İşte yine buradayım, düşüncelerimi önüne bırakıp kaçacağım bir kapı bulamadım. İnsanın ruhu evsiz kaldığında onu yargılamadan dinleyecek ve kollarını açacak yerlere koşuyor. Benim de dönüp dolaşıp sığındığım kollar burası. Yıllardır yaptığım gibi buraya biraz nefes almaya geldim. Günden, gündemden, şehirden uzakta.. Nefes almak bazen düşünüldüğü gibi kolay olmuyor. İçimize çektiğimiz bir volkanın külleri gibi. Soğuk suların söndüremediği bir volkan nefesi..
En son ne zaman yazdığıma ve ne yazdığıma bakmadım açıkçası. Ben genellikle geriye bakmam. O anda parmaklarımdan dökülenleri yazarım ve devam ederim. Ruhumu serinletmenin daha iyi bir yolunu bulamadığım için oyalanmak yerine sadece yazabildiğim kadar yazmayı seçerim. O anda düşünülenin ve hissedilenin zehrini almak kolay değil. Aslında birilerinin okuması için de değil. Sadece yazmak.. Burada olmak, kendimden kaçmak isterken kendime sarılmak ve her zaman anahtarını üstümde taşıdığım bir odaya saklanmak gibi.
Yine bir gece vaktinin serin sessizliğindeyim. Bir yandan 'Jane Maryam' şarkısı sakince çalıyor şimdi. Şansıma uzun versiyonu denk geldi. Bir süredir tatlı bir melodi olarak devam ediyor. Diğer yanımda bardakta beni beklerken soğumuş çayım var. Soğuk bir suyu tercih ederdim. Şimdi ne bana ne de kendine faydası var. En sıcak şeyler bile soğuyormuş demek ki.. Baktığım her şeye farklı bir anlam yükleyip soru havuzuma cevap ekliyorum. :) Ama böyle olmasaydım sorularıma kim cevap verebilirdi? Beni benden başka kim ikna edebilirdi?
Bir şeyler aklıma yatmadığında ama aksi durumu için hiçbir kanıt bulamadığımda kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Belki de öyle değildir, yanılıyorsundur diyorum. Tüm bunlar kendimle savaş anında söylediğim sözler tabii. Ama bir türlü ikna edemediğim iç sesim, bir süre sonra gerçekten haklı çıkıyor. Sonra sezgilerime saygım daha da artıyor. Sezgilerim ya da iç sesim -artık her ne derseniz- benden bağımsız hissediyor karanlığın ötesini. Ama insan bazen de inanmak istiyor. Bilirsiniz.. Ama hangi gerçek gizli kalır ki? Dünya çok acayip bir yer. Bize sadece olanları uzaktan izlemek düşer. Bizim mayamız belli.
Şimdi denk gelen şarkı çok sevdiklerimden biri. Konunun üzerine bu şarkıyı açmak aklıma bile gelmezdi. Hayata tat katan ve belki de yaşanılır kılan böyle tatlı tesadüflerdir. Konular değişir, günler geçer, isimler bile değişir ama insan kendi dünyasında dolaşıp durmaya devam eder. Hep bir ışığın peşinden gider. İşte böyle geçer zaman. Aynalara bakmak istemezken bir şarkıda bulur parlayan gözlerini. Hayatta her şey olabilir.. Oluyormuş yani.
Bugün de biraz durulduk, sakinleşti kalbimiz, serinledi.. O zaman şükür ile yola devam edelim. Okuyarak, yazarak, dinleyerek, anlatarak.. Bazen gülerek bazen ağlayarak ama kimseyi yargılamayarak.. Bazen konuşarak, bazen susarak, bazen susarak konuşarak.. Bazen sadece durarak.. Böyle işte. Haydi kendi dünyamıza tekrar dönelim. Artık buraya daha güzel günlerde daha güzel haberlerle gelmeyi dilerim..