Ben geldim. :) Ne zaman bu boş ve beyaz sayfayı açsam gözümün önüne yeşil bir orman içinde bulunan ahşap bir kulübe geliyor. Sarı ışıklı ve sıcak bir yer burası. Tatlı bir ortam ve tatlı bir manzara. Bu sayfayı açmak o evin kapısını açmak gibi. Dönüp dolaşıp geldiğim bir yer. Umarım bir gün gerçekten böyle arada uğradığım bir ahşap evim olur.
Düşündüğümüzde imkansız görünen ama bir vesileyle gerçekleşen onlarca hayalden sonra imkansızlığa inanmak biraz daha imkansız bir hal alıyor. Olur yani neden olmasın. Her şey olur. Hayal bir tohum gibi ekilir zamana. Sonra yağmurlar yağar, güneş yakar ama sonra tekrar gelir yağmur. Susuzluğunu unutur toprak. Bu hep böyledir. Filizlenir her şey, yeşerir yaşam. Olur yani. Bir ağacın fidandan büyüyüşüne hiç mi şahit olmadık sanki..
Son zamanlardan bahsedecek olursam.. Aklıma gelen ilk kelime 'alışmak' oldu. Her şeye alışmak.. Her şeye. Şimdi ben bile durup baktım kendi cümleme. Artık canım sıkılmıyor. Kazanmak ve kaybetmek gibi kavramların içi boşaldı ve geriye sadece zan kaldı. Ne zannediyorsak onu gerçek sanıyoruz nasılsa. Gerçek de pek kalmadı. Geçenlerde 30 yaşıma girdim. Yazıyla otuz, rakamla 30 ilginç bir yaş değil mi? :) Ya aslında böyle bir yaşla karşılaşmak sanki burada olmamalıydı gibi bir his verdi. Böyle olmamalıydı. Ama böyle. Sarıldım ona, kızmadım küsmedim. Tamam artık bundan sonra beraberiz dedim. Elimden geleni yapmaya çalışacağım. Hayat tüm şımarıklığıma rağmen bana onlarca şans verirken ve gözlerimi kapatıp boşluğa koşarken böyle bir yaşla karşılaştıysam yapılacak bir şey yok demektir.
Başka neleri not düşelim buralara.. Dünya karmakarışık bir hal aldı. Savaşlar, manipülasyonlar, insan ruhunu söndürme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz ne yapmaya çalışıyorlar? Manzaraya biraz uzaktan bakınca nasılsa beni dinlemeyeceklerini görebiliyorum. İnsan görünümlü herkesin insan ruhu taşımadığına olan inancım uzun süredir benimle. Kötü olmanın türlü yollarından birini seçip her yeni güne ve masum bedenlere yapabileceklerini yapıyorlar. Oyun aslında belliyken neden küçük oyunlar kuruyorlar? Herkesin ve şeyin başka bir yüzü daha var. Kendim yazıp kendim okuyacağım..
Durumlar böyle. Sakinim, sessizim, kabuğumun içinde bir inci oldum diyebilirim. Özüm bir kum tanesiyse gerçekten bir inci olabilecek kadar uzun bir zamandır kabuğumun içindeyim. Çıkmak şans olur belki. Kim bilir neler olacak. Hangi sulara açılacak bu kabuk göreceğiz. Olsun.. Suyun, kabuğun, kumun sahibi beni her şeye razı etti. Olsun..
Kalbinizdeki denizin neşeyle dalgalanmasını dilerim.
Selamlar ve sevgiler..