Saat 21.10
Sessizliğin sesini dinliyorum şimdi. Birazdan ışığı da kapatacağım ve karanlığa saklanacağım. Karanlığın içinden alacaklarımı alıp, telefonumun klavyesine dökme vakti.
Çünkü canım yazmak istedi. Yazmak ama paylaşmamak.. Paylaşmazsam kimse özellikle açıp okumaz rahatlığıyla dökmek istiyorum eteğimdeki gülleri.
Karanlık bir sessizlik var şimdi..
İçimden konuşuyorum. Duyabilen varsa anlıyordur illa ki. Ah telepati.. Sen ne güzel şeysin! Lakin anlaşılamamak çok yoruyor beni. Hayatın tam ortasından değil belki ama kıyısından geçiyorum. Böyle hissediyorum bu günlerde. Bazı boşluklar var ve bozuk raylarda hiç iç açıcı değil bu yokuşlar.
Ama geçecek..
Biliyorum..
Güller açacak, bülbüller ötecek, güneş kalplerimizi ısıtacak. Sonra mis gibi hanımeli kokuları, sümbül, leylak kokuları saracak her yeri. Bir kelebek kanat çırpacak umut her zaman vardır der gibi. Biliyorum.. Hayattaki bazı boşluklara zeytin çiçeği kolonyamdan dolduruyorum. Boş kalmasın, güzel koksun. Değil mi?
Hayatta hiçbir şey sanıldığı, görüldüğü gibi değil..
Elimizden geldiğince güzel bakmalı, güzel görmeli.
O zaman karanlığa biraz daha karışma vakti..
Görsel alıntıdır.

