29 Aralık 2022 Perşembe

Mineralli Topraklar

 

      Geçen ay tam da bugün yazmışım yine. Bir rüzgar esiyordu, telefon elimdeyse telefondan yazıyordum. Yine bir rüzgar esti şimdi. Laptop ile masamın başındayım. Perdeyi açtım. İçerisi karanlık ve aralık soğuklarındayız. Tam karşımda ışıl ışıl parlayan bir yıldız ve beni biraz da olsa heyecanlandıran bir ay var. Öyle güzel parlıyorlar ki..

      Peki neler oluyor? Bazen ben de soruyorum bunu kendime. Neler olmuyor ki, ya da ne oluyor ki.. İki cevap da gayet uygun düşüyor bu sorunun peşine. Hayatımda çok şey değişti ama en çok ben değiştim. Zaman hızlıca akarken günlerin, ayların ya da yılların bir önemi kalmadı benim için. Hayatı izlemeye devam ediyorum ve hayatın içinde de kendimi. Değiştirmek istediğim çok şey var ama bazen hiçbir şey yapamazsınız ya, öyle bir şey bu. Hiçbir şey yapamamak nedir bilir misiniz? Umarım asla bilmezsiniz. Bu başka bir mesele..

      Bu blog benim aynam. İstesem de istemesem de yaralarımı görüyorum. Bazen gülümseyen bir yüz, bazen korkmuş bir çocuk, bazen bir yetişkin karşılıyor beni her bir yazıda. Bu aralar buraya boşluk bırakıyorum. Karanlık yerini biraz daha şafağa bıraktı. Gece bitiyor biliyorum. Çünkü bu hayatın döngüsüdür. Sabah olacak. İçimde sabahlara dair heyecan ve cahil cesareti kalmasa da doğanın döngüsüne inanıyorum. Dönüyor dünya, ay bile değiştiriyor yerini. Belki de hiçbir şey kimsenin elinde değil ya da her şey avcumuzun içinde. Kim bilir..

      Heyecan duyduğum şeylerin birer birer hayatımdan gittiğini fark etmek çok uzun zamanımı aldı. Koşmadım tekrar yakalamak için. Öyle olması gerekiyordur, dedim ve bunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu izledim. Sonra hak vermeye başladım herkese. Bilerek yapmadıkları şeylerin bu kısa ömürlere anlam kattığını fark etmek benim çok uzun zamanımı aldı. Kendim çok zengin topraklar değildim. Mineralleri azalmış bir toprak kimi ne kadar besleyebilir ki.. Aklımın ne kadar karışık ve aslında ne kadar sakin olduğunu yıllar sonra okumak üzere döküyorum içimi. Hayat sürprizlerle dolu bunu da biliyorum. Bunu okuyan biri, içinden büyümeyi öğrendin mi şimdi, diyecek. Bunu da biliyorum.

      Esen rüzgarları klavyemde dindirdiğime göre şimdi kendi gerçekliğime dönebilirim. İyi ki böyle bir blog açmışım yıllar önce. Şımarabileceğim bir yer var. Kurallarla sınırlanmadan yazabilmek lüks değilse nedir? Sorun kurallardır belki. Ben kural insanı olmadığımı, disiplinsiz (sadece kendim için) ve rahat bir insan olduğumu öğrendim. Bunun nedeni hiçbir şeyi çok da ciddiye alamıyor olmamdır belki. Beni böyle de seven ve beni anlayabilen herkese teşekkür ederim. Haydi gerçekliğe dönelim. Ay ve yıldız tam göz menzilimde. Biraz da onu izleyeyim. Kısa zaman içinde yine burada olmayı dilerim. Sevgiyle..

29 Kasım 2022 Salı

Bir Gün Herkes Evine Döner


      Asırlar sonra yine buradayım, evime geldim. Biraz daha başkayım. Saat 01.11 ve gidecek başka bir yer bulamadım. İnsan bir yola çıktığında ve haritanın yanlış olduğunu anladığında nereye yürüdüğünü bile bilmeden yürüyor. Günlerce, aylarca ve belki de yıllarca süren bu yolculukta varılan hiçbir yer yok. Bir yanım aynı olsa da geçen zaman beni çok değiştirdi. Daha umutluyum diyemem, daha mutluyum da diyemem. Farklı işte..

      Özet geçmem gerekirse.. Geçen zaman birbirini tekrar eden bir döngüydü ve döngünün zincirinin çıktığı ilk geceyi buraya yazmak istedim. Zincirler kırılmak için vardı değil mi? Umarım öyledir. Hayatımda büyük değişiklikler yok. Hatta hiçbir değişiklik yok. Dünyanın bucak ölçülerini aldım, karanlığın tadına baktım. Soğuklarda cayır cayır yandım. Hepsi bu. İnsan kendi içindeki savaşa nedense hep yeniliyor..

      Beni ben yapan her şeyden günden güne uzaklaştım. İnsan tutunduğu dalları birer birer bıraktığında nereye düşeceğini bile bilmeden savruluyor. Bir şeyler yakalamaya çalışıyorum. Kendimi en iyi anlatabildiğim yerde kendimi bulmaya çalışıyorum. Kırıntılarımı bulsam bile idare edeceğim. Zaman, beni benden aldı bulmaya çalışıyorum. Biliyorum ki bana yazmak iyi gelecek. Okumak da öyle ama yazmak çok daha başka. Yeni insanlar tanımam gerek, yeni ortamlarda bulunmam gerek, hayatımın raflarını düzeltmem gerek.. Bu düşünceler arasında yalpalandım. Şimdi daha iyiyim. Kelimeler topladı dağılan saçlarımı, birleşip toka oldular, toparlandım.

      Bundan sonra daha çok yazacağım. Biliyorum kolay olmayacak ama yapacağım. Özledim. Kendimi özledim. Ellerimden bırakamadığım taşları bırakmayı, yerine kalem kağıt almayı özledim. Yıllar böyle geçiyor işte. Sanal defterime bunları da yazmış olayım.

      Bunu kimler ne zaman nerede okuyacak bilmiyorum ama iyi dileklerinize talibim. Nefesi kuvvetli olan hayrına okursa büyük sevaba da girer bu arada. Teşekkür ederim..

13 Haziran 2022 Pazartesi

Başka Biri


      Asırlar sonrasından geliyorum. Binlerce yıl sonrasından. Burada son bıraktığım kişi benden binlerce yıl uzakta belki. O şimdi başka biri.

      Günler geçti, aylar geçti, yıl bile geçti. Yazmamışım. Neden yazmadım bilmiyorum. Hoş neden yazdığımı da bilmiyordum zaten. Asırlar sonra neden buradayım? Bilmiyorum. Bir gün herkes evine döner sözü vücut bulmuştur belki. Çok yağmur yağdı, çok kar yağdı; buz tuttu her yer, sonra kavruldu. Şimdi buradayım.

      Anlatmam gereken çok şeyin olduğu, anlatabileceğim hiçbir şeyin olmadığı bir çizgiden iç sesimle yazıyorum sadece. En uç noktalarda geziyorum. Bilmediğim yollar varmış. Varlığını bile tahmin edemediğim yollar bunlarmış. Daha ne olsun dediğimiz şeylerin dahaları da varmış. Dediğim gibi anlatmam gereken çok şey var, anlatabileceğim hiçbir şey yok.

      Hayat seyrimde görünürde hiçbir şey olmasa bile kaynıyor fay hatları. Kırılmalar başlıyor. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan, susuyorum. Görmeyi bile düşünemediğini gösteriyor hayat. Kırılıyor kabuk. Kim toplayacak?

      Velhasıl.. Öyle değil. Böyle de değil. Ama nasıl.. Hayat seyrimi not aldığım bu sayfa, altın tozlarıyla yazsın anıları.

      Ömür sayfası..

Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...