayat bu iki kelimenin arasına sıkıştırabildiklerimiz kadar. Tüm hırsımızı, tüm aşkımızı, tüm kinimizi, paramızı ve başarımızı bırakıp gideceğimizi unuturcasına yaşıyoruz. Bırakıp her şeyi gidiyoruz.. İnsan çok garip bir canlı değil mi?

           İnsanlar ölüyor ama ölüm ölmüyor o her ölenle yeniden doğuyor. Yeniden hatırlatıyor insanlara varlığını, bir gün ölen her bedende yeniden doğacağını. Hayat garip. Bu garipliğe sarılan ruhum yaşamın mantığını arıyor.

           Ne için yaşıyoruz? Ne için çırpınıyoruz? Ne için bu çaba? Ne için bu fedakarlıklar? Ne için koşuyoruz? Nereye koşuyoruz? Bu sorular geçiyor aklımdan. Tek bir cevap kalıyor geriye. O bile.. O bile öldü ve gitti.. İsmi bile kalmayacak geriye. Unutulacak birgün. Yaşamamış gibi. Hiç var olmamış gibi. Uğruna çırpındıkları buharlaşıp gitti ve dönmeyecek yaşanan günlerin hiçbiri.. Ne garip.. Ölümle doğan ölümler bunları düşündürdü. İnsan hali.. Cevabını bulamadığım sorularla cenk hali devam ediyor. Bende durumlar böyle, düşünceler yeni düşünceler doğuruyor. Hayat böyle..

İnsan gibi bir yaşam dileğimle..



7 Aralık 2018 Cuma

Soğuk Yalanların Üşüttüğü Bedenler


     
            Yaşıyor muyuz ey dostlar? Nabızlar belirli periyotlarla kontrol ediliyor mu? Aman ihmal etmeyin, hayatın hengamesinde kaybolup gitmeyin. Ben yaşıyor muyum? Sanırım. Belki. Biraz. Bilemedim..

         Biliyorum.. Hayatın düzlükleri, çukurları ve zirveleri vardır. Bir insanı zirveye çıkarabilecek tek güç, bizzat ruhundadır. Ötesi boşluk, ötesi yokluk.. Ruhumuzun derinliklerinden aldığımız bu güç, hava şartları münasebetiyle azalabiliyor bazen. Soğuk yalanların üşüttüğü bedenleri, acımasız yeminler yoruyor. İnsanların, insanlıktan çıkabileceğini gördükçe düşüyor elbet enerji. Bu hoyrat rüzgara kim karşı koyabilir ki?

        Bir diğer yandan ummadığımız güzellikler oluyor. Merhamet dolu bir bakış, sevgi dolu bir gülüş, umut dolu yarınları hatırlatıyor insana.. Dur biraz, nefes al bak yolunda olan bir şeyler var diyor. Merhamet hala var, güven hala var, sevgi hala var, masumiyet hala nefes alıyor diyor. İşte tam olarak bunlara sığındığım, sevginin gücüne yaslandığım, yoğun ve çok yorucu bir dönem yaşıyorum. Özgür günlerimi hatırlayamayacak kadar yoğun, günün nasıl geçtiğini fark edemeyecek kadar kalabalık günler içinde kayboluyorum..

       Geçen günler mi, ömür mü bilmiyorum. Belki de geçen günler değildir, günlerden geçen bizizdir. Kim bilir.. Hayat çok garip.. Öyle garip ki, beterin beterini itinayla gösteriyor, her şey mümkün dediğimiz sınırları biraz daha açmayı başarıyor. Dedim ya işte garip.. Ve mevzu aslında çok derin..

        Yine de sevmeye, daha çok sevmeye, gülümsemeye, olumsuzlukları düşünmemeye devam ediyoruz. Şifayı bulan bırakmasın! Yoksa hazırda bekleyen bir dipsiz kuyu, yutacak taze ruhlar bekliyor..Aman uzak duralım, nabızları kontrol etmeyi unutmayalım! 

Sevgiyle..



       

1 Aralık 2018 Cumartesi

Kutu Kutu Günler




      Günler tüm hızıyla geçiyor.. Giden günler mi, ömür mü bilmiyorum. Yalnızca giden bir şeyler var bunu hissediyorum. Hayat her yeni günün ardından yeni şeyler öğretiyor. Bazen yoruyor, bazen yıpratıyor, bazen de her yaşanmışlık biraz daha güç veriyor..

      Neye sığınmalı? Yaşadıklarımıza mı? İyi ki yaşamadıklarımıza mı? Gördüklerimize mi, duyduklarımıza mı? Ya da görmeyip, duymadıklarımıza mı.. Hayat garip.. Fakat dünya herkese başka dönüyor bu kesin..

      Hayaller en üstlerde kalan, en tatlı ve en güzel incirler gibi. Evet varlar, gözlerimizin önünde fakat uzaktalar. Bir tatlı incir hayali, ne kadar yükseğe çıkarabilir ki? Ümit kesilince yerle yeksan olan incirler gibi, dünya hali..

      Velhasıl durumlar karışık. Pandora kutusundan yeni kutular çıkıyor. Bu durum nereye kadar devam eder, neyle nasıl biter bilmiyorum ama kutu içinde kutu ile geçiyor günler. Güzel günler dileklerimle..

      

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...