1 Aralık 2023 Cuma

Kırık Fanus

 

       Saat 03.23 uyku beni tutmadı, ben onu yakalayamadım derken bu saati gördük. Açtım pencereyi, gecenin buz gibi sessizliğini aldım içeriye ve hemen karşıma oturttum gökteki en parlak yıldızı ve başladım yazmaya. Bak buradayım dercesine cayır cayır yanıyor bir yıldız. Bak ben buradayım, diyor dikkatle bakana. Artık adına her ne derseniz..

      Geldiğim bu noktada neye ne dediğimin pek bir farkı yok benim için. Her şeye ‘şey’ desem yargılamaz kimse. Öyle bir yer bu. Burası çok kalabalık aslında ama sessiz herkes. Birbirini gören çeviriyor başını. Aynı yerde olmanın ve aynı hislerle bulunmanın dayanılmaz hafifliği okunuyor gözlerden. Hepsi bu.

      Albüm karıştırdım az önce. Telefonumun dolu hafızasına rağmen silmediğim bir video var. Aslında saçlarımı düzeltecektim ayna niyetiyle açmıştım telefonu sonra o günü unutmamam gerektiğine karar verdim hızlı düşünerek. İzledim işte o anı yine. İki gün boyunca uyumamıştım. Rengim solmuştu. Ruhum da. Böyle anlar vardır bilirsiniz. Sonra çok da renklenmedi dünya. Uyku tutmayınca arşivde dolandım kendi karanlığımda kendimi aradım. Olur bazen böyle..

      Başka şeyler de olur hem. Olur değil mi? Olsa güzel olur. (Genellikle aklımdaki hiçbir şeyi olduğu gibi anlatmıyorum ve daha sonra ben bile okuduğumda derdimi anlayamıyorum, yine öyle bir an.) Kapıyı açtığımda gördüğüm şey sadece bir kayalık olunca kapıya uzanmaktan bile vazgeçtiğim bir dönemde ‘belki’ kelimesine sığınmak bile bir mucize ama olsun, belki..

      Cam fanus kırıldı. Artık yürüyüş zamanı. Nereye, ne zaman, nasıl.. Bunları sormadan başlamak zamanı.. Kendimizi karşımıza alıp gözlerimizin içine bakmak zamanı. Kendimizi bu halimizle sevmek zamanı. Yatağın altındaki nohut taneleriyle uyuyamayanların zamanı.. Susmak zamanı, yapmak zamanı.. 03:44 oldu bile. Böyle işte. Olur böyle..

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...