meslek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meslek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2018 Cuma

Statü Altında Ezilen Ruhlar




     Uzun zamandır aklımda olan bir konu var. Statü.. Toplumun sizin için seçtiği yaşam alanı desek daha uygun olur belki. Statünüzü doğuştan kazanabildiğiniz gibi mesleğinizle ya da meslek haline getirdiğiniz hobilerinizle de kazanabilirsiniz. Buraya kadar herhangi bir sorun yok.

     Bir öğretmen, öğretmen gibi olmalıdır. Bir doktor kendini hastalara adamalıdır. Bir avukat her zaman haklıyı savunmalıdır, bir anne her zaman çocuğuna bakmalıdır, bir baba para kazanmak için gerekirse sevmediği beş farklı işte birden çalışmalıdır. Bu listeyi binlerce örnekle uzatabiliriz değil mi?

     Bir anne, insandır. Baba, insandır. Avukat, doktor, mühendis, öğretmen öncelikle insandır. Kendi düşünceleri, hobileri, hassas noktaları ve bir ruhu vardır. Bir doktordan sadece insanlarla ilgilenmesini beklemek mümkün değil. Çünkü o bir insan ve yaşam enerjisini bulması gerekir. Dinlenmesi ve ruhunu dinlemesi gerekir değil mi? Her mesleğin kendince ağırlığı ve sorumlulukları vardır. Bir de insanların psikolojik baskısı..

     Bu durum insanı rahatsız eden bir konu. Bence öyle en azından. Bir insan ana sınıfı öğretmeniyse misafir geldiğinde çocukları idare etmelidir gibi örnek bir algıdan bahsediyorum. Unutuyoruz ama o da bir insan.. Sohbet etmek, mutluluğunu paylaşmak, sorularına cevap bulmak ister değil mi?

     Mesleği bir insanın hayatıdır. Bir gün beş gün değil, bir ömür onunladır. Bu ömrü verimli ve severek yaşamak için insanın ruhunu beslemesi gerekir diye düşünüyorum. Bu çok ince bir çizgi..

     Sözün özü, mesleğiniz her ne ise lütfen kendinizi besleyin, ruhunuzu dinleyin ki daha verimli olup daha çok insanın hayatına dokunabilin.. Hobileriniz, okumalarınız, dinledikleriniz sizi çok daha ileriye taşısın, güzel bir hayat için tüm güzellikler sizin için yarışsın.

Durumlar böyle.. Daha çok okumaya, daha çok dinlemeye devam!
Selametle..
    
    

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...