11 Kasım 2020 Çarşamba
Okyanusun Ortasındaki Çöl Serabı
4 Kasım 2020 Çarşamba
Yaz Gibi Bir Güz
Asırlar sonra yeniden buradayım. Aslında yazma planım yoktu. Birden burada buldum kendimi. Küçük bir özet geçeyim şimdi.
Ekim ayı, sonbahar tatili oldu benim için. Güzel bir aydı. Yeni bir yaşa girdim, yeni şeyler öğrendim, yeni insanlar tanıdım, yeni yerler gördüm, yenilerle dolu bir aydı. Tertemiz hava ve tertemiz su ile yaşadığımı hatırladım. Yazın cıvıltısı bittiğinden civarda pek kimse kalmamıştı. Virüsün giderek yaygınlaştığı bu zaman diliminde kimsenin olmaması ayrı bir şans oldu. Yalnızlığı, sessizliği ve sakinliği çok seven biri olarak hayatımda ilk kez gerçekten tatil yapmış gibi hissettim. Bu bana çok iyi geldi. Ruhum dinlendi. Kendimi daha çok sevdim. Ve aslında hayatın o kadar da ciddiye alınmaması gerektiğini ve huzurun gerçekten yaşandığı yerlerin olduğunu fark ettim. Bu benim için müthiş bir kazanç oldu. Kararlar aldım. Hayaller kurdum. Planlar yaptım. Perdenin arka tarafı da var sonuçta. Oralarda dolaştım biraz. Güzeldi her anlamda. Bana güzel duygular ve düşünceler kattı bu ay.
Bir hafta önce denizde yüzerken şimdi deli gibi yağmur yağıyor. Doğup büyüdüğüm şehrin havasını yadırgıyorum. Pencereden başımı uzatıp temiz bir hava soluyamamak.. Ne garip. Anladım ki ben kalabalıkların insanı değilim. Deniz görmem gerek, gördüğüm denize girebilmem gerek. Doğal bir yaşam hayali kurup geldim. Şehrin kaosunda boş işleri çok ciddiye alarak yaşıyoruz. Bomboş insanları muhatap alarak pirelerin deve oluşunu seyrediyoruz. Bu çok saçma. Ama gündemimiz tam olarak bu. Oysa daha farklı bir hayat mümkün. Bakalım zaman ne gösterecek..
Aklımda o kadar çok şey var ki.. İcraat henüz olmasa da olur sanıyorum. Hayat hala düzlüğü göstermedi, yokuşlarını tırmanmaya devam ediyorum. En güzel manzaralar en yüksek tepelerin ardındaydı değil mi? Biraz daha yürüyelim bakalım.. Hep birlikte göreceğiz. Zaman sağlık, huzur ve daha çok mutluluk getirsin dilerim. Hepimiz için..
28 Eylül 2020 Pazartesi
Çölün Ortasındaki Aqua Park
Hiç yaşadınız mı bilmem, bazen hisleriniz yüksek sesle konuşur. Bağırır adeta onu duymanız için. Aklınız, hislerinizin yalnızca his olduğunun ve bir mantık ilgisinin olmadığının farkındadır. Her şey olması gerektiği gibidir, hayat yolundadır ama hisleriniz hala aynı şeyleri yüksek sesle anlatır. Bunu hiç yaşadınız mı?
Nasıl tarif etsem..
Çölün ortasındayım. Kumların ortasında, bu manzaranın bir şaheser olduğu bilinciyle bağdaş kurmuş oturmaktayım. Sonsuz sayıdaki kumlar süzülüyor ellerimden. Parmaklarımla dalgalar çiziyorum yere, sonsuz sayıdaki kumlara sonsuzluk izlerini bırakıyorum ellerimle. Velhasıl oldukça keyifli bir an. Güneş tam tepemde. Aldığım nefes, tüm bu turunculuğun içinde dalgalanan sıcak havadan sıcak bir yudum içmek gibi. Çöl, kum, dalgalanan sıcak hava.. Ve burada, uzaklarda görünen bir serap dahi yok. Tek bir çalı, çalının tutunabileceği bir toprak parçası yok. Çünkü hepsi uçurumdan okyanusa yuvarlanan bir parsel toprak gibi bilinmezliğe karışmış. Etrafta hiçbir şey yok. Barkanlarla dolu bir vaha, bazen kum fırtınaları ve daha çok sıcak hava..
İç sesim diyor ki, buraya 'Aqua Park' gelecek. Çölün kızgın kumlarının arasına büyük bir havuz yerleşecek. Turuncuların içinde bir mavilik.. Hava sıcak ama su serin. Öyle bir güzellik.
Hayal değil, hedef değil, istek değil, beklemek değil. Hiçbiri değil. His. Sadece his. Zerre mantığı olmayan, akla bile uymayan, kendi bağımsızlığını kendi ilan etmiş ve topraklarında kimsenin yaşamadığı bir his. Ciddiye alıp dinlemesem de söyleyip duruyor aynı şeyleri. Tanımsız ve tarifsiz.. Mantığım bu sesi ciddiye dahi almıyor. Savaşmıyor duymamak için. Garip..
Çölün ortasındaki Aqua Park..
Görebiliyor musunuz hislerimi? Turunculuğun içindeki mavi.. Gariptir ki, ben görebiliyorum. Tabii ki bu sadece bir his. His olduğu için görebiliyorumdur belki. Tanımsız ve tarifsiz.. Nihayetinde zaman neler getirir, neler götürür bilmiyorum. Hislerle savaşılır belki ama zamanla savaşılmaz, bunu biliyorum. Bu yüzden hepimize içinde bulunduğumuz anda huzuru ve sevinci bulmamızı diliyorum.
Zaman hepimiz için güzel şeyler getirsin..
26 Eylül 2020 Cumartesi
Buraya Dikensiz Bir Gül Bıraktım
2 Eylül 2020 Çarşamba
Kurallar Kime?
Saat 01.42
Düşünceler deryasında dalgaları saymak adına mantıklı bir saat gibi.
Tüm dünyada, etik kuralların bir avuç insan için yaratıldığını düşünüyorum. Gecenin fikri bu. Her konuda tüm dünyanın önceliği ahlakken asla ama asla bu kurala göre yaşayan yok. Herkesin dilinde olan insan ahlakı, iş ahlakı vs vs ahlakı tamamen laf. Gerçekten laf. Hoş benim hala şaşırıyor olmam bu dünyada yaşamıyor olmamın bir kanıtı da neyse. Anlayamıyorum..
Herkes çok doğru, herkes çok iyi, ahlak abidesi insanların her biri.. Perdeler açıldığında ise düşüyor maskeler. Çok çok garip. İnsanlara güvenimin 0 noktasına ulaşmasına zerreler kalmışken düşünmek istedim. Bir avuçtan öteye geçemeyen insanlar doğruluğun ödülünü almak yerine bedelini ödüyor olabilir mi? Bu da ayrı mesele tabii..
Herkesin her konuda çok ahlaklı olduğu bir zamanda bu kadar ahlaksızlık kimden? Ve neden..Bu bir soru değil. Belki de yanlış olan o bir avuç insan taneleridir. Bilemiyorum ama böyle olduğunu düşünüyorum. Aynı dünyada değiliz. Zaman ne gösterir bilinmez tabii ama garip ya.
Bu yazı burada dursun.
23 Ağustos 2020 Pazar
His Bulutu
Yapması gereken çok şey olup hiçbir şey yapamayanlar online mı?
Neyse ki ben sizler adına da buradayım. :) Uzun zaman oldu değil mi? Bir yanım yaz dedi bir yanım sadece oku. Ben de hem okudum hem de bendirimle zaman geçirdim. Yazdığım da oldu. Ama buraya değil. :)
Bir minik karantina atlattık bu dönemde. Şimdilik kazasız belasız ilerliyoruz ama yarınlar sürprizlerle dolu malum.. Neler olacak bilmiyoruz. Ülkece kendi canımızdan da büyüklerimizin canından da geçmiş halde sokaklardayız. Virüsü uzay boşluğuna fırlatmış edasıyla büyük bir rahatlığın pençesinde takıldık. Ekonomi, gündem ruhumu yıpratan tek şey. Umudum az olmakla birlikte her şeyin değişeceğine ve daha güçlü bir hale dönüşeceğine inanmayı tercih ediyorum. Bu zaman zarfında da kendimi iyi ve mutlu hissettiğim durumlara odaklanıyorum. Kendimizi ruhen sarmamız, bazen kendi ellerimizden tutmamız gerek. Güçlü duvarlara sahipseniz şanslısınız.
Planlarım var, hedeflerim var ama..
Bir cümlede ama varsa önceki cümlenin hükmü yoktu değil mi? Tamam tamam.. :) Kendi cevabımı kendim veriyorum böyle. Evet planlarım var ve hedeflerim var ancak bu aralar toparlayamıyorum aklımda. Biliyorum ki ben onu muhakkak halledeceğim. Çünkü karar verdim. Bana mantıklı geldiyse ben onun peşinden giderim. Gönül ister ki sistemli bir çalışma ile sürüp gitsin her şey. Daha kolay ilerlesin. Her şey gönlün istemesiyle olmuyor tabii, keşke olsa, ah bir olsa.. Bir şeylere uzaklaştıkça gözde büyüyor ve büyüdükçe daha da uzaklaşılıyor ya tam da öyle bir haldeyim.. Garip ama böyle. Ya da bu aralar böyle.. Sağlık olsun.. :) Su akar ve nasılsa yolunu bulur. İnanıyorum.
Bu aralar içimde bir his var. Adı ve tarifi yok. Böyle garip bir his. Aslında sebebi de yok. Neden bilmiyorum. Bu his bulutunun etrafımı sardığını hissediyorum. Sakinlik verdiğini.. Nihayetinde his, belki de ben öyle zannediyorum. Olamaz mı? :) Olur öyle şeyler. Mantıklı bir açıklama bulamadığım için böyle yorumluyor da olabilirim. :) Bu hissin hissettirdikleri de sanırım şöyle: Zaman aksın, sen yoluna devam et. Olurlar da olmazlar da senden bağımsız nasılsa. Yaşanacak olanlar zaten yaşanacak. Sen sadece devam et. Yürü ama etrafa bakmadan yürü. Neler oluyor neler olmuyor demeden yürü. Bir şeyler değişecek..
Velhasıl günler böyle geçiyor. Bir yerlere akıyor zaman. Nereye aktığını bilmiyor ve artık sorgulamıyorum. Kendime odaklanmış durumdayım. Daha iyi hissetmek için duygularımı ve düşüncelerimi sorguluyorum. Bir şeylerin değişmesi gerekiyor bu dünyada. Ben de o uzun zincirin bir halkası olarak kendimden başlamayı tercih ediyorum. Ve biliyorum ki her şey sevgi, iyi niyet ve hoşgörü ile güzelleşecek. En sağlam değişim böylelikle gerçekleşecek. Gündüzleri bulutlara, geceleri yıldızlara, aya ve doğanın kalbindeki çiçeklere, ağaçlara, kuşlara hayranlıkla, arındırıyorum kalbimi.. Her şeye kocaman bir OLSUN diyerek yolumu çiçeklendirmeye çalışıyorum. Bu da işte böyle bir çaba.. :)
Günler sağlık, huzur ve sevgiyle dolsun.
Herkes çok mutlu olsun. :)
5 Temmuz 2020 Pazar
Dolunay Söylencesi
Yine bir gece vakti..
Gecenin manzarası, dolunay. Öyle güzel ki.. Uyuyanlar neler kaçırdığını bilmiyor. Hayran hayran bakıyorum göğe. Sanki gökte kocaman bir inci asılmış gibi. Işık saçıyor. Tek başına. Gürül gürül akan bir ışık hüzmesiyle gücünü ispatlarcasına. Kalbi hiç kırılmazmış gibi. Hiç yargılanmazmış gibi. Dolunay..
Gecenin başlı başına bir saygınlığı olduğuna inananlardanım. Gündüzden daha farklı. Daha başka ve belki de daha anlamlı. Geceye şer yüklemek ya da gece uyumamaya farklı anlamlar yüklemek bana anlamsız geliyor. Gecenin verdiği ilhamı hangi zaman dilimi verebilir ki? Bu sessizliği ve derinliği hangi aralıkta bulabiliriz? Gecenin kıymeti baki..
Kalbimde diri tutmaya çalıştığım bir çiçek var. Minicik. Beyaz ve sarı arasında bir renkte ve henüz 4 yapraklı. Büyüyecek mi bilmiyorum bu çiçek. Toprağını beğenecek mi, büyütebilecek miyim bilmiyorum. Aslında onu beslemek için ne yapmam gerektiğini de fazla bilmiyorum ama gözümle seviyorum onu. Umarım susuz bırakmam. Yetersizce sulamam. Çünkü bir çiçeğe ihtiyacım var. Yolumdaki papatyaları yolanlar o güzelliği benden esirgedi. Kalbimdeki bu çiçeğe sarılıyorum şimdi. Umarım mis gibi kokan güzel bir çiçek olur..
Günler bazen dingin bazen dopdolu geçerken akan zaman nerede bilemiyorum. Bildiğim tek şey insanın her nereye giderse gitsin, hangi yokuştan inerse insin önce kendine sarılması ve önce kendini koruması. Sevebilecek bir kalple yaşamak gerek. Akıp giden zamanı sevgiyle uğurlaması gerek. Düşeceğiz, kalkacağız, bazen uzattığımız güllerin dikenleri batırıldığından kanayacağız ama asla kimseyi kanatmayacağız. Hep gül uzatacağız. Hep güzel bakacağız. İyilik dileyip iyilik bulacağız. Zor değil. Başarırız..
Yine bir gece vakti, dolunaya serdim kalbimi..
Kurudu. Toplamam gerekli.
Sağlık, huzur ve en önemlisi sevgi dolu günler diliyor, dolunay söylencesini burada bitiriyorum. 🌕
Çatırtıları Duydunuz mu?
Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :) Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...
-
TİMSAH HEYKELİ Kadıköy’de bulunan, her ne kadar dikkat çekmese dahi buluşma...
-
Dün gece Lale Müldür'ün, Mağaradakiler adlı edebiyat dergisiyle söyleşisine denk geldim. Ve dün gece itibariyle kendisine hayr...
-
Mutluluk.. Üzerine söylenmiş milyonlarca söz, yazılmış trilyonlarca yazı var. İnsanlığın yegane arzusu, duaları...





