4 Ekim 2018 Perşembe
Bir Mutluluk Anatomisi
Şu aralar mutluyum.
Şaşırtıcı ama gerçekten mutluyum.
Neden mi?
Kısa bir özet geçeyim.
Lise öncesi gerçekten şanslı bir insandım. Ne oldu nasıl oldu anlamadım ama birden değişti her şey. Kabullenemedim uzun süre. Neye elimi atsam kuruturum denir ya hani.. Tam olarak öyle. Akla gelebilecek her konuda aksilikler oldu. En olmayacak, en imkansız durumlar gelip beni buldu. Çok şükür sağlıkla ilgili sorunlar ya da büyük meseleler değildi belki ama güncel hayatın basit meseleleri bile aksilikleriyle çok yordu. Bunlar birikti birikti ve kocaman bir mutsuzluk oldu.
Şimdi anlattıklarım ve anlatacaklarım, mutsuzluğu gerçekten hissetmeyen, bunu gerçekten bilmeyenler için eminim çok anlamsız gelecektir. Ben o zamanlarda sürekli böyle yazılar okuyorsam, bir ışık arıyorsam eminim bu yazıyı da biri aynı niyetle okuyacaktır. Bu yüzden bu hissi ben de paylaşmak istedim. Neyse konuya döneyim, bence önemli.
Evet mutsuzluk diye bir olay var. Hissizliği peşinde sürükleyen, hiçbir şeyin yetmediği, hiçbir şeyin keyif vermediği bir hastalık. Bence mutsuzluk gerçekten bir hastalık. Giderek artan hem de.. Tedavisi şart ve en büyük tedavi zaman. İnsan kendini en iyi tanıyan, derdini bilen, dermanını içinde barındıran bir varlık. Deva sizde. Fark edebilene..
Tüm bunların üzerine bir de mutluluğu başkalarından bekleme olayı var. Yani illa birileri sizi mutlu etmeliymiş gibi ya da birileri için mutlu olmalıymışsınız gibi bir algı. O işler öyle olmuyor işte.. Siz kendinizi mutlu etmezseniz, siz kendinizle mutlu değilseniz mutluluk diye bir şey olmuyor. Olsa da lafta kalıyor. Bence yani..
Şimdi hayatımda çok şey mi değişti? Hayır. Değişen biraz benim sanırım. İnsan uzun süre diplerde yüzünce, biraz bile güneş görse mutlu oluyor. Yoksa ben yine aynı ben.. Yolda gördüğüm insanların durumuna bile günlerce üzülürüm ben. Kimse bilmez. Biri bir olay anlatır unutur geçer, günlerce düşünür çözüm ararım. Ülkenin hali, insanların kederi, vicdansız canlılar, haksız kazançlar vb. olaylar beni derinden etkiler, üzer. Kendimi böyle meseleleri düşünerek dibe çeken bendim belki. Elimde değil gerçi. Bilemedim şimdi. :)
Ey mutsuzlar! Dinleyin beni..
Şu hayatta her şey var. Her şey. Yalancılar var. Vicdansızlar var. Ahlaksızlar var. Melek yüzlü şeytanlar var. En en en kötüler var. Ve bunların belirli bir yaş aralığı yok. Hepsi görünüşte insan. İş bunlara ikinci şansı vermemekle başladı bende. Bile bile macera aramaya gerek yok değil mi? Bir diğer mesele, mutlu olmadığın yerde olmamak. Mutlu değilsen, huzurlu değilsen, için içini yiyorsa, o enerji seni yoruyorsa kaç git ve gizlen. Hayat kısa. Ve bu hayatta üzülecek gerçekten çok şey var. Üzülme hakkını onlara kullan. Zor durumda olan çok insan var. Hem madden hem manen.. Elinden geleni yap, bu herkesi mutlu eder. İçindeki zerre kalan enerjiyi de hak edene kullan. Sen düştüğünde elini uzatmayan insanları da unutma.
Biliyorum.. Lafla, siparişle olmuyor hiçbiri. Ve diyorum ki, insanın kaçacağı bir hobisi olmalı bu yüzden. Aklını dağıtan, onu yolda ve anda tutan bir hobisi olmalı. Mükemmel yapmadığınız, türlü materyallerle boğuşmadığınız her ne varsa işte. (Bakın şu yazı bile benim için bir hobi. Ben de bunlarla mutlu oluyorum işte..) Hayatta üzülecek, düşünecek, eksik olan, eksiği yolumuzda engeller çıkaran dünya kadar mesele var. Mutlu olmak için bir şeyler yapmadan olmuyor cidden..
En etkili yöntemlerden biri de güzel düşünmek. Güzel düşünmelere, güzel bakıp güzel görmelere kefilim. Güzelliğin iyi gelmediği ne olabilir ki? Kabul.. Fesatlık, hırs, kıskançlık içimizde var. İnsanız sonuçta nefsimiz var. Elimizden geldiğince bunlardan uzaklaşmak, kendimizi kötü düşüncelerden alıkoymak, başkalarının mutluluğuyla mutlu olmak bu kadar zor olmamalı. Elimizden geleni yapalım, iç huzurunu kendi içimizi temizleyerek yakalamaya başlayalım. Daha kolay olacak her şey..
Aklıma gelen tüm bu aşamalar yıllarımı aldı. Çok zorluklar gördüm. Belki de sadece bana göre çok zordu hepsi. Gururumla, hayatımla, insanlarla, uzaklarımla, yakınlarımla türlü mücadelelerim oldu. Hepsi hayat tecrübesi olarak kaldı şimdi. Hayat böyle.. En dibi gösteriyor bir şekilde. Hayata erken atılmanın kazançları bu belki. Belki de mesleğim gereği çok insan tanımanın yıpratıcı güzelliği.
Velhasıl.. Sevgili mutsuzlar. Durumlar böyle. Son günlerde huzurluyum, mutluyum diyebilirim. Çok şükür. Yarınlar Allah'a emanet tabi. Bazen düşeceğiz, bazen üzüleceğiz, bazen yalnızlıktan üşüyeceğiz ama yine kalkacağız ayağa ve yine güleceğiz. Hayat böyle değil mi? Her şey gelip geçici..
Bu günlerde mutluyum evet ama hayatımda sorunlar, olaylar, saçmalıklar yok mu? Tabi ki var. Hatta anlatsam bir destan da o olur ama gerek yok. Güzel bakalım güzel görelim değil mi? :) Güzelliğe odaklanalım, daha çok mutlu olmak için bir şeyler yapalım. Mesela gülümseyelim. Mutlu olan insanların gülümseyişi ile mutlu olalım. İnsanlar ne der olayını da geçelim artık. İnsanlar her zaman bir şey der. En iyisini yaptığınızda da en kötüsünü yaptığınızda da mutlaka bir şeyler der. Geçin onları. İç sesinizi, kalbinizi, vicdanınızı dinleyin. Onlar hep iyiyi güzeli söyler. Güzelliğin o güzel ezgisini dinleyelim. İşte böyle böyle düzelecek her şey..
Kötü enerjiden kaçtığınız, insanlara ışık saçtığınız mutlu bir ömür dilerim..
1 Ekim 2018 Pazartesi
Peki Ya Sonra?
Sevelim sevmeyelim, beğenelim beğenmeyelim içinde bulunduğumuz şu hayatta bir amacımız var. Bir yaşam amacı, bir plan, bir hayal artık her neyse. Elde etmek için ya da standartları yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz değil mi? Motive eden bir güç var çünkü. Hayallerimiz !!! Su akıyor ve yolunu buluyor ve mutlu son bir şekilde geliyor. Her sorun bir gün bitiyor, istediğimiz şeyler hayatımızdan mutlaka geçiyor..
Nihayetinde amacımıza ulaşıyoruz. O çok istediğimiz artık bizim. Kavuştuk, kazandık, elde ettik. Ya sonra? Tüm çaba, gösterilen müsamaha, sabır ve dua bunun için miydi, nidaları işte bu bitişlerden sonra başlıyor değil mi? Hayallerimiz belki de bizim tasarımımız olduğu için güzeldi. Gerçekler bambaşka bir dünyada seyir etti. Hayat..
Bir şeyi ki bu şey her ne olursa olsun çok istemek gerçekten güzel bir duygu olsa gerek.. Yarın için hayalini kurduğun bir dünya var sonuçta. Mutlu eden, düşündükçe yüzünü gülümseten planların olması cidden güzel. Peki her şey tamam olduğunda? İşte oradaki sonra, bir son gibi.. Hayallerinin bitişi ve gerçeklerle tanışmak gibi. Ürkütüyor biraz değil mi? Bitti. Tüm hayaller bitti, ihtimaller, sevinç heyecan bitti. Hayal ettiğimizi bulamadık belki.. İşte bu bitişler çok düşündürüyor beni.
Velhasıl hayaller çok güzel ama peki ya gerçek dünya?
Kavuştuk diyelim hayallere, peki ya sonra?
Görsel alıntıdır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Çatırtıları Duydunuz mu?
Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :) Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Dün gece Lale Müldür'ün, Mağaradakiler adlı edebiyat dergisiyle söyleşisine denk geldim. Ve dün gece itibariyle kendisine hayr...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...

