10 Ağustos 2018 Cuma

Rüzgarla Gelenler





         Balkonda, apartmanlar arasından güçlükle görebildiğim yıldızlarla nefes alıyorum şimdi. Sağımda binalar var, devamında göğe uzanan bir çam ve lacivert bir gökyüzü.. Solumda evet tam da solumda bir incir ağacı, benimle sohbete gelmiş gibi yakınımda, kollarını kalbime uzatıyor.. Rüzgar saçlarımla, incir yaprakları rüzgarla dans ediyor. İşte böyle bir akşam vakti..

       Bazı gerçekler hayal, bazı hayaller gerçek gibi..
       Bu kadar..
       Tüm söyleyeceklerim bitti.
       O zaman göğe bakalım şimdi..

                                             Görsel alıntıdır.
     
        

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Kara Kaplı Defter




      Bence herkesin hayatında bir kara kaplı defter vardır. En azından benim var. Severek kullanıyorum bu defteri. Bu defter hayali fakat çok faydalı ve çok etkili. İçinde yol haritam var. Uzak durmam gereken insanlar, söylenen yalanlar, yapılan yanlışlar ve bunun gibi dikkat edilmesi gereken olaylar.. Hepsi tek tek yazılı, ben unutsam dahi kara kaplı defterim var! Yok yok kindar değilim. Bu sadece kendimi koruma çabası. Bu yüzden defterim çantamın bir köşesinde her zaman saklı..

      Bazı anlar vardır.. Bu anların içinde de basit sorunlar, ufacık kaygılar ve kronik yalnızlıklar.. Bir de bu anlarda arkasını dönen, görmezden gelen, yükseklerden baktığını zanneden insancıklar.. Farkında değilmiş gibi tavırlarla kurulan cümleler tek tek yazılıyor sayfalara. Başkaları hakkında söylenen yalanlar, yapılan yanlışlar da mevcut tabi. Bana dokunmayan yılan bin yaşarsa, elbet benim de uğrar yanıma.. Unutmamak lazım değil mi?

     İnsanlara haklar veririm kendimce. Kişilere ve durumlara göre hak sayıları değişir. Adaletli olmak adına yani. Bazen böyle olması gerekir.. İnatla tüm haklarını harcayanlar bizzat kendileri, kendilerini yazar kara kaplı defterime. Ben de bundan sonraki süreçte, o deftere yazılanlar ölçüsünde güvenirim o kişiye.. Mantıklı bence.

    Hassas bünyeye ağır gelir yapılan yanlışlar. Hatalar kırar benim kalbimi. Benimki kendimi koruma çabası aslında. Çok güvenmemek, çok kırılmamak, en nihayetinde yıpranmamak adına. Belki de hepsi boş bir çaba. Bizi dostun gülleri yaralayacaktır belki. Hayat böyle ince planlar abidesi.. Elbet biz de büyüyeceğiz.. Onarmayı öğreneceğiz. Kırmadan, yormadan yaşamak umuduyla tabi..

                                                  Görsel alıntıdır.

5 Ağustos 2018 Pazar

İz Sürücüler




       Gecenin en serin karanlığından geliyorum. Saat tam 03:00 ve 5 Ağustos 2018 oldu. Yakında Eylül olur sonra yıl biter. Zaman su gibi, takip etmek çok güç. Onun kendine has bir akışı var adeta, bizim çok dışımızda ilerleyen bir akış. Ne diyelim, daim olsun!

       Bu saatte neden buradayım? Aklıma alakasız bir şekilde iz sürücüler geldi. İnsan takipçileri, ağaçların arkasındaki filler ve türevleri..

       İnsan sosyal bir varlık. Birileriyle muhatap olmadan, sosyalleşmeden, bakmadan, görmeden, konuşmadan, dinlemeden, okumadan, yazmadan kendini geliştiremez malum. Bu sebeplerle birilerini takip etmesinde bir sakınca görmüyorum. İyi enerjiler alınan, insana bir şeyler katan kişileri takip etmek bir noktada faydalı bile sayılabilir. Farklı hayatlar, farklı insanlar ve farklı tecrübeler en nihayetinde. Geçerli sebepler olabilir. Aklıma takılan iz sürücüler biraz farklı..

      Bazı insanlar vardır, gizli gizli birilerini takip eder, genellikle yakalanır. Kötülediği, belki nefret ettiğini söylediği insanların adımlarını dahi takip etmeye çalışır. Onun gibi olmak adına, onun gibi konuşmak adına, onun gibi yaşamak adına çırpınır. Bana biraz garip geliyor bu durum. İnsan biriyle ortak bir noktada buluşamadığı için irtibatı keser. Birbirlerine katacakları bir şey kalmamıştır çünkü. Bu sinsi takip yalnızca takip edene zarar verir kanısındayım. Takip edilen kendine yeni yollar belirlerken, takip eden bir başkasının yollarını yürümekle meşgul olur ve kendi yollarını kaçırır. Değer mi? Bence değmez.. 

      Ey iz sürücüler..! Boşverin gitsin. Bırakın, herkes kendi yoluna gitsin. O zaman dilimini nefsi kıskançlıkları beslemek adına geçirmek yerine bir başkasının yazılarını okuyun, önerilerini dinleyin daha mantıklı bence. Şu hayata bir şey katabiliyorsanız katmaya çalışın, dokunabiliyorsanız başka hayatlara, bunun için uğraşın. Birilerine faydanız olsun. Olamıyorsa kendinize faydanız olsun. Bir diğer önerim şu olabilir aslında.. Madem yakın takibe aldınız bir insanı.. Konuşmayı deneyin. Evet konuşup düşüncelerinizi söyleyin. Bu çok daha insancıl değil mi? Hem insanın kalbini rahatsız eden o gizli takip son bulmuş olur. Basit yöntemler, naçizane tavsiyeler. Bir merhaba kimseyi yerle yeksan etmez, zirvelere götürmez. Hayat zaten zor. Kendinize daha da zorlaştırmayın şu hayatı. Akışa bırakın ve yürütün yaşamınızı. Birilerinin arkasında kalmak yerine, tek başınıza yürüyün bu çok daha anlamlı..

      Bu yazı belki imha olur, belki sonsuza dek burada olur. Şimdilik evi burası..
İnsanız. Hatalarımızla, kıskançlıklarımızla, nefretimizle, aşkımızla, sessizliğimizle, varlığımızla, yokluğumuzla insanız. Hepsi bizim için var edilmiş kavramlar. Durumu iyileştirmeye bakalım. Daha mutlu olmak, huzur bulmak için..
Vicdanımızı huzur dolu yastıklarda uyutabilmek için kendi yolumuza bakalım..

  
Görsel alıntıdır.

2 Ağustos 2018 Perşembe

İnsan Terbiyecisi




        Günlerdir yazamıyorum. Aslında söyleyecek çok şeyim var, bu yüzden susuyorum. Kabuğu kaldırmamak gerek bazen.. Öyle bir zaman diliminden ve İnstagram keşfet butonundan geliyorum şimdi. Bana hatırlattığı meseleyi yazmak istedim. Yazmak, kalple aklın buluşabildiği tek nokta gibi..

       Keşfet benim için, canlı kanlı bir roman diyebilirim. Anlık ve gerçek. Bazı paylaşımlarda, acılarda, sancılarda ve heyecanlarda kurgu yok. İki paylaşım öncesinde imrenilecek o gerçek mutluluk, iki paylaşım sonra yerini korkulacak acılara bırakıyor bazen. Bazen de tam tersi. Diplerde tomurcuklanan çiçekler gün yüzüne çıkıp el sallıyor sanki..

      Şu hayatta yaşanılan her ne varsa, ruhu zorlayan ve kalbi yıpratan ne varsa adeta bir insan terbiyecisi gibi.. Asla kabullenmeyeceğimiz meseleleri, daha zor bir konuyla birlikte sunarak, asla denilenleri tercih edilen yapıveriyor. Hayat ne garip değil mi? Yaşam sanki insanı egosundan, kibrinden, aşırı sevincinden, aşırıya kaçan hayallerinden koparmak adına pusuya yatmış bekliyor. Bu sebeple gününü bulutların üzerinde yaşayan hiçbir insan yarınını bilmiyor. Her şey insanı biraz daha olgunlaştırmaya, standart olan duygulara indirgemek üzere programlanmış sanki. Bundandır acıların içinden çıkan tecrübeler. Sancılarla gelen güç ve birikimler.. Dünya böyle bir yer..

     İnsan.. İçinde merhametle vahşeti bir arada barındıran, beyin taşımadığına yeminler edebileceğimiz anlar yaşatan o zeki varlık.. Terbiyesi de zor tabi. Hayalleri, düşünceleri, nefsi.. Hayat onu yola getirmek zorundadır belki.. Değil mi? Yaşananları her yönüyle irdelemek gerekli. Anlayabilmek için, kabullenebilmek için, sabredebilmek için.. Aslında her şey insan için..

                             
Görsel alıntıdır.

30 Temmuz 2018 Pazartesi

Deniz Tuzuna Saklanmış Düşünceler




    Küçük bir tatilin ardından kürkçü dükkanıma döndüm. Bilgisayarım hep yanımdaydı aslında ama yazmadım ya da yazamadım. Çünkü canım yazmak istemedi. Canım canım.. Onu kıramazdım.
   
    Bu uzaklaşmayla dinlenmiş oldum biraz, arınmış oldum, uzaklaşmış oldum kendimden. Bazen denizin içine saklanıp yuvama döndüm, bazen esen rüzgarla kendimi buldum.. Doğa güzeldi. Yıldızlar çok güzeldi, dolunay çok çok güzeldi. Sessizlik ve gece zaten mükemmeldi. Böyle bir tatildi, bitti..

    Bol bol düşünme fırsatı buldum. Konuşma fırsatı da buldum tabi. Kendimce yeni kararlar aldım. Denizin tuzuna saklayıp yanımda getirdim bazı düşüncelerimi. Ne kadar taze kalır bilinmez ama en azından yanımda. Şimdilik bu yeterli..

    Hayat sürprizlerle dolu.. Bunu 2 defa daha hatırlama şansım oldu şu kısacık tatilde. Hayat çok garip. Hem de çok çok garip. Zaman başka hangi sürprizlerle gelir bilinmez.. Mutluluk getirsin yeter. Durumlar böyle..


21 Temmuz 2018 Cumartesi

Mutluluk Topçukları




        Dışarıdan çok güzel bir müzik geldi şimdi.. Sözlerini anlayamadım fakat gecenin sesi gibiydi. Bazı müzikler gece gibi. Eşsiz.. Ben de tüm yazdıklarımı sildim ve yazıma yeniden başlamaya karar verdim.

      Her müziğin, her kokunun, her anın, her sohbetin, her ilişkinin ve sessizliğin de bir ruhu vardır. Yalnızca o zamana, o insana, o sohbete özgü bir ruh. İnsanı çok mutlu edebilecek, bazen uzak diyarlarda hissettirebilecek bir güç. Bazen bir şehre gittiğinizde o şehrin size özel bir enerjisi vardır. Bunu izah edemezsiniz, tanımsızdır ama vardır. Ve bir de çevrenizdeki insanlar.. Her biriyle bambaşka bir iletişiminiz vardır. Sessizliğiniz bile başkadır. Belki hiç konuşmamışsınızdır, belki sanal dünyanızdadır ama sanki susarak anlaşırsınız. Yıllardır tanıyormuşsunuz gibi sessiz bir yakınlık..

     Hayat bize işte böyle mutluluk topçukları fırlatıyor bence. Karşımıza düştüğünde bizi mutlu ediyor, o anımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi değiştiriyor. Bu belki de hayatın bize yön okları olabilir. Dur oradan değil, buradan gitmelisin deme şeklidir. Kim bilir..

     Uzaklardan gelen o tatlı müzik çok gerçekti. Gece kadar güzel ve onun kadar narindi.. Bu gerçekliği görmezden gelmemek gerekiyor demek ki. Bu yazının seyri, gecenin sesiyle değişti..

     Hayatın küçük sürprizlerini kalbimizde büyütüp, gölgesinde serinlemek için gören gözler, duyan kulaklar, hisseden bir kalp diliyorum hepimiz adına. Böyle böyle güzelleşecek dünya. İnanıyorum.. Acı çeken ruha, düşünen akla, sorgulayan vicdana da inanıyorum. Su akacak yolunu bulacak ve hayat bize mutluluk topçukları fırlatacak.. Bugün olmasa da.. Bir gün mutlaka!

19 Temmuz 2018 Perşembe

Bir Fil Ağacın Arkasına Saklanırsa Ne Olur?




      Herkesin hayatında sayıca az olmakla birlikte mutlaka bulunan, kesinlik abideleri vardır mutlaka. Her şeyden eminlerdir. Kesin öyledir. Başka bir ihtimal yoktur. Ne desen inanmaz, kanıtlasan dahi yolundan çıkmaz.. Yorucu tipler.. İşte bunlar hep boş muhabbetler.
   
     Anladığım kadarıyla şu hayatta kesin diye bir şey yok. Kapılar her zaman açıktır. Asla yapmaz, asla demez, kesinlikle öyle düşünmez diye atıp tutulan cümleler yalnızca havada kalıyor. Hayat öyle garip öyle ilginç ki, bazen ne söylesek boşluğa fırlatılıyor. O yüzden tüm kapılar ben dahil herkes için sonsuza kadar açık. İnsanız..

     Bazen yorulduğumu hissediyorum. İnce düşüncelerden yoruluyorum artık. Nezaketten ziyade fesatlıktan mürekkep bu incelikler, beni insanlardan biraz daha uzaklaştırıyor sanırım. Susmak ya da bazı şeyleri görmezden gelmek, anlamadığımız anlamına gelmiyor malum herkesin bir aklı var sonuçta.. Ve bir de ağacın arkasına saklanan fil misali kendini görünmez, sözlerini duyulmaz, planları anlaşılmaz sanan canlılar.. Beni yoran en çok bunlar. Yine de görmezden-duymazdan gelmeye devam etmekte fayda var. Zaten dünyada binlerce mesele var. Hangisini düşünelim, hangisine üzülelim değil mi? Hayat zor..

Not: Görünmez değiliz. Her sözümüz, her bakışımız, her yaptığımız ayan beyan ortada. Hatırlatmak istedim. Ağacın arkasındaki fillere selam olsun..


Çatırtıları Duydunuz mu?

      Kulağım çınladı, işte geldim. Beni mi anmıştınız? :)       Tabii ki dönüp dolaşıp konacağım dal, burası olacaktı. Bu defa kendi düşünc...