Saat 04.32
Tam şu anda, hafif ve serin bir rüzgar ve ezan var.
Gecenin kalbinden bildiriyorum.
Bir gün daha bitti..
Günler görece dolu geçmekle birlikte zaman nereye akıyor merak ediyorum.
Bu gidiş nereye?
Az önce keşfette dolaşırken yaşlı iki ayrı insan gördüm.
Yaşlandığının farkına varmadan adım adım yaşlanan iki insan.
İki asık surat, iki suskun bakış.
Maziyi hasretle yad eden bu insanlar bir zamanlar çocuktu.
Geçmedi zaman, akmadı an.
Sonra büyüdüler, serpildiler, başka telaşlarla zamanın geçmesini beklediler.
Ve işte o yaşa geldiler.
İnsan bir geçiş sürecinde olduğunu ve artık 1.kuşağa ait olmadığını hissettiği an tanımsız bir hüzün ve anlamsız kabullenememe boy gösteriyor.
Değişiyor artık. Yüzü bile değişiyor insanın. Ne garip..
Önce ilk kuşağa ait hissetmeme, sonra zamanın geçmesini isteme, neler olduğunu kestirememe derken adım adım gidiyoruz gördüğüm resimlere.
İnsan yaşlanacağına ya da öleceğine inanamıyor.
Allah bunu insana bir ödül olarak vermiş olmalı.
Belirsizliğin kaygısı korkutsa bile aslında o korkuyu derinden hissedemiyorsun.
Ödül gibi..
Yaşama hep bağlı ama bir gün gidecek gibi..
Bir gün -ömür olursa- bembeyaz olacak saçlarım.
Ne hissedeceğim acaba o yaşta?
Üzgün müyüm, kırgın mıyım?
Yoksa kalabalık bir aile içinde neşeyle geçmişe gururla mı bakmaktayım?
Faydalı bir ömür yaşadım diyebilecek miyim?
Çok insan sevdim, çok insan tarafından sevildim..
Hayallerimi gerçekleştirdim diyebilecek miyim?
Ne kalacak benden geriye?
Kaç sene daha adım hatırlanacak?
Sadece merak..
İnsan biraz derinden düşündüğünde bu sorular muhakkak karşısına çıkıyor.
Günlerim, gün batarken hafif bir rüzgarla düz bir yolda yürümek gibi.
Ne eksik ne fazla.
Sessiz ve huzurlu.
Böyle günlerin ardını merak ediyorum.
Güzel günler olsun..
