Bambaşka savaşların içinden çıkıp gelmiştin belki. Yanlış zamandı, yanlış yerdi. Seni de çok kırmışlardı belki. Paramparça etmişlerdi hayallerini, düşüncelerini, özgüvenini.. Seni affediyorum.
Aslında öyle demek istememiştin, doğru ifade edememiştin kendini, katran karası kalplerden bulaşmıştı zehirli kelimeler cümlelerine. Duyduğum sen olsan da belki de o kelimeler sana ait değildi. Affediyorum seni.
Sana verilmemişti belki hakkın olan, övülmemiştin hiç hayatında, okşanmamıştı saçların. Hiçbir başarın görülmemişti, senin için en güzel olan gözlere.. Belki o gözleri kendi üzerinde bile görmemiştin hiç. Bundan sebepti belki gülen gözlerin ardında herkese öfke dolu olan bakışın. Seni affediyorum.
Seni desteklemek yerine hep bir hatanı aramışlardı belki. Belki de senin döktüğünü bir başkası toplamadı hiç. Hiçbir el dokunmadı omuzlarına, düşecekken yaslanamadın hiçbir dostuna. Dostun bile olmadı, dost zannettiklerinden gördün her şeyi. Tutmak yerine itmeyi onlardan öğrendin belki.. Seni affediyorum.
Haklının yanında değil güçlü olanın yanında olmanı öğütlemişlerdi belki sana. Sen haklı olduğunda bulamamıştın belki kimseyi yanında. Sıra sende değilse sorun değil sandın. Vicdanın gerçeği söylüyordu belki ama yine de güçlünün yanında kaldın. Affediyorum seni.
Hep bir kusur bulunmuştu belki yaptıklarına. Gösterdiğin gayreti fark edememişlerdi hiç. Fedakarlıkların ödüllendirilmedi, emeklerin değer görmedi. Beğenilmedi hiçbir şeyin, belki de beğenmemeyi, beğensen bile belli etmemeyi, takdir etmemeyi onlardan öğrendin. İçindekini böyle azaltmayı seçtin belki. Affediyorum seni.
Söylemek istediğin sözler vardı. Anlatmak istediğin, paylaşmak istediğin anıların, duyguların vardı. Duygularını ve düşüncelerini öyle saçtılar ki sokağa, hislerini öyle çok bıraktılar ki soğuklarda, olması ve yapılması gerekeni bu zannettin. Kuleler ördün kendine, yükseklerden bakınca herkesten üstün olacağını zannettin. Sana yapılanı, doğru olan bildin. Affediyorum seni.
Belki de fırtınalar koparken aklında, alabora olmamak adına çırpınırken ruhun fırtınada, yardım için uzattığım ellerden fırtınalara çekmeyi denedin. Ben kapılmam ki fırtınalara, göremedin. Sonra boş kaldı ellerin. Oysa seni oradan çıkarabilirdim. Seni de böyle çekmişlerdi belki dipsiz bir kuyuya. Belki de doğrusu bu sanıyordun. Seni onların doğruları bırakmıştı orada. Seni affediyorum.
Böldüğüm elmanın en güzel tarafını sana uzatmıştım. Söyledim sana en güzelin ve en çoğun bu olduğunu. Sen sana uzanan diğer elmaların daha güzel olacağını sandın, onu aradın. Olmadığını gördüğünde, benim sana uzattığım elmayı aradın ama bilirsin elma bekleyince kararır. Elmamın yarısını senin için harcadım ama sorun değil, ben yarısıyla da doyarım. İçimden gelmese uzatmazdım. Suçlamıyorum aslında seni. Belki de hiç inanmadılar sana. Uzatmadılar böldükleri bir elmanın en çoğunu ve en güzelini. Düşünmediler belki de kendilerinden önce seni. Öncelik hiç sen olmadın.. Denk gelmedin belki.. Bundan dolayı kaybettin uzatılan en güzeli. Bana da yar olmadı, sana da. Hep en güzeli uzattığımdan, en güzel ve en çok olan bana yine gelir nasılsa. Umarım en güzeli ve en çoğu paylaşmayı sen de öğrenirsin. Affediyorum seni.
Başka bir ihtimali düşünelim şimdi.. Senin yerine geçeceğim. Belki de öyle bir an geldi ki, tam olarak karşındaydım ama anlayamadım sözlerini. Göremedim asla düşüncelerini, hislerini. Bilemedim belki de iyi niyetini, yanlış anladım seni. Fark edemedim belki de yapmaya çalıştığın iyiliği. Özür dilerim. Hayatıma kattığın ve iyiliğim adına yapmaya çalıştığın her şey için teşekkür ederim. Umarım bana olan iyiliğinin kat kat fazlası bulur seni. Affedebilir misin beni?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yıllar geçerken hayatımızdan da binlerce insan geçti. Her biri, iyi kötü başka bir iz bıraktı kalbimizde. Başka şehirlere, başka ülkelere gidenler oldu, koptu bazen irtibat ama izler unutulmaz. Kimileri kalbimizin ortasında ateşler yaktı, közler bıraktı. Bırakılan közleri ısınmak için kullanmayı öğretti kimileri. Sağlam basmamızı öğretecek kadar ansızın itiverenler oldu. Hakkınız olanı almanızı, kendinize saygınızı korumanızı, kimsenin hakkınızda atıp tutmasına ve iyi niyetinizin suistimal edilmesine fırsat vermemeniz gerektiğini, meydanı boş zannedip yaptıklarıyla hatırlatanlar oldu.. Bildiği yolları yanlış tarif edenler.. İlk kez çıktığın bir yolda, yanlışa gittiğin her adımda keyiflenenler.. Bilirsiniz, karşılaşmışsınızdır siz de. Başkaları geldi sonra. Çiçekler ekti yollara, filizlendirdi. Gösterdi bildiği doğruları. Uzattı ellerini, yokuşlarda destek verdi. Karanlık gecelere ışık oldu, kuyulara merdiven.. Böldüğü elmanın en güzelini uzattı. Herkes hayatımıza bir şeyler kattı ve gitti. Belki yolda karşılaşsak hemen tanıyamayız birbirimizi, değişmişizdir belki. Belki de yıllar geçmemiş gibi uzanırız birbirimize. Kim bilir..
Ben bugün anlamaya çalıştım herkesi. Birden içimden böyle bir his geldi. Kırıldığım ve küstüğüm herkesi affettim. Affetmek baştan başlamak değildir aynı yola. Yol yüründü ve bitti. Yeni yollardan geçeceğim tabii ki. Bu yalnızca bir yükü bırakmak gibi. Dağlara küsen tavşan misali haberi olmasa da kimsenin, ben affetmek istedim. Onlar, onlara yapılanı doğru zannetti. Onları da birileri üzmüştü büyük ihtimalle. Umarım onlar da bantlayabilir kalplerini. Bu daha fazla müsamaha göstereceğim anlamına gelmiyor tabii. Ben kendimi koruyabilecek kadar güçlü değilsem, uzatamam kimseye ellerimi. Bu yüzden kimse kimseye yedirmeyecek kendini. Umarım benim de bilerek ya da bilmeyerek kırdığım kalpler beni affeder. Kimsenin kötü bir anısı olmak istemem. Olduysam da hayatlarında her şey çok güzel olsun diye dua ederim onlar için. Belki akıllarına gelirim, bana ulaşamasalar da affederler beni. Kim bilir..
Hepimiz değerliyiz ama çok da önemli değiliz. İyi niyet gösteririz. Affederiz, af dileriz. Büyük değiliz kimseden, küçük de değiliz. Düşündükleri kadar aptal ya da zannettikleri kadar akıllı değiliz. İnsanız sadece.. Değişiriz, törpüleniriz, öğreniriz.. Damarlarda gezinmeye gerek yok, yaşayalım işte kendi bahçemizde mis gibi. Aklımda dahi yokken böyle bir yazının sonuna geldiğime uyandım şimdi. Canım ilham perilerim.. :)
Duygularımı, düşüncelerimi, hislerimi sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yazıya kimler denk gelecek bilmesem de, en samimi duygularımı bölüştüm sizinle. Hayatınızın bir savaş meydanındaymışçasına tetikte değil de, doğanın kalbinde mis kokulu çiçeklerle dolu bir botanik bahçedeymişsiniz gibi huzurla geçmesini dilerim..
Sevgilerimle..