16 Şubat 2023 Perşembe

Kalbin Işıkları


       İçimde müthiş bir yalnızlık duygusu var. Sessiz bir yalnızlık. Acı değil, karanlık ve serin bir yalnızlık. Gözleri dolduran, elleri soğutan türden. Duygularımı tarif ederken mümkün olabildiğince somutlaştırmaya çalışırım. Çünkü uzaktan izlerim ne hissettiğimi, duygumu varlığıyla anlatırım. Onun için yapabileceğim en iyi şey bu, yazmak..

       Zaman geçtikçe sisler dağılır, toz artık yere iner ve görmek kolaylaşır. Ben zaman geçtikçe bulananlardanım. İnstagram enkaz videolarıyla dolu. Kaç yüz tanesini izledim bilmiyorum. En son biri çocuğuna sesleniyordu ciğerini parçalarcasına. Çıt çıkmıyordu. İplerin koptuğu an oydu belki, bilmiyorum. İçimde deprem korkusu, hayat coşkusu yok. Sadece üzülüyorum. Ruhum yorgun. Duygusal kapasitemin sınırlarını bilerek öteye geçmeye çalışmıyorum. Ama bulunduğum alan bile beni çok etkiledi. Benimki devenin bir tüyü sadece. Kime ne anlatabilirim ki?

       İnsan karanlığa bir kere daldığında, tünelin sonundaki ışığı bulmak adına daha çok yürür. Ben de durmadan yürüyorum. O kadar karanlık ki geldiğim nokta, kendimi bile göremiyorum. Neyse ki yazmak bir lambanın altında oturmak gibi hissettiriyor. Günler pek kolay geçmiyor. Herkes biraz sessiz ve hiçbir şey aynı değil. Beylik lafların altının boşluğunu görmek insanları başka bir köşeye çekti. Artık hepimiz gerçekten başka biriyiz.

       Yıkılan evler, hayaller, planlar, umutlar.. Her şey bambaşka bir yere evrildi. Bir diğer yanda uzatmalı kabloyu priz yerine tekrar kendine takıyoruz. Bu da ayrı bir hikaye. Artık şaşıracağımız bir şey kalmadığına göre kalbimize dönelim. Gözlerimizi, kalbimizin sesini verene çevirelim. Uzun bir gece başlıyor, şimdi içimizdeki karanlığa kalbimizin ışıklarını yakmayı deneyelim.

13 Şubat 2023 Pazartesi

Güneşin Beyaz Örtüsü


       Yeni bir sayfa açıldı. Şimdi hiçbir şey eskisi gibi değil. Burada dünyada bile unutulmayacak şeyler yaşandı. Binlerce insan gitti. Kimileri aç susuz geçen 6 günün ardından yaşamaya devam etti. Enkazda bir bebek doğdu, annesi gitti. Beden kalınca kalınmıyor. Dünya öyle bir yer değil. Evler gitti, mallar gitti, mülkler gitti..

       Son bir haftada duyup gördüklerimiz unutulmayacak. Tüm dünyanın gündemi olduk. Bu topraklar zaten her zaman gündem olacak. Olaylar ve kişiler değişecek. Tarih tekerrür edecek, biz seyredeceğiz. Ülke sessizce bir bataklığın içinde yüzerken bataklığı oluşturan ve besleyenlerin ilk patlağıydı bu. Diğer bataklıklar patlamaya devam edecek. O bataklığa dahil olmayanlar izleyecek, beklenen oldu ve bataklık sahiplerine sıra geldi.

       Ağır bir kitabı taşımak için seçilen şehirler yeni bir sayfa açtı. Neler oldu neler.. Bir yanım sızlıyor bir yanım diyor ki, yaşamak bu. Her şey pamuk ipliğine bağlı. Bir gecede hayat değişir. Bir gider bin gelir. Sonra dolu dolu dolaplardan sadece işe yarayacak olan seçilir. Neye üzülürsün, neye sevinirsin, neye bağlanırsın, neyi beklersin. Nasılsa bizi buraya getiren yolumuzu çizdi. Evin sadece nefes aldığın yerdir. Ötesi değil. Ev de gidebilir. Para için göz yumulan şeyler, binlerce canın sebebi olabilir.

       Güneşin beyaz örtüsü kalktı artık. Gözlerimizin önünden süzülerek geçti. Gün doğmaya başladı. Güneş kimin, göz kimin, bunu düşündüren söz kimin.. Artık her şey daha farklı. Şimdi sadece yapılanın edilenin yaşanma zamanı. Belki de gözlerimiz her şeyi asıl sahibine iletmek için izledi. Kim bilir.. Artık hepimiz, biraz başka biriyiz. Üzgün, sessiz, dağın taşın asıl sahibinin bir bildiği vardır deriz.

      Kalanlara şifa, gidenlere rahmet, sevdiklerini kaybedenlere sabır dilerim. 

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...