Hep bir şeyleri bekliyoruz. Yazın ardından güzü, karın ardından güneşi.. Bitişlerin ardından başlangıçları, hatırlanmayı, kazanmayı, ulaşmayı, yeni kararları.. Hepimiz bir şeyleri bekliyoruz. Beklediğimiz geldiğinde ve o anın menziline girildiğinde yeni beklentileri, diğerlerini ve ötekileri.. Hep bekliyoruz.
Peki ya hiç olmasaydı bu beklemek hissi? Kalmasaydı sabahlara bir çıra, güneşi ne tutuşturabilirdi? Ne kalırdı günlerden, aylardan, senelerden hatıra? Hep beklenmiş, hep gelmiş ama hiç ulaşılamamış yerler mi? Ne yakabilirdi ıslanmış hayalleri o çıradan başka? Yarınları ne ısıtabilirdi? Ne kaldı geçen senelerin ardında? Beklenenler mi, gelenler mi?
Bir yer var. Hüznün ya da sevincin olmadığı, sadece yaşamı izlediğin büyülü bir yer. Akıp giden zamanı, hayatı, insanları yalnızca gözlemleyebildiğin. Her zaman varamadığın, istediğin kadar kalamadığın, seyir tepesine vardığında sana ayrılan süreyi sessizce kullandığın sonra tekrar karıştığın hayata.. Kendini bile izleyebildiğin, sözlerin ve eylemlerin ardını görebildiğin ama kelimelere dökmemen gereken bir yer. Tam da anladığın anda, bulduğun anda o kokunun rengini, çözdüğün sırada bütün düğümleri, suya düşen pamuk şekerini izlemek gibi bir an yaşatan ve önce görünen sonra kaybolan bir yer..
Beklemek olmasaydı, istemek, dilemek ve ümit etmek olmasaydı nereye çıkardı yollar? Nereye yürürdü insan? Nerede dinlenirdi, nerede yeni hayaller için beslenirdi? En büyülü tepelere seyir beklentisi.. Bu yüzden yarınlara anlam katan bu yüce kavram iyi ki var. Yola anlam ve adımlara güç veren, sihirli sözcük..
Kim bilir neleri bekleyeceğiz daha. Neleri gözleyecek gözlerimiz. Hangi yollara bakacağız uzun uzun. Hangi hayalleri besleyeceğiz. Her beklenti, yarınları ısıtacak güneşi tutuşturmaya bir çıra. Her bir çıra yeni bir alevin, yeni bir deneyimin habercisi olacak umutlara. Anlam katacak, kalacağımız eski fotoğraflara, anlara, anılara. Kim nasıl yandıysa bu çırayla, merhem olacak belki bir başkasına.
Böyle böyle geçecek işte zaman ve yarınları, ömrünün sonuna kadar ısıtacak güneş. Doğuşlarıyla ve batışlarıyla gündüzün ve gecenin sırlarını gösterecek. Biz de izleyeceğiz en büyülü tepelerden. Susarak, dinleyerek, bekleyerek..